Tek başına yüzmeye gitmek için yeterince yaşlı değilsin.You are not old enough to go swimming by yourself.
Görevinin başına ne zaman gidiyorsun?What time are you going on duty?
Artık sınavı geçtiğine göre, kendi başına araba kullanabilirsin.Now that you have passed your test, you can drive on your own.
Bunu tek başına mı yaptın?Did you do this on your own?
Senin tek başına oralara gitmen risklidir.It is risky for you to go into that area alone.
Tek başına onu yapmaya çalışman çılgınlık.You are mad to try to do it all alone.
Tek başına dağa tırmanmanın tehlikeli olduğunu düşünüyorum.We think it is very dangerous that you're climbing the mountain alone.
Benim için sürpriz oldu, çocuk Yokohama'dan buraya bütün yolu tek başına geldi.To my surprise, the child came here by himself all the way from Yokohama.
Bizim için sürpriz oldu, o Brezilya'ya tek başına gitti.To our surprise, she has gone to Brazil alone.
Dev bir federal bütçe açığı, yıllardır Amerikan ekonomisinin başına bela oldu.A huge federal budget deficit has been plaguing the American economy for many years.
Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.The opening address alone lasted one hour.
Yük bir sürücünün tek başına taşıyamayacağı kadar çok ağırdı.The load was too heavy for a driver to carry alone.
Bir metroya tek başına binmek tehlikeli mi?Is it dangerous to take a subway alone?
Piyanoyu tek başına kaldıramazsın.You cannot lift the piano alone.
Sevgi ile tek başına yaşayamazsın.You cannot live by love alone.
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.Lindbergh's solo nonstop transatlantic flight was a remarkable accomplishment.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.
Bazen zamanı tek başına harcar.May sometimes spends the time by herself.
Mary'nin orada tek başına yaşamasından hoşlanmıyorum.I do not like Mary's living there alone.
Herkes aklını başına devşirdi, tamam.Everybody pulled their socks up, yeah.
Bob kendi başına bu çileyi aşmak zorundadır.Bob has to get through this ordeal on his own.
Bill genellikle tek başına oyuncakları ile oynar.Bill often plays with toys by himself.
Tek başına yaşamayı nasıl buluyorsun?How do you like living on your own?
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Bale müzik şefi olarak yalnız başına duruyor.He stands alone as a conductor of ballet music.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
Nancy tek başına yurt dışında yaşamayı istemiyordu.Nancy didn't mind living abroad by herself.
Tom bu işi yalnız başına yapabilir.Tom can do this work alone.
Dick kendi başına gitmeyi planlıyor.Dick plans to go by himself.
Tama bazen kendi başına yürüyüşe çıkar.Tama sometimes goes for a walk by himself.
Kendi başına gitmemen gerektiğini söylememin nedeni buydu.That's why I told you not to go by yourself.
Yaşlı adam tek başına yaşadı.The old man lived by himself.
Yaşlı adam tek başına yaşıyor.The old man lives by himself.
Yaşlı adam kendi başına yaşamaktadır.The old man lives by himself.
O günlerde, o, evde tek başına yaşıyordu.In those days, he lived in the house alone.
Adam tek başına rüzgar sörfü yapmaktan hoşlanıyor.The man is enjoying windsurfing alone.
Adam kendi başına hareket edemeyecek kadar çok şişman.The man was too fat to move by himself.
Kız tek başına her şeyi çalmaya alışkın.The girl is used to playing all by herself.
İş onun tarafından yalnız başına mı yapıldı.Was the work done by him alone?
Bu ülkede aile başına düşen çocuk sayısı 2'den 1,5'a düştü.In this country the average number of children per family fell from 2 to 1.5.
Sen tek başına bu tür şey yapmamalısın.You should not do that kind of thing by yourself.
Yakında kendi başına yaşamaya alışacaksın.Soon you'll get used to living by yourself.
John'un başına geleni duydun mu?Did you hear what happened to John?
George çok kaynaşmaz; o kendi başına kalmayı sever.George doesn't mix much; he likes to keep to himself.
Kollarını bağlamış olarak Jim tek başına oturuyordu.Jim sat alone with his arms folded.
Jane'in tek başına okula gitmesi çok zordu.It was too difficult for Jane to go to school alone.
Zirve uluslar serbest ticareti gündemin en başına koydular.The summit nations put free trade at the top of the agenda.
Bir kız için gece geç saatte kendi başına dışarı çıkması güvenli değildir.It is not safe for a girl to go out by herself so late at night.
Bütün bu dertleri başına açtığım için üzgünüm.I'm sorry to cause you all this trouble.
Başına çok fazla bela olduğum için üzgünüm.I'm sorry to trouble you so much.
Buralarda tek başına dolaşmasan iyi olur.You had better not wander around here by yourself.
Bu senin kendi başına çözmen gereken bir sorun.This is a problem you have to solve by yourself.
Bu tek başına bizi ikna etmek için yeterlidir.This alone is enough to convince us.
Onların başına bela gelmek üzere.They are in for trouble.
Tek başına bunu yapabilirsin.You alone can do this.
Bu madde tek başına zehirli değildir.This substance is not poisonous in itself.
Bu santral, tek başına çeşitli şehirlere elektrik sağlar.This power station alone provides several cities with electricity.
Bütün bu ev ödevini tek başına yaptığını sanmıyorum.I don't think that you did all this homework by yourself.
Kişi başına tur kaç para?How much is the tour per person?
Amcam sürekli olarak ailesine başına bela olur.My uncle constantly causes his family trouble.