bağdaşma ile cümle
bağdaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu Amerikalılık ruhuyla hiç bağdaşmayan bir şey.This is so un-American.
Özellikle yağlar ve doymamış yağlar veya çözücüler ile bağdaşmaz.It is specifically incompatible with fats and unsaturated oils or solvents.
Siyasi bağdaşmazlıklar, savaş, terörizm ve hatta soykırımlarla sonuçlanabilir.Factors such as war, poverty, and unemployment may also contribute.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Now failure to produce enough insulin is incompatible with life.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.But it didn't sit well with my logical side either.
Komisyon seçimlerden men kararının AB'nin demokratik ölçütleri ile bağdaşmadığını ifade etmişti.That decision was out of step with EU democratic standards, the Commission said.
Ancak bu, onun Kuran'a olan inancı nedeniyle bağdaşmaz.However, this does not fit in with his recent decision, which is to adhere the rules of the Quran.
Asıl ZPL geliştirilerek eski dille tam bağdaşmayan ZPL II türetilmiştir.Die ursprüngliche ZPL wurden zu ZPL II weiterentwickelt, wobei keine hundertprozentige Kompatibilität besteht.
Metronomun sürekli olarak kullanılması, artistik bir icrayla bağdaşmaz.Kunst hat ja mit Metamorphosen unentwegt zu tun.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.Savoir, expliquer la raison des choses, suivre pas à pas les agissements de mes personnages.
Özellikle yağlar ve doymamış yağlar veya çözücüler ile bağdaşmaz.Fanno eccezione acqua, gas ed energia, a meno che non siano confezionati.
Sadece meyveler ile çok iyi bağdaşmamaktadırlar.Но не только плоды у красивоплодника красивы.
Bu iki teknik standart birbirinden farklıdır ve birbiri ile bağdaşmazlar.وكلا الدليلان لديهما معايير مماثلة لكنها ليست متطابقة.
Bugüne kadar maalesef bu ada itiraz eden olmamış, ancak adın mahallenin kimliğiyle bağdaşmadığı açık.Ainda hoje, há a disputa deste lote com um não-indígena, que afirma ter a propriedade da terra.
Ancak Goethe’nin deneyimleri modern doğa bilimi ile bağdaşmamaktadır.De boeddhistische kosmos is niet in tegenspraak met de moderne wetenschap.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.O tym, co mnie wewnętrznie dotyczy i angażuje, nie mogę mieć opinii.
Köyün gelenek-görenekleri Anadolu Türkleri ile bağdaşmaktadır.Місцеві мешканці пов'язують цей факт з віком черепахи.
Bu iki teknik standart birbirinden farklıdır ve birbiri ile bağdaşmazlar.Edellä kuvatut tekniikat eivät ole toisensa poissulkevia, vaan niitä voidaan yhdistää toisiinsa.
İki dereceli sistemin demokrasiyle bağdaşmadığı görüşü bunlardan biridir.Είναι μια από τις δύο κομητείες που δεν συνορεύει με την Δημοκρατία.
Bu iki teknik standart birbirinden farklıdır ve birbiri ile bağdaşmazlar.Kedua pendidikan ini satu sistem dan tidak terpisah.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Aber meine logische Seite hat es auch nicht gemocht.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.A tudi moje logične plati to ni prepričalo.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Co więcej, nie współgrało to także z moją logiczną stroną.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Dar nu se potrivea nici cu partea mea logică.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.De nem nagyon feküdt ez a logikai felem számára sem.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.그런데 직관 뿐 아니라 제 논리와도 맞지 않았어요
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Maar het klopte ook niet met mijn logische kant.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Mais cela ne satisfaisait pas vraiment mon côté logique non plus.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Ma questo non calza neanche molto bene con la mia parte logica.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Mas também não se encaixava bem com o meu lado lógico.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Nevyhovovalo mi to ale ani po logické stránce.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Nhưng nó cũng không phù hợp với khía cạnh logic của tôi.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Pero tampoco se ajustaba bien a mi parte lógica.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Tetapi ini tidak sesuai dengan sisi logis saya juga.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.Но това не пасва добре с логическата ми страна също.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.אבל זה גם לא הסתדר לי עם ההיגיון.
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.ولكن ذلك أيضاً لم يتوافق مع " منطقيتي "
Ama buda mantıklı tarafım ile bağdaşmadı.もし全ての物体が素粒子で構成され
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.Asta nu se prea potrivea cu intuiţia mea, şi poate că e doar din cauză că nu mă joc cu particule foarte des.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.Das hat meine Intuition nicht gemocht und das vielleicht nur weil ich nicht so oft mit Teilchen spiele.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.Dit klopte niet met mijn intuïtie en misschien is het gewoon omdat ik niet erg vaak met deeltjes speel.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.Eso no se ajustaba muy bien a mi intuición, y quizás sea porque no juego muy a menudo con partículas.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.이런 게 제 직관과는 너무 맞지 않았습니다 제가 입자들에 대한 경험이 부족해서일 수도 있겠죠
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.Tohle opravdu neladilo s mojí intuicí, a možná je to jen proto, že si nehraji s částicemi moc často.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.To nekako ni prepričalo moje intuicije, morda le zato, ker se ne srečujem pogosto z osnovnimi delci.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.To nie pasowało mojej intuicji, może dlatego, że nie bawię się za często z cząsteczkami.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.זה לא הסתדר לי עם האינטואיציה שלי, ואולי זה רק כי אני לא משחק עם חלקיקים לעיתים קרובות.
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.ولكن هذه المعلومات لم تتوافق مع " بديهتي " وربما حدث ذلك لانني لا ألعب عادة بالجزئيات الصغيرة
Bu gerçekten benim sezgim ile bağdaşmadı, belki de çok sık parçacıklar ile oynamadığımdandır.普段から 素粒子を扱わないからかもしれません たまに扱うこともありますが
• Yanıtların diğer ilgili yapılarla öngörülen şekilde bağdaşması.• las respuestas se relacionen con otros factores afines de la manera prevista.
• Yanıtların diğer ilgili yapılarla öngörülen şekilde bağdaşması.• les réponses correspondent comme prévu à d’autres schémas comportementaux apparentés.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.A falha na produção de insulina suficiente é incompatível com a vida.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Als je niet voldoende insuline kunt produceren, ga je dood.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Att inte kunna producera tillräckligt med insulin är livshotande.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Bây giờ việc không sản xuất đủ insulin gây trở ngại cho cuộc sống.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Ha nem sikerül elég inzulint termelnünk, az összeférhetetlen az élettel.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Kegagalan menghasilkan insulin yang cukup akan berdampak fatal.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.인슐린을 충분히 생산하지 못 하면 살 수 없습니다.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.La carenza di insulina non è compatibile con la vita.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.L'incapacité à produire suffisamment d'insuline est incompatible avec la vie.