Ana içeriğe geç
Sözlük

bağlar ile cümle

bağlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ayakkabı bağlarını bağla.Tie your shoelaces.
Bürokratlar dev şirketler ile sağlam bağları sürdürürler.The bureaucrats maintain solid ties with the gigantic corporations.
Onu bir kurdele ile bağlar mısın?Could you tie it with a ribbon?
Panama Kanalı Atlantiği Pasifikle bağlar.The Panama Canal connects the Atlantic with the Pacific.
Kanal, Pasifik ile Atlantik'i bağlar.The canal connects the Atlantic with the Pacific.
Bu yol Tokyo'yu Osaka'yla bağlar.This road connects Tokyo with Osaka.
Bu otoban Tokyo'yu Nagoya ile bağlar.This expressway connects Tokyo with Nagoya.
Bu otobüs iki büyük şehri bağlar.This bus connects the two large cities.
Ben benim ayakkabı bağlarını gevşettim.I loosened my shoelaces.
Tomei Otoyolu, Nagoya ile Tokyo'yu bağlar.The Tomei Expressway connects Tokyo with Nagoya.
45 numarayı bağlar mısınız, lütfen?Extension 45, please.
Başarısını çok çalışmaya bağlar.He attributes his success to hard work.
Başarısını iyi şansa bağlar.He attributes his success to good luck.
Ayakkabı bağlarımı bağlayacak kadar nazikti.He was kind enough to tie my shoelaces.
Benim ayakkabı bağlarım çözüldü.My shoelaces came undone.
M1 otoyolu Londra'yı Leeds'e bağlar.The M1 motorway connects London to Leeds.
Adım beni atalarımla bağlar.My name links me with my ancestors.
İki ailenin çok yakın bağları var.The two families have very close ties.
Amerika Birleşik Devletler'nin Meksika ile yakın bağları vardır.The United States has close ties to Mexico.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Lütfen beni Bay Smith'e bağlar mısınız?Will you please connect me with Mr. Smith?
Ayakkabılarımı bağlarken bunu tut.Hold this while I tie my shoes.
Bush'un el-Kaide ile bağları var mıydı?Did Bush have ties to al-Qaida?
Bir ulusu birbirine ne bağlar?What ties a people together?
Ben ayakkabılarımı kendim bağlarım.I tie my shoes on my own.
Ben beş yaşındayken kendi kendime ayakkabı bağlarımı bağlamayı öğrendim.I learned to tie my shoelaces by myself at the age of five.
Tom ayakkabı bağlarını bağlamak için eğildi.Tom leaned over to tie his shoelaces.
Söyle, "manevi bağlar" nedir?Tell us, what are "spiritual ties"?
Tom ayakkabı bağlarını bağladı.Tom tied his shoe laces.
Kökler ağacı toprağa bağlarlar.The roots connect the tree to the ground.
O kadar namusludur ki banyo yaparken kendi gözlerini bağlar.She's so modest that she blindfolds herself when taking a bath.
Hükümet, aile bağlarını koparmak için elinden gelen her şeyi yaptı.The government did all it could to break family ties.
Eski arkadaşlarımla tüm bağlarımı kopardım.I've cut loose all ties with my old friends.
Benim anavatanımla bağlarımı yenilemek arzusu hissediyorum.I feel the desire to renew my ties with my native country.
Bir dakika bekle. Ayakkabı bağlarım çözülmüş.Hold on a minute. My shoelaces are untied.
Dollbergen'li çocuk ayakkabısını bir solucanla bağlarken, "Her şey mümkün" dedi.“Everything is possible”, the boy from Dollbergen said, tying his shoe with an earthworm.
Tendonlar ve bağlar düşündüğünüzden daha kırılgandır.Tendons and ligaments are more fragile than you might think.
Laura ona bayıldı ve o onun ayakkabı bağlarını öpmeye hazırdı.Laura adored him, and he was ready to kiss her shoe-strings.
Tom, ona hakaret eden herkesle bağları koparır.Tom severs ties with anyone that insults him.
Tom gerçeklikle bağlarını yitirdi.Tom has lost touch with reality.
Bağları güçlüydü.Their bond was strong.
Sarsılan diplomatik ilişkiler iki ülke arasındaki ekonomik bağları koparmadı.Bumpy diplomatic relations haven't halted economic ties between the two nations.
Anne ve çocuk arasındaki değerli bağları yok edemezsiniz.You can't destroy the precious bond between mother and child.
Tom ayakkabı bağlarını bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces.
Trans-Sibirya Demiryolları, Moskova ile Vladivostok'u birbirine bağlar.The Trans-Siberian Railway connects Moscow and Vladivostok.
Sami arkadaşlarıyla olan tüm bağları kırmak istedi.Sami wanted to break all ties with his friends.
Ayakkabı bağlarınız çözülmüş.Your shoelaces are untied.
Ayakkabı bağları almalıyım.I need to buy shoestrings.
Bu tramvay, şehir merkezini tren istasyonuna bağlar.This tramway connects the city centre with the railway station.
Sami'nin Leyla ile bağları vardı.Sami had ties to Layla.
Onunla bağlarımı kopardım.I cut ties with him.
Kanal, Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlar.The canal connects the Atlantic and Pacific Oceans.
Süveyş Kanalı, Akdeniz ve Kızıldeniz'i birbirine bağlar.The Suez Canal links the Mediterranean and the Red Sea.
Ortak bir kararla tüm bağlarını kopardılar.They both agreed to sever all ties.
Aralık 2008'de Vietnam, Lüksemburg'u Avrupa Birliği ile olan bağlarını desteklemeye çağırdı.In December 2008, Vietnam called on Luxembourg to support its ties with European Union.
Salam Pakistan ile güçlü bağlarını muhafaza etti ve zaman zaman ülkesini ziyaret etti.Salam retained strong links with Pakistan, and visited his country from time to time.
İnsanlar gerçekten bilgisayarlarıyla çok sıkı bağlar kuruyorlar!"People really build up heavy relationships with their computers!"
Ermenistan'daki görev süresi kısaydı, fakat muhtemelen ülkeyle olan bağlarını güçlendirdi.His service in Armenia was brief, but arguably reinforced his ties to the country.
Yaklaşık 250 hızlı Shinkansen treni büyük şehirleri birbirine bağlar.Some 250 high-speed Shinkansen trains connect major cities.
Diğer zebra türlerinin aksine Grevy zebrasının kalıcı sosyal bağları yoktur.Unlike the other zebra species, Grévy's zebras do not have permanent social bonds.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bağlar ile cümle - bağlar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App