bağlılıkla ile cümle
bağlılıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Grup, "Again & Again" performansı sırasında Jaebeom'a bağlılıklarını göstermiştir.The group paid homage to Jaebeom during their performance of "Again & Again".
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.So yeah, and I've got this album I'm working on.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.By favours he won their loyalty, by his kindliness he earned their devotion.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.In return, the barons renewed their oaths of fealty to King John on 19 July 1215.
Yahudilik dışı ibadetleri ve putları kaldırdı ve halk Tanrı'ya olan bağlılıklarını gösterdi.His abilities quickly drew attention and jealousy from the other gods.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.And in the end, it's this word, "engagement," that I want to leave you with.
Onların fikirleri, bağlılıkları ve zamanları ile mümkün hale geliyor.It's their ideas, dedication and time that made it all possible.
Bunu büyük bir bağlılıkla kendisine vermek istiyorum.I wanted to give a one-of-a-kind present filled with devotion.
İsrail'de dağ bisikletçiliği benim büyük tutkuyla ve bağlılıkla yaptığım birşey.Mountain biking in Israel is something that I do with great passion and commitment.
Bu (orduların gelişi), onların ancak imanlarını ve Allah'a bağlılıklarını arttırdı.And it only increased them in faith and surrender.
En önemlisi, katılımcılar projelerini kendi bağlılıkları ile sağlamlaştırdılar.Most importantly, participants reiterated their own personal commitment to their projects.
İki müttefik Irak'ın egemenlik ve toprak bütünlüğüne olan bağlılıklarını ifade etti.The two allies expressed their commitment to Iraq's sovereignty and territorial integrity.
Makedonya ve Karadağ, AB ve NATO üyelik süreçlerine bağlılıklarını tazelediMacedonia, Montenegro reaffirm commitment to EU, NATO bids
Bir çok öğrenci, sistemli çalışmaya olan bağlılıklarına rağmen sınavları geçmede zorlanıyor.Many students have difficulty passing exams, despite their dedication to systematic study.
Janning, "Ama bir anlaşma var ve avro artı ülkeler bağlılıklarını güçlendirdi." diye ekledi."But there is and the euro plus countries have reinforced their commitment," Janning added.
Ancak bu son İnternet yasakları bu bağlılıkla ilgili ciddi şüpheler doğurdu.But recent restrictions on the internet raise significant doubts about that commitment.
Gözlemciler, seçmenlerin büyük oranda etnik bağlılıklarının izinden gittikleri görüşündeler.Observers said voters largely followed ethnic loyalties.
Çok sayıda Kuruç lideri, merhamet umarak imparatora bağlılıklarını aktardı.Numerous Kuruc leaders transferred their allegiance to the Emperor, hoping for clemency.
Hedefler, stratejiler ve bağlılıklar bakımından farklılık gösterirler.They vary in goals, strategies, and affiliations.
Egoizm : Yerel bağlılıkların zayıflaması nedeniyle insanların aşırı bireyselleşmesi.Egoism: The excessive individuation of people due to the weakening of local communities.
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.Ich hab mich aber gefreut, dass Du mir ein Schreiben schriebst, worauf ich seit Monaten gewartet habe.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.Das Bekenntnis zur Republik wird verboten.
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.It's an idea that I had toyed with for quite a while.
Çok sayıda asil Londra’ya gelerek bağlılıklarını bildirir.Beaucoup de personnages célèbres du Japon lui rendent visite à Londres.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.A cambio, los barones renovaron su juramento de fidelidad al rey Juan el 19 de julio de 1215.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Había ganado su lealtad con favores y su devoción con su bondad.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.Se mantuvo fiel a la República.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Después de elogiarlos por su devoción mutua, Harry le dice a la pareja que son libres de irse.
Ancak diğer İngiliz soyluları Richard'a bağlılıklarını sürdürdüler.Gli altri prelati inglesi seguirono il suo esempio.
İki mirasçı Stark Hanedanı'na bağlılıklarını sunup yemin eder.Два наследника дают клятву Дому Старков, вновь присягая им на верность.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.Мало кто верил в победу Республики.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Своей добротой он заслужил их преданность.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.وفي المقابل لذلك جدد البارونات قسمهم بالإخلاص للملك جون في 19 يونيو عام 1215 م.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.Em troca, os barões renovaram os seus juramentos de fidelidade ao rei em 19 de junho.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Com favores, ele conseguiu sua lealdade, mas, com sua gentileza, ele conseguiu sua devoção.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.V dohodě deklarovali věrnost republice.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Vlídně zacházel se svými podřízenými, kteří se mu odvděčovali dlouhodobou loajalitou.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Bár az elmélet és a kísérlet külön fejlődött, szorosan függnek egymástól.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Tanácsok a józan emberi észtehetséghez.
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Miután Harry visszautasítja a barátságát, utálatuk egymás iránt kölcsönös lesz.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Αν και η θεωρία και το πείραμα αναπτύσσονται ξεχωριστά, εξαρτώνται πολύ το ένα από το άλλο.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Με εύνοιες κέρδισε την πίστη τους, με την καλοσύνη του κέρδισε την αφοσίωσή τους.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.Til gengæld fornyede baronerne den 19. juni 1215 deres troskabsed til kong Johan.
Asalar başka büyücülerden kazanılabilir ve bağlılıklarını değiştirebilirler.Tryllestave kan godt skifte herre.
Ancak diğer İngiliz soyluları Richard'a bağlılıklarını sürdürdüler.For de engelske stormænd derimod, var det et yderligere tegn på, at Richard var ude af kontrol.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Selv om teorier og eksperimenter utvikles relativt separat, er de sterkt avhengige av hverandre.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.Å bekjenne seg til republikk blir forbudt.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Meskipun teori dan eksperimen dikembangkan secara terpisah, mereka saling bergantung.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Mặc dù lý thuyết và thực nghiệm được phát triển tách biệt nhau, chúng lại phụ thuộc mạnh vào lẫn nhau.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.その代わり、1215年6月19日、諸侯はジョン王に対して忠誠を誓った。
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.それで記念にってことで、とりあえず作ったアルバムなんです。
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(The need for affection and approval.) 對生活伴侶的需要。
Gürcistan prens ve asilzadeleri O’na bağlılıklarını bildirdi.以後也通知他盧斯蘭殿下願意與他見面。
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.공화국의 무정부상태는 아무런 의심할 여지가 없었다.
Cumhuriyet'e bağlılıklarından şüphe yoktur.הם הכריזו על נאמנותם לרפובליקה ללא כל התייחסות לזכויותיהם.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Макар че теория и експеримент се развиват от различни учени, те са силно свързани помежду си.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Usudi se znati!, Građanska hrabrost, Pruži otpor!)
Birbirlerine derin bağlılıklarını göstermelerini tavsiye ettikten sonra Harry, onlara hür olduklarını söyler.Uskoro, nakon što su rekli kako si međusobno vjeruju, čuju tup udarac.
Ancak bağlılıklarım vardı, bir süredir üzerinde çalıştığım albümüm vardı.Splnila som si sen, na ktorom som tvrdo pracovala.
Ancak diğer İngiliz soyluları Richard'a bağlılıklarını sürdürdüler.Niektorí šľachtici však zostali verní Henrichovi.