başına ile cümle
başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Büyükannem tek başına yaşıyor.My grandmother lives by herself.
Tek başına yabancı bir ülkede seyahat etmen tehlikelidir.It is dangerous for you to travel to a foreign country by yourself.
Hiroko orada tek başına oturdu.Hiroko sat there all alone.
Bugünlerde birçok yaşlı insan kendi başına yaşıyor.These days many old people live by themselves.
Bir kadının tek başına seyahat etmesi günümüzde normaldir.Nowadays it is not unusual for a woman to travel alone.
Çocukların gece tek başına dışarı çıkmaları tehlikelidir.It is dangerous for children to go out alone at night.
Çocukların başına buyruk olmalarına izin vermeyin.Don't let children have their own way.
Basına inanmamın nedeni budur.That is why I believe in the Press.
Caddeyi tek başına geçen küçük bir erkek çocuğu gördüm.I saw a young boy crossing the street by himself.
Tek başına dışarı gitmenden hoşlanmıyorum.I don't like your going out alone.
Tek başına geleceğine dair fikrim var.I got the idea that he would come by himself.
Oraya tek başına gitmeni istemiyorum.I don't like your going there by yourself.
Nihayet onun aklı başına geldiğini gördüğüme sevindim.I was glad to see that he finally came to his senses.
Onu parkta tek başına yürürken gördüm.I saw him walking alone in the park.
Talihsizliklerin asla tek başına gelmediklerini unutmuyorum.I bear in mind that misfortunes never come singly.
O, bazen tek başına zaman geçirir.Sometimes he spends time by himself.
Biri en ödevini kendi başına yapmalı.One should do one's homework by oneself.
Geyik tek başına koşuyordu.The deer was running by itself.
Bilgi, parça parça basına sızdırılıyor.The information is leaking piecemeal to the press.
Hiç kimse kendi başına kendisi için yaşayamaz.No one can live by and for himself.
Büyükanne masayı kendi başına taşıdı.Grandmother carried the table by herself.
Kimse tek başına yaşayamaz.Nobody can live by himself.
Orta Doğu petrol fiyatları varil başına beş dolar fırladı.Middle Eastern oil prices jumped by five dollars per barrel.
Japonlara göre, tek başına uyuyan bir Amerikan bebeği yalnız görünüyor.To Japanese, an American baby sleeping by himself seems lonely.
Tek başına onu yapmış olamaz.He cannot have done it by himself.
Onun işi kendi başına yaptığını düşünüyor musun?Do you think he did the job on his own?
O, işi tek başına tamamlamış olamaz.He cannot have completed the work by himself.
Ev ödevini yalnız başına yapıp yapmadığı şüpheli.It is doubtful whether he did his homework by himself.
O henüz gelmedi. Başına bir şey gelmiş olabilir.He has not come yet. Something may have happened to him.
O, muhtemelen kendi başına mektup yazamaz.He can't possibly write the letter by himself.
Mektubu kendi başına yazmış olamaz.He can't possibly write the letter by himself.
O, işi kendi başına yaptı.He did the work on his own.
Onu tek başına yapsın.Let him do it alone.
Onu ona tek başına yaptırma.Don't let him do it alone.
Ormanda tek başına yaşıyor.He lives by himself in the woods.
O, bir apartman dairesinde tek başına yaşıyor.He lives alone in an apartment.
O tek başına oraya gitmek için yeterince cesur.He is brave enough to go there by himself.
Tek başına orada yaşadı.He lived there by himself.
O tek başına yurt dışına gitti.He has gone abroad by himself.
Tek başına yurtdışına çıktı.He has gone abroad by himself.
O, tek başına yürüyüş yapmayı seviyor.He likes taking a walk by himself.
Tek başına yaşayacak kadar büyük değil.He is not old enough to live alone.
O yalnız başına kahvaltı yaptı.He had breakfast all alone.
O, tek başına oraya gitti.He went there by himself.
O, tek başına seksen günde dünyayı gezdi.He has traveled around the world in eighty days by himself.
O, bu ıssız yerde tek başına taşıyor.He lives in this lonely place by himself.
O, tek başına New York'a hareket etmeye karar verdi.He decided to set out for New York by himself.
O tek başına müzik dinledi.He listened to music by himself.
O, ormanda tek başına yaşar.He lives in the forest alone.
O tek başına yaşar.He lives by himself.
O, tek başına akşam yemeği yedi.He had dinner by himself.
O, tek başına seyahat etmeyi sever.He likes to travel by himself.
O tek başına seyahat etmeyi sever.He likes to travel alone.
Her şeyi kendi başına yapmayı sever.He likes to do everything for himself.
Bu ayın başına kadar bizimle kaldı.He stayed with us until the beginning of this month.
O, saatini kendi başına tamir etti.He repaired his watch by himself.
O, tek başına akşam yemeğini hazırladı.He prepared supper by himself.
Onun onu tek başına yapabileceğini düşünmüyorum.I don't think he'll be able to do it by himself.
O şimdi kendi başına.He is now on his own.
O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
İlgili Sayfalar