bağır ile cümle

bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sami, Leyla'ya bağırmaya başladı.Sami started yelling at Layla.
Tom odaya geldi ve bağırmaya başladı.Tom came into the room and started yelling.
Gökyüzüne bağırdı.She screamed at the sky.
Az daha Tom'a bağıracaktım.I almost yelled at Tom.
Sana bağırmayacağım.I won't yell at you.
Tom bağırma dürtüsüne direndi.Tom resisted the impulse to shout.
Tom'un annesi ona bağırdı.Tom's mother yelled at him.
Bağırsaklarında yaşayan bakterilerle arkadaş olmalısın.You must befriend the bacteria that live in your gut.
Sami bütün bu bağırmaları duydu.Sami heard all this yelling.
Bağırdıklarını inkar ediyorlar.They deny they cried.
Tom'un patronu ona bağırıyor.Tom's boss is yelling at him.
Tom müziğin sesini bastırabilmek için bağırdı.Tom shouted over the music.
Tom müzikten sesini duyurabilmek için bağırdı.Tom shouted over the music.
O adam biraz ileride duruyordu ama onun bağırmasını duyunca döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard her shout.
Eğilip kulağına bağırdı.He leaned over and shouted into her ear.
Hakime bağırmaya cüret edebildi.He had the nerve to yell at the judge.
Avazı çıktığı kadar bağırdı.He screamed at the top of his lungs.
Çocuklarına bağıran insanlara tahammül edemiyorum.I can't stand people who yell at their kids.
Bütün gece bağırdı.He screamed the whole night.
Bağırmak yok!No shouting!
Tom bana bağırıyordu, Mary'ye değil.Tom wasn't yelling at Mary. He was yelling at me.
Bağırsak hareketleriniz düzenli mi?Do you have regular bowel movements?
Biri gecenin köründe arabayla evin önünden geçerken "Şerefsiz ibneler!" diye bağırdı.Someone drove by the house yelling "Cocksuckers!" in the middle of the night.
Söyledikleri bir şey damarına basmış olmalı ki onlara bağırmaya başladı.Something they said must have hit a nerve, so he started yelling at them.
Tom bağırarak iyi olduğu cevabını verdi.Tom yelled back that he was OK.
Tom'a bağırdık.We shouted at Tom.
Yardım için bağırsan bile kimse seni duymaz.Even if you yell for help, nobody will hear you.
"Evde kimse var mı?" Bağırdım ama cevap gelmedi."Is anyone home?" I shouted, but there was no reply.
Gunter köpeklere susmaları için bağırdı.Gunter yelled at the dogs to shut up.
Karl garsona bağırdı.Karl shouted at the waitress.
Karl acı içinde bağırmaya başladı.Karl started shouting in pain.
Karl, o uzaklaşırken Amelia'ya bağırmaya devam etti.Karl kept yelling at Amelia as she walked away.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.When Barton arrives, Mayhew is drunk and yelling wildly.
Mustafa Birden, "Arkadaşlar, hepiniz masanın altına girin!" diye bağırdı.Mustafa Birden, "Friends, all of you go under the table!"
Bebekken ilk bağırdığı zaman, bir ebe sokağa çıktı ve yabancı bir isim verilmesini istedi.When the baby first cried out, a midwife went into the street and asked a stranger for a name.
Charlie Hebdo'yu öldürdük!" diye bağırıyorlar.We have killed Charlie Hebdo!"
Zaman zaman Gaga, şarkıyı söylerken "America" diye bağırmaktadır.From time to time, Gaga shouts the word "America" while singing the song.
Bağırsağın bir kısmı yerinde dururken ağız ve anüs yeni yerlerine gider.Part of the gut is retained but the mouth and anus move to new positions.
Solunum ve bağırsak hastalıkları% 25-50 oranında azaltılabilir.Respiratory and intestinal diseases can be reduced by 25-50%.
"Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir."Most of those who follow him will be from the tribe of Kalb.
Ve ilk silah atışı ateşlendiğinde "Yaşasın Vietnam" diye bağırır.As the first shots were fired, he called out, "Long live Vietnam!"
Çünkü o sevdiğim bir adamın ruhu, bağırışını duyunca onu tanıdım."For it is the soul of a friend That I recognized when I heard it giving tongue."
Bu olayların klinik önemi, bağırsakların bu tür değişikliklere cevabına bağlıdır.The clinical significance of these events depends upon the response of the bowel to such changes.
Fleet "Orda biri var mı?" diye bağırdı.Fleet asked "Is there anyone there?"
Bağırarak onlardan yardım ister.Then he requested their aid.
Buffy, Robin'i kendi garajında yaralı bir halde bulur ve Spike'a saldırdığı için ona bağırır.Buffy finds the injured Robin in his garage and angrily shuns him for attacking Spike.
(Daima tiranlar için) diye bağırarak kaçtı.When they are intimate she cries.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.I'm tired of being in the closet because of the women's movement."
Sadece Gharkad ağacı bağırmayacaktır çünkü o Yahudilerin ağacıdır.”The only one not to do so will be the Gharqad tree as it is the tree of the Jews.
Franklin'e göre, son bir suçlamadan önce "Bayan beni vurdun" diye bağırdı.According to Franklin, he exclaimed, "Lady, you shot me," before mounting a last charge at her.
Olturganım oba yer, basqanım bagır canaq.Oturğanım oba yer basqanım baqır canaq.
Üç komplocu Romalı halkın intikamının alındığını bağırarak ilan ederler.The three conspirators cry that the people have been avenged.
Gizlenme işi bittikten sonra haberci yüksek sesle "harar!" diye bağırır.After the salutes are completed, the referee will call "En garde!"
Bu memelilerin ayrıca bağırsaklarında koyu kırmızı sıvı depoladıkları bir kese bulunur.It also has a sac in its intestines that contains a dark red fluid.
Bir kavga başlar, aniden Kate’in onların ödenmemiş borcu olduğunu söyleyerek yakınlarına bağırır.A fight begins, ending abruptly with Kate calling out the relatives for their own unpaid debts.
Sonra "Ölümün canı cehenneme!" diye bağırır.Specifically, the line "Damn!
Sonuç olarak, eğer onikiparmak bağırsağının pH düzeyi 4.5'in üstündeyse sekretin salınmaz.As a result, if the pH in the duodenum increases above 4.5, secretin cannot be released.
Yukarılardan "Sauve! (kurtuldu)" diye bağıran bir ses duyulur.Noise-induced hearing loss (NIHL) is hearing impairment resulting from exposure to loud sound.
Aralık 1997'de, 30 yaşında, kalın bağırsak kanseri için tedavi edildi.In December 1997, at age 30, she was treated for colon cancer.
Her zaman sinirlendiği zaman bağırarak Bruce Lee benzer hareketler yapar.He usually shouts like Bruce Lee when afraid or angered.

İlgili Sayfalar