bağlılık ile cümle
bağlılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Cette dévotion que nous ressentons pour l'équipe nationale de football.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Den hengivenhed vi føler for det nationale fodboldhold.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Die aanbidding die we hebben... voor het nationale voetbalteam.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Ea este prezentă la selecționarea echipei naționale de fotbal.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Esa entrega con la que apoyamos a la selección nacional de fútbol.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Esta entrega com que apoiamos a selecção nacional de futebol.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Ez az odaadás, amit mi érzünk nemzeti futballválogatottunkért.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Kesetiaan yang kita rasakan untuk tim nasional sepakbola kita.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.우리가 국가대표 축구팀에 대해 느끼는 헌신적인 감정.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Omistautuminen kansalliseen jalkapallojoukkueeseen.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Przywiązanie, które czujemy do narodowej drużyny piłkarskiej.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Questa dedizione con cui sosteniamo la nostra nazionale di calcio.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Sie zeigt sich in unserer Unterstützung für das Fußballnationalteam.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Sự hiến dâng mà chúng ta dành cho đội bóng đá Quốc gia.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.To zanícení, s jakým podporujeme národní fotbalové družstvo.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.To zanietenie, s ktorým podporujeme národné futbalové družstvo.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Η αφοσίωση που νιώθουμε στην επιλογή της εθνικής ομάδας ποδοσφαίρου.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Такава преданостт каквато изпитваме към националния си футболен отбор.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Тієї відданості, яку ми відчуваємо до нашої національної футбольної команди.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.Той преданности, которую мы испытываем к нашей национальной футбольной команде.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.המסירות שאנו חשים לקבוצת הכדורגל הלאומית.
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.لم اجد هذا الوله الذي يشعر فيه المكسيكيون تجاه فريقهم الوطني لكرة القدم
Ulusal futbol takımımıza duyduğumuz bu bağlılık.応援する情熱。 被災地住民を支援する
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.As únicas pessoas que não sentem vergonha são as pessoas que não têm capacidade de relação ou empatia.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.De enda som aldrig känner skam är de som inte har förmågan att knyta an och som saknar empati.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.Edini ljudje, ki ne občutijo sramu so ljudje, ki nimajo zmožnosti za povezanost in empatijo.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.우리는 수치심을 느끼지 않는 유일한 사람은 연결과 공감 능력이 전혀 없는 사람뿐이라는 데 확신하죠.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.Sme si celkom istí, že jediní ľudia, ktorý nepociťujú hanbu, sú tí, ktorí nemajú žiadnu schopnosť vcítiť sa.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.Vain ne, joilta uupuu empatia eivät tunne häpeää.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.We weten zeker dat de enigen die geen schaamte voelen, mensen zijn zonder vermogen tot verbinding of empathie.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.Wydaje nam się, że wstydu nie doświadczają tylko ci, którzy nie odczuwają empatii.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.Ми впевнені, що сором не відчувають тільки люди, не здатні до стосунків або співчуття.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.אנו די בטוחים שהיחידים שלא מסוגלים לחוש בושה הם אנשים שאין בהם היכולת להתקשרות או לאמפתיה.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.نحن متأكدون بأن من لا يشعر بالعار هم أولئك الذين ليس لديهم السعة لتكوين الروابط والعواطف.
Utancı deneyimlemeyen kişilerin bağlılık veya empati kapasitesi olmadığına neredeyse eminiz.人間関係を持てない人や同情心を 持ち合わせていない人くらいでしょう つまり 恥を知っているか
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Ale kiedy starasz się wyegzekwować te postanowienia, to zdajesz sobie sprawę, że diabeł tkwi w szczegółach.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Als je deze verplichtingsmiddelen probeert uit te voeren, besef je dat de duivel in een klein hoekje zit.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Dan saat saya mencoba menjalankan alat komitmen itu, Anda benar-benar menyadari dengan rinci penjahatnya.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Když už si ale vymyslíte nějaký ten donucovací prostředek, zjistíte, že je třeba dopilovat i maličkosti.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.그리고 행동장치를 실행하려고 하면, 정말 빠져 나올 구석도 이리저리 많다는 걸 알아채실 겁니다.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Ma quando cercate di mettere in atto queste misure, vi accorgete che il diavolo è nei dettagli.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Når man forsøger at udføre disse forpligtende anordninger, så indser man at djævlen findes i detaljen.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Şi când încerci să execuţi aceste mecanisme de angajament, îţi dai seama că diavolul e într-adevăr în detalii.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Y al tratar de cumplir estos mecanismos de compromiso, te das cuenta que el enemigo está en los detalles.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.И когато се опитате да използвате тези средства, осъзнавате, че ключът към успеха наистина е в детайлите.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Когда пытаешься внедрить в свою жизнь методы самоограничения, то понимаешь, что дьявол кроется в мелочах.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.Коли ви намагаєтеся справитися із добровільним примусом, то переконуєтеся, що диявол таки ховається в деталях.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.וכשאתם מנסים להוציא לפועל את כליי המחויבות הללו, אתם מבינים שהשד נמצא בפרטים הקטנים.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.وعند محاولة تنفيذ آلية الالتزام هذه ، كنت أدرك أن الصعوبة تكمن حقاً في التفاصيل.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz.いたるところに悪魔が存在することが分かるでしょう。 というのも5ドルと縁を切るのは思うほど簡単ではないのです。
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.A na závěr je to právě to slovo "zapojení", které bych chtěl, aby ve vás zůstalo.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.E alla fine è questa la parola, impegno, con cui voglio lasciarvi.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.En uiteindelijk is het dat woord, betrokkenheid, dat ik jullie wil meegeven.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.És végül ezzel a kifejezéssel, a "lekötöttséggel" szeretnék búcsúzni.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.Et au final, c'est ce mot implication sur lequel je veux vous laisser.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.În final vreau să vă las cu acest cuvânt - implicare.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.그리고 마지막으로, 여러분께 남겨두고 싶은 단어가 몰입입니다.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.No fundo, é com este termo, envolvimento, que vos quero deixar.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.Och till slut, det är detta ord, "engagemang", att jag vill lämna dig med.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.Og i sidste ende, er det dette ord, "engagement," som jeg vil efterlade jer med.