bağırma ile cümle

bağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.Он открыл рот, чтобы кричать, и углу листа была тяга между его зубы.
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.Той отвори устата си да вика, и ъгъл на листа е тягата между си зъби.
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.فتح فمه ليصرخ ، وكان التوجه في الزاوية ورقة بين له الأسنان.
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.歯。 透明人間に顔を歪めて彼を押していたが、彼の腕は自由だったと彼は打たれ、試み
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.All'udire ciò s'infiammarono d'ira e si misero a gridare: «Grande è l'Artèmide degli Efesini!»
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Al oír estas palabras se llenaron de ira y gritaron diciendo: --¡Grande es Diana de los efesios
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Als sie das hörten, wurden sie voll Zorns, schrieen und sprachen: Groß ist die Diana der Epheser!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ao ouvirem isso, encheram-se de ira, e clamavam, dizendo: Grande é a Diana dos efésios!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.A słuchając tego i będąc pełni gniewu, krzyknęli, mówiąc: Wielka jest Dyjana Efeska!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Bij het horen van die woorden werden de mannen woedend. "Groot is Artemis van Efeze!" schreeuwden zij.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ces paroles les ayant remplis de colère, ils se mirent à crier: Grande est la Diane des Éphésiens!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Chúng nghe bấy nhiêu lời, bèn nỗi giận lắm, cất tiếng kêu rằng: Lớn thay là nữ thần Ði-anh của người Ê-phê-sô!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Cuvintele acestea i-au umplut de mînie, şi au început să strige: ,,Mare este Diana Efesenilor!``
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Da de hørte dette, blev de fulle av vrede og ropte: Stor er efesernes Diana!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Keď to počuli a naplnení boli hnevom, kričali a hovorili: Veľká je Diána Efežanov!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.저희가 이 말을 듣고 분이 가득하여 외쳐 가로되 크다 에베소 사람의 아데미여 하니
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.kor pedig [ezeket] hallották és haraggal megtelének, kiáltnak vala, mondván: Nagy az efézusi Diána!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ko so pa to slišali, se napolnijo jeze in zakriče, rekoč: Velika je Diana Efežanov!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Kun he sen kuulivat, tulivat he vihaa täyteen ja huusivat sanoen: "Suuri on efesolaisten Artemis!"
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Men da de hørte dette, bleve de fulde af Vrede og råbte og sagde: "Stor er Efesiernes Artemis!"
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.När de hörde detta, blevo de fulla av vrede och skriade: »Stor är efesiernas Diana!»
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.To uslyšavše a naplněni jsouce hněvem, zkřikli řkouce: Veliká jest Diána Efezských.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ακουσαντες δε και εμπλησθεντες θυμου, εκραζον λεγοντες Μεγαλη η Αρτεμις των Εφεσιων.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.А когато Павел искаше да влезе между народа, учениците не го пуснаха.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Вислухавши се і сповнившись гнївом, закричали, говорячи: Велика Артемида Єфеська!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Выслушав это, они исполнились ярости и стали кричать, говоря: велика Артемида Ефесская!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.ויהי כשמעם את דבריו וימלאו חמה ויצעקו לאמר גדולה ארטמיס של האפסיים׃
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.‎فلما سمعوا امتلأوا غضبا وطفقوا يصرخون قائلين عظيمة هي ارطاميس الافسسيين‎.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.眾 人 聽 見 、 就 怒 氣 填 胸 、 喊 著 說 、 大 哉 以 弗 所 人 的 亞 底 米 阿
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.眾人聽見 、 就 怒 氣填胸 、 喊 著說 、 大哉 以弗所 人 的 亞底 米 阿
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.AO: C'è buio. Dovete gridare.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.AO : Comme la pièce est sombre, vous n'avez qu'à parler fort.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.AO: Mivel elég sötét van, kiáltaniuk kell.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.AO: Protože je tu docela tma, musíte to zakřičet.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.AO: Roep maar gewoon hard.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Bởi vì quang cảnh khá là tối, Quý vị chỉ cần phải gọi to tên lên thôi.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.E destul de întuneric, strigați doar numele ei.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Elijan, elijan. AO:
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Είναι αρκετά σκοτεινά. Θα πρέπει να φωνάξετε.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.АО: Тут досить темно. Вам потрібно лише вигукнути.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.АО: Тъй като е доста тъмно тук, просто ще тярбва да го извикате.
Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Здесь довольно темно. Вам придётся громко кричать.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Dia mendapat tendangan di tulang kering terdengar yang membuatnya berteriak, tapi ia terus cengkeramannya.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Dobil je udarec zveni na golenico zaradi katere je bil kričati, vendar je ohranil svojo oprijem.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Dostał brzmiące kopać na goleni, które uczyniły go krzyczeć, ale trzymał jego przyczepność.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Dostal znějící kop do holeně, které se mu křičet, ale on držel jeho sevření.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Dostal znejúce kop do holene, ktoré sa mu kričať, ale on držal jeho zovretie.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Ele pegou um chute na canela soando que o fez gritar, mas ele manteve seu domínio.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.El sonido de una patada en la espinilla que le hizo gritar, pero él mantuvo su agarre.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Er bekam eine klingende Kick gegen das Schienbein, das ihn schreien, aber er behielt seinen Griff.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Han fick ett klingande spark på smalbenet som gjorde honom skrika, men han höll sitt grepp.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Hän sai kaikupohjana potkia siitä säärestä, joka teki hänestä huutaa, mutta hän piti otteensa.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Ha ottenuto un calcio negli stinchi suono che ha fatto gridare, ma ha mantenuto la sua presa.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Hij kreeg een klinkende trap op het scheenbeen die hem schreeuwen, maar hij hield zijn greep.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Il a obtenu un coup de pied sur le tibia sonore qui fait de lui crier, mais il a gardé son emprise.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Kapott egy hangzású kick a sípcsont tette hozzá kiáltani, de ő tartotta markában.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.그는 그를 큰소리 만든 정강이에 홍보 차 있고,하지만 그는 손잡이를 유지.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Ông đã có một cú đá âm trên ống chân mà anh ta hét lên, nhưng ông vẫn giữ kiểu cầm vợt.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Πήρε ηχώντας λάκτισμα στην κνήμη που τον έκανε να φωνάξει, αλλά εκείνος συνέχισε λαβή του.
O shin ona bağırmaya yapılan bir sondaj tekme var, ama onun elinden tuttu.Він отримав удар по звучанню гомілки, яка зробила його крик, але він продовжував свою хватку.

İlgili Sayfalar