bağlam ile cümle
bağlam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu, bağlama bağlıdır.It depends on the context.
Sürücü bize emniyet kemerlerimizi bağlamamızıı tavsiye etti.The driver advised us to fasten our seat belts.
Bu bağlamda, ben tamamen sizinle aynı fikirdeyim.In that respect, I agree with you completely.
Kollarını bağlamış olarak Jim tek başına oturuyordu.Jim sat alone with his arms folded.
Bu yol iki şehri bağlamaktadır.This road connects the two cities.
Ebeveynlerine çok fazla bel bağlama.Don't depend on your parents too much.
Saçımı bir atkuyruğu bağlamak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
Onun yardımına bel bağlamayın.Don't count on his assistance.
Onlar bir demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamayı planlıyorlar.They are planning to connect the cities with a railroad.
Bir kelimenin anlamını onun bağlamından al.Get the meaning of a word from its context.
Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.In North America it is against the law to fail to fasten your seatbelt.
Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.She advised him to fasten his seat belt.
O, nasıl yapacağını bilmediği için, o, ona kravatını bağlaması için yardım etti.She helped him tie his tie because he didn't know how to.
Ona kravatını bağlaması için yardımcı oldu.She helped him tie his tie.
Bağlam önemlidir.Context is important.
Tom ayakkabılarını bağlamayı unuttuğunu fark etti.Tom became aware that he had forgotten to tie his shoes.
Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.After that, Mike tells Hiroshi to fasten his seat belt.
Bu sözcük bu bağlamda doğru mudur?Is this word correct in this context?
O, bağlama bağlıdır.That depends on the context.
Ayakkabılarımı bağlamak için çömeldim.I knelt down to tie my shoes.
At koşum bağlama yarışmasına katıldı.He participated in the horse dressage competition.
Mary telefonunu henüz internete bağlamadı.Mary hasn't connected her phone to the Internet yet.
Onların işi bilgisayarları ağa bağlamaktır.Their job is to connect the computers to the network.
Gelenekleri farklı bağlamlarda devam ettirmek zordur.It's difficult to keep traditions in different contexts.
Buna bel bağlamam.I wouldn't count on that happening.
Bir bağlamdan diğerine bir hareket var.There's a movement from a context to another.
Kendi ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde kaç yaşındaydın?How old were you when you learned to tie your own shoes?
Ayakkabısını bağlamak için eğildi.He bent over to tie his shoe.
Onu bağlama.Don't fixate on that.
Beni bağlama.Don't tie me up.
Bu seni bağlamıyor, Tom.This doesn't involve you, Tom.
Ben olsam buna bel bağlamazdım.I wouldn't count on it.
Rutine bağlamışsın.You're in a rut.
Bu kravatı bağlamak zor.This necktie is hard to tie.
O bağlam dışına alındı.That was taken out of context.
Tom ayakkabılarını bağlamak için eğildi.Tom bent over to tie his shoes.
Ben beş yaşındayken kendi kendime ayakkabı bağlarımı bağlamayı öğrendim.I learned to tie my shoelaces by myself at the age of five.
Kelimelerim bağlamın dışında kaldı.My words were taken out of context.
Tom, John'un kravatını bağlamasına yardımcı oldu.Tom helped John tie his tie.
Tom, Mary'nin ayakkabılarını bağlamasına yardımcı oldu.Tom had Mary help him tie his shoes.
Bağlam çok önemli.Context is very important.
Bir uçakta emniyet kemerlerini bağlamalısın.You must fasten your safety belts in a plane.
Tom ayakkabı bağlarını bağlamak için eğildi.Tom leaned over to tie his shoelaces.
Bağlam olmadan kelimeler öğrenmek istemiyorum.I don't want to learn words without context.
İnternete bir PC bağlamak roket bilimi değildir.Connecting a PC to the internet is not rocket science.
Bir bilgisayarı internete bağlamak roket bilimi değildir.Connecting a PC to the internet isn't rocket science.
Bu kabloyu jeneratöre bağlamamız gerekiyor.We need to connect this cable to the generator.
Boynuna kırmızı bir eşarp bağlamıştı.She wore a red scarf around her neck.
Karalar bağlamamış kimse yoktu.There wasn't a dry eye in the house.
Bu kravatı bağlamama yardımcı olabilir misiniz?Can you help me tie this tie?
Tom'a çok bel bağlama.Don't depend on Tom too much.
Tom ayakkabısını bağlamak için öne doğru eğildi.Tom bent down to tie his shoe.
Ayakkabı bağcıklarını senin için bağlamayacağım.I won't tie your shoelaces for you.
Nehir buz bağlamış.The river is frozen over.
O kelimeyi tek başına anlamıyorum. Bana bir bağlam verir misin?I do not understand that word in isolation. Could you give me some context?
Ben senin bilgisayarlarını bağlamıyorum.I'm not connecting your computers.
Bağlamı anlamıyorum.I don't understand the context.
Tom kare bir düğüm bağlamayı öğrenmek istediğini söyledi.Tom said he wanted to learn how to tie a square knot.
Hepsini bağlam içine almak zorundasın.You have to take it all into context.