bağırmaya ile cümle

bağırmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Babamdan daha fazla para istediğimde gerçekten öfkelendi ve bana bağırmaya başladı.When I asked Dad for more money, he really blew up and started to yell at me.
O bağırmaya başladı.He began to shout.
Erkek çocuğu bağırmaya başladı.The boy began to scream.
Açıkça onun annesi bağırmaya başladı.Evidently her mother started screaming.
O bağırmaya başladı ve ben kaçtım.She started screaming, and I ran away.
Tom sadece bağırmaya devam etti.Tom just kept yelling.
Tom bağırmaya başladı.Tom began screaming.
Tom bağırmaya devam etti.Tom continued yelling.
Tom ve Mary birbirlerine bağırmaya başladılar.Tom and Mary began yelling at each other.
Tom yardım için bağırmaya başladı.Tom started yelling for help.
Çocuk oyuncağı istediği için hiddetle bağırmaya başladıThe child threw a tantrum because he wanted the toy.
Çocuklardan biri ayağa kalktı ve bağırmaya başladı.One of the boys stood up and started yelling.
Tom yeniden bağırmaya başladı.Tom started screaming again.
Bağırmaya gerek yok. Sizi duyabiliyorum.There's no need to shout. We can hear you.
Tom acı içinde bağırmaya başladı.Tom began screaming in pain.
Tom avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.Tom started screaming at the top of his lungs.
Tom ve Mary birbirlerine bağırmaya başladı.Tom and Mary started screaming at each other.
Sana tekrar bağırmayacağım.I'm not going to yell at you again.
Dan içeri geldi ve bağırmaya başladı.Dan came inside and started shouting.
Bağırmaya gerek yok.There's no need to yell.
Tom Mary'ye bağırmaya başladı.Tom started yelling at Mary.
Biri bağırmaya başladı.Someone started screaming.
Annesi bağırmaya başladı.Her mother started shouting.
Kalabalık bağırmaya başladı.The crowd began to shout.
Tom yardım için bağırmaya devam etti.Tom kept screaming for help.
Tom çılgınca bağırmaya başladı.Tom began to cry hysterically.
Tom, Mary'ye bağırmaya başladı.Tom started screaming at Mary.
Tom, Mary'nin adını bağırmaya devam ediyordu.Tom kept screaming Mary's name.
Fadıl, Leyla'ya bağırmaya başladı.Fadil started to yell at Layla.
Bağırmaya devam ettim.I kept yelling.
Ben bağırmaya başladım.I started screaming.
Sadece bağırmaya devam ettim.I just kept yelling.
Leyla sadece yardım için bağırmaya devam etti.Layla just kept screaming for help.
Leyla acı içinde bağırmaya başladı.Layla started yelling in pain.
Sami bağırmaya başladı.Sami started to cry.
Tom çığlık atmaya ve bağırmaya başladı.Tom started screaming and yelling.
Tom çığlık atıp bağırmaya başladı.Tom started screaming and yelling.
Sami polise bağırmaya başladı.Sami started shouting for the police.
Sami, Leyla'ya bağırmaya başladı.Sami started yelling at Layla.
Tom odaya geldi ve bağırmaya başladı.Tom came into the room and started yelling.
Sana bağırmayacağım.I won't yell at you.
Hakime bağırmaya cüret edebildi.He had the nerve to yell at the judge.
Söyledikleri bir şey damarına basmış olmalı ki onlara bağırmaya başladı.Something they said must have hit a nerve, so he started yelling at them.
Karl acı içinde bağırmaya başladı.Karl started shouting in pain.
Karl, o uzaklaşırken Amelia'ya bağırmaya devam etti.Karl kept yelling at Amelia as she walked away.
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”The only one not to do so will be the Gharqad tree as it is the tree of the Jews.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.She screams for help!
Kölesi olan kız, Liu, ona yardım etmeleri için çığlıklarla bağırmaya başlar.The old man's slave-girl, Liù, cries out for help.
Çikatilo, kararı duyunca kafesi tekmeledi ve bağırmaya başladı.Chikatilo kicked his bench across his cage when he heard the verdict, and began shouting abuse.
Mary bağırmaya değildi, ama o şeyler baktı.Mary did not shout, but she looked at things.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.He got a sounding kick on the shin that made him shout, but he kept his grip.
Bana bağırmaya başlayınca tercümanaAnd he started yelling at me, and I said to the translator,
İşte o zaman bağırmaya başlayacak.And he's gonna start screaming.
Duman ve bağırmaya çelik sinirleri sarsmaya yetti.The smoke and shouting were enough to shake nerves of steel.
Ve ben bağırmaya başladım: "Yere yatın! Ateş ediyorlar!"I started screaming, saying, "Get down, there is shooting!"
Bu gece buraya gelmeden önce kızlarımdan bir tanesi bağırmaya başladı.Just as I was leaving to come here tonight, one of my daughters started screaming.
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!It hurt so much that as soon as I got home... I started calling from the yard!
Bir halka bir çan biraz bağırmaya ya mı?Does one ring a bell or shout a bit?
‹‹Başım ağrıyor, başım!›› diye bağırmaya başladı. Babası uşağına, ‹‹Onu annesine götür›› dedi.He said to his father, "My head! My head!" He said to his servant, "Carry him to his mother."
Çekişip bağırmayacak, Sokaklarda kimse Onun sesini duymayacak.He will not strive, nor shout; neither will anyone hear his voice in the streets.

İlgili Sayfalar