bağırdı ile cümle
bağırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››وكان لما سمع اني رفعت صوتي وصرخت انه ترك ثوبه بجانبي وهرب وخرج الى خارج
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››他 聽 見 我 放 聲 喊 起 來 、 就 把 衣 裳 丟 在 我 這 裡 、 跑 到 外 邊 去 了
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››他 聽見 我 放 聲喊 起來 、 就 把 衣裳 丟 在 我 這裡 、 跑到 外邊 去了
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Am țipat pentru că atunci când am ajuns mai aproape, am constatat că nu era nici un fel de detaliu.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Felsikítottam mert ahogy közeledtem, kiderült, hogy a részletek nincsenek is ott.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Gritei porque, quando me aproximei, descobri que não havia detalhe nenhum.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Grité porque al acercarme descubrí que el detalle no estaba.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Ich schrie, denn als ich näher kam, entdeckte ich, dass es überhaupt keine Details gab.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Ik riep het uit, want toen ik dichterbij kwam ontdekte ik dat er helemaal geen details waren.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Karjaisin, koska lähelle tullessani huomasin, ettei yksityiskohtia ollutkaan.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.제가 가까이 다가가고 나니까, 세부 묘사 같은 것은 전혀 없었고
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Křičel jsem, protože když jsem se dostal blíže, zjistil jsem, že tam vůbec žádné detaily nejsou.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Saya berteriak karena ketika saya mendekat, saya menemukan tidak ada satupun detil di sana.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Tôi đã hét lên bởi vì khi tôi đến gần, tôi đã nhận thấy rằng chẳng có chi tiết nào cả.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.To pa zato, ker ko sem se približal, sem ugotovil, da detajla sploh ni.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Urlai perché quando andai più vicino ho scoperto che il dettaglio non c'era per niente.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Zawyłem, bo kiedy znalazłem się bliżej okazało się, że detali w ogóle tam nie było.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Φώναξα γιατί καθώς πήγα πιο κοντά, ανακάλυψα ότι η λεπτομέρεια δεν υπήρχε καθόλου.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Вскрикнул потому, что подойдя ближе, я обнаружил, что там нет никаких деталей.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.Изкрещях, защото когато се доближих, видях, че няма никакъв детайл.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.צרחתי מכיוון שכשהתקרבתי, ראיתי שהפרטים בכלל אינם.
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.صحت لأنني عندما أقتربت أكثر لم أجد التفاصيل هناك أبدا
Bağırdım, çünkü yaklaştığımda detayın hiç de orada olmadığını farkettim.そこには描写などないからです ただの巧みに置かれた小さなペンキの点のみでした
"Baker ahır," diye bağırdı. "Bu Codman yerdir," Başka bir onayladı."이것은 베이커의 헛간의"하나는 외쳤다. "그것은 Codman 장소입니다"다른 확언.
"Baker ahır," diye bağırdı. "Bu Codman yerdir," Başka bir onayladı."זה באסם של בייקר," קרא אחד. "זה המקום Codman", אישר אחר.
"Baker ahır," diye bağırdı. "Bu Codman yerdir," Başka bir onayladı."انها الحظيرة بيكر" ، صرخ واحد. "إنه مكان كودمان ،" وأكد البعض.
"Baker ahır," diye bağırdı. "Bu Codman yerdir," Başka bir onayladı.して、新鮮な火花は屋根がに落ちたかのように、木の上まで行き、そしてすべての
"Baker ahır," diye bağırdı."C'est grange Baker", cria quelqu'un.
"Baker ahır," diye bağırdı."Det är Baker lada", utropade en.
"Baker ahır," diye bağırdı."Det er Baker Lade," råbte en.
"Baker ahır," diye bağırdı."É celeiro de Baker", gritou um deles.
"Baker ahır," diye bağırdı."E 'fienile Baker", ha gridato uno.
"Baker ahır," diye bağırdı."Es granero de Baker", gritó uno.
"Baker ahır," diye bağırdı."Es ist Baker der Scheune", rief einer.
"Baker ahır," diye bağırdı."Este hambar Baker," a strigat unul.
"Baker ahır," diye bağırdı."Ez Baker pajta", kiáltott egyet.
"Baker ahır," diye bağırdı."Het is Baker's schuur," riep een.
"Baker ahır," diye bağırdı."Ini gudang Baker," teriak salah satu.
"Baker ahır," diye bağırdı."Je to Baker stodole," vykřikl jeden.
"Baker ahır," diye bağırdı."Je to Baker stodole," vykríkol jeden.
"Baker ahır," diye bağırdı.Kêu lên: "Đó là của barn Baker," một trong.
"Baker ahır," diye bağırdı."On Bakerin navetta," huusi yksi.
"Baker ahır," diye bağırdı."To je skedenj Baker," je jokala eno.
"Baker ahır," diye bağırdı."To stodoła Baker," krzyczał jeden.
"Baker ahır," diye bağırdı."Είναι αχυρώνα Μπέικερ," φώναξε ένα.
"Baker ahır," diye bağırdı."Това е плевня Бейкър - извика един.
"Baker ahır," diye bağırdı."Це комору Бейкера", крикнув один.
"Baker ahır," diye bağırdı."Это амбар Бейкера", крикнул один.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Bà la mắng xối xả chưa từng có.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Belum pernah ibu memarahi saya sampai seperti itu.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Kiabált velem, úgy, mint még soha azelőtt.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .제게 전에 없이 큰 소리를 질렀습니다.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Krzyczała na mnie jak nigdy przedtem.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Vpila je name kot še nikoli.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Vynadala mi jako nikdy předtím.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Y me regañó como nunca lo había hecho.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Ze schreeuwde naar me zoals ze nooit tevoren had gedaan.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Μου έβαλε τις φωνές όπως ποτέ άλλοτε.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Вона кричала на мене, як ще ніколи досі.
Bana daha önce hiç bağırmadığı kadar bağırdı .Она никогда раньше на меня так не кричала.