bağladı ile cümle

bağladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bunun nedenini Titanlara bağladı.Igrao je za Toho Titanium.
Banks, Bliss'e Banks Statement hareketini bağladı.Benson, koja ju nagovara na bris za silovanje.
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.Rezanje repe na rezance pomoću sjeckalice 3.
Eflâk’ı Osmanlı Devleti'ne bağladı ve 1463'te Bosna'yı tamamen ele geçirdi.Feudalna anarhija razdirala je hrvatske krajeve, pa su Osmanlije prilično lako 1463. godine zauzeli Bosnu.
Birlikte bu etkiler bir galaksinin bittiği ve diğerinin bağladığı yerin görünmesini zorlaştırır.V týchto prípadoch je niekedy ťažké zistiť, kde jedna galaxia končí a druhá začína.
Maç sırasında Punk, Anaconda Vice hareketini bağladı, Taker pes etmemesine rağmen maçı kazanan Punk oldu.Punk vyhral vďaka chmatu s názvom Anaconda Vise a to aj napriek tomu, že Undertaker sa nevzdal.
Norveç hükümeti kendisine bir emekli aylığı bağladı.Norveška vlada mu je dodelila pokojnino.
Bazı kişiler ise Mitterrand'ın paranoyak kompleksine bağladı.Šie incidentai dar labiau sustiprina Trevoro paranoją.
Isaac Newton, bu etkileri okudu ve ışık ışınlarının büklümünü onlara bağladı.Isaac Newton uuris neid nähtusi ning omistas need valguskiirte muutumatusele.
1-metil, çünkü bağladığın yerden başlıyorsun. .1-methyl, začínáme tím, co se napojuje.
1-metil, çünkü bağladığın yerden başlıyorsun. .1-метил, потому что мы начинаем там, где присоединились.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Ale brat transmutował moją duszę w zamian za swoją prawą rękę i połączył mnie z tą zbroją.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Aun así, transmutó mi alma, a cambio de su brazo derecho y fijó mi alma a esta armadura.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Ma mio Fratello ha trasmutato la mia anima, in cambio del braccio destro e mi ha legato a questa armatura.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Mas o irmão transmutou a minha alma, em troca do braço esquerdo, e ligou-me a esta armadura.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Men bror forvandlede min sjæl til gengæld for sin arm. Han bandt mig til rustningen.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Men brorsan omvandlade min själ i utbyte mot sin högerarm. Han band mig till rustningen.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Veljeni vaihtoi mieleni oikeaan käteensä- -ja sitoi minut haarniskaan.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Αλλά μεταστοιχείωσε το πνεύμα μου με αντάλλαγμα το χέρι του και με έδεσε σε αυτή την πανοπλία.
Ama agabeyim sag kolu kar,sılıgında ruhumu dönü,stürdü ve beni bu zırha bagladı.Но брат трансмутировал мою душу в обмен на свою правую руку и прикрепил меня к этим доспехам.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Aber auch wenn Moral Menschen aneinander bindet, sie zu einem Team macht, erblindet das Umkreisen sie.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.De még akkor is, ha az erkölcsösség összekovácsolja az embereket egy csapattá, a körözés megvakítja őket.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Deși moralitatea îi unește pe oameni într-un mănunchi, într-o echipă, rotirea în cerc îi orbește.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.윤리가 사람들을 하나로 결속시키지만, 그 뭉침이 그들을 눈멀게 합니다.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Ma anche se la moralità vincola le persone in un tutt'uno, in una squadra, questa unione le acceca.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Maar ook al smeedt moraal mensen tot een eenheid, een team, het omcirkelen verblindt hen.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Mais en même temps que la morale réunit les gens, en une équipe, ce regroupement les aveugle.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Nhưng thậm chí khi đạo đức ràng buộc con người lại với nhau, thành một nhóm, vòng tròn này cũng che mắt họ.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Pero aún cuando la moralidad fusiona a las personas en unidad, en un equipo, el rodearse las ciega.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.Αλλά ακόμη και όταν η ηθική συνδέει τους ανθρώπους σε μια μονάδα, σε ομάδα, η συσπείρωση τους ενώνει.
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.و كما ان المعنويات تربط الناس سوياً في وحدة و فريق فهي ايضاً تعميهم
Ama etikler bizi birbirimize, bir takım olarak, bağladığı sırada çevrelemek bizi kör eder.回り続ける行為は彼らを盲目にしてしまいます 現実を歪めてしまうからです
Ama firma oldu. Ben, kravat bağladılar, ceket içine aldım ve yelek, ve oturma odasına gitti.하지만 회사했습니다. 난 넥타이를 묶어 코트를 탔고
Ama firma oldu. Ben, kravat bağladılar, ceket içine aldım ve yelek, ve oturma odasına gitti.لكنني كنت حازما. تعادل لي ربطة عنق ، وصلت الى ومعطف
Ama firma oldu. Ben, kravat bağladılar, ceket içine aldım ve yelek, ve oturma odasına gitti.チョッキと、居間に入った。
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.aber sie wurden zu Schanden über ihrer Hoffnung und mußten sich schämen, als sie dahin kamen.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Ale się zawstydzili, iż w nich ufali; a gdy tam przyszli, oszukali się.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Budú sa hanbiť, že v ne dúfaly; prijdú až ta a budú sa stydieť!
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Dar rămîn înşelaţi în nădejdea lor, rămîn uimiţi cînd ajung la ele.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.de blev til skamme, fordi de stolte på dem; de kom dit og blev skuffet.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Ficam envergonhados por terem confiado; e, chegando ali, se confundem.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.he joutuivat häpeään, kun niihin luottivat, pettyivät perille tullessansa.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Ils sont honteux d`avoir eu confiance, Ils restent confondus quand ils arrivent.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.거기 와서는 바라던 것을 부끄리고 낙심하느니라
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.ma rimangono delusi d'avere sperato, giunti fin là, ne restano confusi
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Megszégyenlik, hogy bíztak, közel mennek és elpirulnak.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.men de beskæmmes i deres Tillid, de kommer derhen og skuffes!
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.men de kommo på skam i sin förtröstan, de sågo sig gäckade, när de hade hunnit ditfram.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Nhưng chúng bị mắc cỡ vì nhờ cậy nơi nó; Khi đến tại khe, bèn phải hổ thẹn.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Nhưng chúng bị mắc_cỡ vì nhờ_cậy nơi nó ; Khi đến tại khe , bèn phải hổ_thẹn .
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.osramočene so bile, ker so se zanašale nanje, prišle so do tja, in rdečica jih je oblila.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Pero son confundidos por haber confiado; cuando llegan a ellos, quedan defraudados
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Tetapi harapan mereka sia-sia di tepi kali yang tiada airnya
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Zastyděli se, že v nich doufali; nebo přišedše až k nim, oklamáni jsou.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Εψευσθησαν της ελπιδος αυτων ηλθον εκει και ενετραπησαν.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.Излъгаха се в надеждата си; Дойдоха там и се посрамиха;
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.но остаются пристыженными в своей надежде; приходят туда и от стыда краснеют.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.בשו כי בטח באו עדיה ויחפרו׃
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.خزوا في ما كانوا مطمئنين. جاءوا اليها فخجلوا.
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.他 們 因 失 了 盼 望 就 抱 愧 、 來 到 那 裡 便 蒙 羞

İlgili Sayfalar