bağır ile cümle
bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.וישוע נתן קול גדול ויפח את נפשו׃
Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.فصرخ يسوع بصوت عظيم واسلم الروح.
Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.耶 穌 大 聲 喊 叫 、 氣 就 斷 了
Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.耶穌 大 聲 喊叫 、 氣就 斷了
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıAber ich stand unschlüssig; wenn man eine Uhr in die Ecke, rief er:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıAle stałem niezdecydowany, patrząc na zegar w rogu, wykrzyknął:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıAmpak sem stal Omahljiv, če gledamo na uro v kotu, je vzkliknil:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıDar am stat indecis; atunci cand cauta la un ceas in coltul, el a exclamat: "Eu vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıDe én álltam tétovázó, ha ránézünk egy órát a sarokban, s felkiáltott:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdı하지만 irresolute 서, 구석에있는 시계를 볼 때, 그는 내가 vum "외쳤다
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMaar ik stond besluiteloos; bij het kijken naar een klok in de hoek, riep hij uit:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMais je me suis irrésolu; quand on regarde une horloge dans le coin, il s'écria:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMa mi resta titubante, quando si guarda un orologio in un angolo, esclamò:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMas eu estava indeciso, quando se olha para um relógio, no canto, ele exclamou:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMen jag stod kvar, när man tittar på en klocka i hörnet, utropade han:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMen jeg stod ubeslutsom, når man ser på et ur i hjørnet, udbrød han:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMutta minä seisoin neuvoton, kun tarkastellaan kello nurkassa, hän huudahti "Minä vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıNhưng tôi đứng irresolute, khi nhìn vào một chiếc đồng hồ trong góc, ông kêu lên "I vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıPero me quedé indeciso, al mirar un reloj en la esquina, exclamó:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıTapi aku berdiri ragu-ragu; ketika melihat jam di sudut, ia berseru "Aku vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıΑλλά στάθηκα αναποφάσιστος?
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıАле я стояв нерішучий, при погляді на годинник у кутку, він вигукнув: "Я ВУМ
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıНо аз стоях нерешителен, когато търсят по часовник в ъгъла, той възкликва: "I vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıНо я стоял нерешительный, при взгляде на часы в углу, он воскликнул:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıאבל אני עמדתי הססני; כאשר מסתכלים שעון בפינה, הוא קרא "אני vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıولكن وقفت متردد ، وعندما تبحث في الساعة في الزاوية ، وقال انه مصيح "أنا vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıそれは日曜日だ - あなたはそのharpooneerまで夜を見ることは、彼がどこかにアンカーに来ている -
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Aber wie es ist. . . " Es bekommen muss los sein ", rief der
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Ale ako to je. . . " Musí to byť zbaví, "zvolala sestra.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Ale jak to je. . . " Musí to být zbaví, "zvolala sestra.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Ale jak to jest. . . " To musi się pozbyć ", zawołał siostra.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Dar, aşa cum este. . "." Trebuie să fie scapat de, "a strigat sora.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.De, ahogy van. . . " Meg kell szabadulni ütött ", kiáltotta a testvér.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Maar zoals het is. . . " Het moet weggedaan, "riep de zus.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Ma come è. . . " Deve essere deciso di eliminare, "gridò il sorella.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Mais comme il est. . . " Il doit être débarrassé de ", s'écria le sœur.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Mas como ela é. . . " Deve-se livrado de ", exclamou o irmã.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Men som det är. . . " Måste det vara gjort sig av ", utropade syster.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Men som det er. . . " Det må være sluppet af, "råbte søster.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Mutta se on. . . " On päässyt eroon ", huudahti sisko.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Sin embargo, tal como es. . . " Debe ser librado de, "gritó el hermana.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Tapi seperti itu. . "." Ini harus menyingkirkan, "teriak adik.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Toda, kot je. . . " Mora biti gotten rešiti česa, "je vzkliknil sestra.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Αλλά έτσι όπως είναι. . . " Πρέπει να πάρει απαλλαγεί από, "φώναξε ο αδελφή.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Але як воно є. . . " Це має бути позбулися ", плакав сестра.
Ama olduğu gibi. . "Kurtulmak kazanılmış olması gerekir," diye bağırdı kardeş.Но как оно есть. . . " Это должно быть избавились от ", плакал сестра.
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Ale skríkli, všetko to množstvo, a hovorili: Zahlaď tohoto a prepusti nám Barabáša!
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Chúng bèn đồng thanh kêu lên rằng: Hãy giết người nầy đi, mà tha Ba-ra-ba cho chúng tôi!
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Chúng bèn đồng_thanh kêu lên rằng : Hãy giết người nầy đi , mà tha Ba-ra-ba cho chúng_tôi !
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Da schrie der ganze Haufe und sprach: Hinweg mit diesem und gib uns Barabbas los!
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Då skriade hela hopen och sade: »Hav bort denne, och giv oss Barabbas lös.»
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.De felkiálta az egész sokaság, mondván: Vidd el ezt, és bocsásd el nékünk Barabbást!
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.De ropte da alle som én: Bort med denne, men gi oss Barabbas fri!
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Ei au strigat cu toţii într'un glas: ,,La moarte cu omul acesta, şi slobozeşte-ne pe Baraba!``
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Ils s`écrièrent tous ensemble: Fais mourir celui-ci, et relâche-nous Barabbas.
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.무리가 일제히 소리질러 가로되 이 사람을 없이하고 바라바를 우리에게 놓아 주소서 하니
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Ma essi si misero a gridare tutti insieme: «A morte costui! Dacci libero Barabba!»
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Mas todos clamaram � uma, dizendo: Fora com este, e solta-nos Barrabás!
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Men de råbte alle sammen og sagde: "Bort med ham, men løslad os Barabbas!"
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.Niin he huusivat kaikki yhdessä, sanoen: "Vie pois tämä, mutta päästä meille Barabbas!"