Bununla baş etmek için üç ilaç alıyorum.Ik neem drie medicijnen om het onder controle te houden.
Bununla baş etmek için üç ilaç alıyorum.Je prends trois médicaments pour la soigner.
Bununla baş etmek için üç ilaç alıyorum.Sto prendendo tre farmaci.
Bununla baş etmek için üç ilaç alıyorum.Tôi sử dụng 3 loại thuốc.
Bununla baş etmek için üç ilaç alıyorum.Вземам три лекарства, за да се справям с нея.
Bununla baş etmek için üç ilaç alıyorum.Я принимаю 3 лекарства, чтобы контролировать ALS.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Als je een blind kind bent in India moet je waarschijnlijk met ten minste twee belangrijke zaken leren leven.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Če ste slepi otrok v Indiji, se boste morali spoprijeti z vsaj dvema zelo slabima novicama.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Dacă ești un copil orb în India, este foarte probabil să primești cel puțin două vești proaste.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Jos olet sokea lapsi Intiassa tulee sinun kohdata ainakin kaksi isoa huonoa uutisista.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.여러분이 만약 인도에서 눈이 먼 아이라면, 여러분은 적어도 두 가지 큰 나쁜 소식을 접하게 될 것입니다.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Nếu như bạn là một đứa trẻ mù ở Ấn Độ, rất có thể bạn sẽ phải đối mặt với ít nhất là 2 tin xấu.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Vak gyerekként Indiában nagy valószínűséggel két nagyon rossz hírrel kell megbirkóznod.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Άν είσαι ενα τυφλό παιδί στην Ινδία, πολύ πιθανό θα πρέπει να συμβιβαστείς με τουλάχιστον 2 πολύ άσχημα νέα.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.Ако си сляпо дете в Индия, е много вероятно да се наложи да се бориш с поне две лоши новини.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.אם אתה ילד עיוור בהודו, רוב הסיכויים שתצטרך להתמודד עם לפחות שתי חדשות רעות.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.لو كنت طفلا أعمى في الهند, ستضطر في الأغلب أن تتعامل مع خبرين سيئين على الأقل.
Eğer Hindistan'da kör bir çocuksanız, muhtemen en az iki kötü haberle baş etmek zorunda kalırsınız.少なくとも二つの大きな悪いニュースに 立ち向かわなければなりません 最初の悪いニュースは
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Att leva med Motty hade reducerat mig till en sådan grad att jag var helt enkelt inte kan klara med denna sak.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Élet a Motty csökkentette rám olyan mértékben, hogy én egyszerűen képtelen megbirkózni ezzel a dolog.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Leven met Motty was afgenomen me zodanig dat ik was gewoon niet in staat het hoofd te bieden met dit ding.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Living with Motty hatte mich so weit reduziert, dass ich einfach überfordert war mit diesem Ding.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Sống với Motty đã giảm đến một mức độ mà tôi chỉ đơn giản là không thể để đối phó với điều này.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Vivere con Motty mi aveva ridotto a tal punto che mi era semplicemente incapace di far fronte con questa cosa.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Življenje z Motty je zmanjšano me do te mere, da sem bil preprosto niso kos s tem stvar.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Život s mottom znížil mi do tej miery, že som jednoducho nemohol zvládnuť s touto vecou.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Život s Motty snížil mi do té míry, že jsem prostě nemohl zvládnout s touto věcí.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Życie z Motty zmniejszyło mnie do tego stopnia, że byłem po prostu w stanie poradzić sobie z tej rzeczy.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Ζώντας με Motty είχε μειώσει μου σε τέτοιο βαθμό που μου ήταν απλά ανίκανη να αντιμετωπίσει με αυτό το πράγμα.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Живот с Motty ме е намалил до такава степен, че аз просто не могат да се справят с това нещо.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Жизнь с Motty сократили меня до такой степени, что я был просто не в состоянии справиться с этой вещью.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığını Bu şey.Життя з Motty скоротили мене до такого ступеня, що я був просто не в змозі впоратися з цією річчю.
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığınıEläminen Motty oli vähentänyt minua siinä määrin, että olin yksinkertaisesti kykene selviytymään
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığınıMotty과 함께 생활하는 것은 전에 대처하기 위해 단순히 못한다고 같은 정도로 감소했다
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığınıيعيش مع Motty خفضت لي إلى حد أنني ببساطة غير قادرة على مواجهة
Motty ile yaşamak sadece baş etmek mümkün olduğunu bana böyle bir ölçüde azaldığınıこの点を持っ。
Şu halde, bu, bu konuyla baş etmek için bir yol.Donc c'est une façon de traiter les vasanas.
Şu halde, bu, bu konuyla baş etmek için bir yol.Esta é uma forma de lidar com estas tendências.
Şu halde, bu, bu konuyla baş etmek için bir yol.Joten tämä on yksi tapa olla sen kanssa sinut.
Şu halde, bu, bu konuyla baş etmek için bir yol.Это один из способов, как работать с этим.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Dan kita memiliki strategi dalam membuat keputusan - keputusan ini.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.E abbiamo strategie per affrontare queste decisioni.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.En we hebben strategieën om met deze beslissingen om te gaan.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.És nekünk megvannak a stratégiáink, hogyan kezeljük ezeket a döntéseket.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.E temos estratégias para lidar com essas decisões.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Et nous avons des stratégies pour traiter ces décisions.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.I mamy strategie radzenia sobie z nimi.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.I у нас є стратегії, для прийняття цих рішень.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.그리고 이 결정들을 내리기 위해서는 전략이 필요합니다.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Na riešenie týchto problémov máme rôzne stratégie.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Och vi har strategier för att hantera dessa beslut.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Şi avem strategii pentru a face faţă acestor decizii.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Und wir haben Strategien entwickelt wie wir mit diesen Entscheidungen umgehen.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Và chúng ta có chiến thuật để đối phó với những quyết định này.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Y seguimos estrategias para hacer frente a estas decisiones.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Známe nějaké strategie, jak se s takovými rozhodnutími vypořádat.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.Και έχουμε στρατηγικές για τη λήψη αυτών των αποφάσεων.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.И ние си имаме начини да взимаме тези решения.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.И у нас есть свои стратегии принятия этих решений.
Ve bu kararlarla baş etmek için bir takım stratejilerimiz var.ויש לנו דרכים להתמודד עם ההחלטות הללו.