bağır ile cümle

bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Açılması, ev sahibi bağırdı, "Bu Grampus mürettebat bulunuyor.Запуск, хозяин воскликнул: "Это экипажа Грампус в.
Açılması, ev sahibi bağırdı, "Bu Grampus mürettebat bulunuyor.Стартиране на наемодателя извика: "Това е екипажа на вид делфин.
Açılması, ev sahibi bağırdı, "Bu Grampus mürettebat bulunuyor.החל מעלה, בעל הבית קרא, "זה הצוות של Grampus.
Açılması, ev sahibi bağırdı, "Bu Grampus mürettebat bulunuyor.بدء ، وبكى المالك ، واضاف "هذا الطاقم لغرامبوس.
Açılması, ev sahibi bağırdı, "Bu Grampus mürettebat bulunuyor.私は彼女が今朝沖合で報告された種、3年間の航海、および全
Adam bağırıp birşeyler söyleyincePosso entrar por instantes? Estou a congelar".
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.Denn er fand sie auf dem Felde, und die verlobte Dirne schrie, und war niemand, der ihr half.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.han traff den trolovede pike ute på marken, hun skrek, men der var ingen til å hjelpe henne.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.han traf hende jo ude i det fri, og den trolovede Pige skreg, men ingen kom hende til Hjælp.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.남자가 처녀를 들에서 만난 까닭에 그 약혼한 처녀가 소리질러도 구원할 자가 없었음이니라
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.Lebo ju našiel na poli; zasnúbená dievka kričala, a nebolo nikoho, kto by ju bol zachránil.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.Mert a mezõn találta õt; kiálthatott a jegyben járó leány, de nem volt a ki megoltalmazza õt.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.Na poli zajisté nalezl ji; křičela děvečka zasnoubená, a žádný tu nebyl, kdo by ji vysvobodil.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.na polju jo je namreč zalotil, zaročena mladenka je vpila, a ni bilo nikogar, ki bi ji bil pomagal.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.pois ele a achou no campo; a moça desposada gritou, mas não houve quem a livrasse. em juizo, entre sangue
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.porque él la halló en el campo y aunque la joven desposada hubiera gritado, no habría habido quien la librara
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.Sillä hän tapasi hänet kedolla; kihlattu tyttö huusi, mutta hänellä ei ollut auttajaa.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.vì người nam gặp con gái trẻ đã hứa gả đó ở ngoài đồng: nàng có thế la lên, mà không ai giải cứu.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.vì người nam gặp con_gái trẻ đã hứa gả đó ở ngoài đồng : nàng có thế la lên , mà không ai giải_cứu .
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.διοτι εν τω αγρω ευρηκεν αυτην, εφωναξεν η ηρραβωνισμενη νεα, αλλα δεν υπηρχεν ο σωζων αυτην.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.ибо он встретился с нею в поле, и хотя отроковица обрученная кричала, но некому было спасти ее.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.понеже, както я е намерил на полето, сгодената мома е извикала, но не е имало, кой да я отърве.
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.כי בשדה מצאה צעקה הנער המארשה ואין מושיע לה׃
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.انه في الحقل وجدها فصرخت الفتاة المخطوبة فلم يكن من يخلّصها
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.因 為 男 子 是 在 田 野 遇 見 那 已 經 許 配 人 的 女 子 、 女 子 喊 叫 並 無 人 救 他
Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.因 為 男子 是 在 田野 遇見 那 已 經許 配人 的 女子 、 女子 喊叫 並無人 救 他
Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Da es ziemlich dunkel ist, müssen Sie laut rufen.
Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Jest ciemno, więc musicie krzyknąć
Affedersin, bağırmamalı mıyım?Scusate, non dovrei urlare?
Ağabey, çok bağırıyorsun!Du skriker, brorsan!
Ağabey, çok bağırıyorsun!Du taler for højt, brormand.
Ağabey, çok bağırıyorsun!Fratellone, urli troppo.
Ağabey, çok bağırıyorsun!¡Hermano, hablas demasiado alto!
Ağabey, çok bağırıyorsun!Irmão, a tua voz está muito alta!
Ağabey, çok bağırıyorsun!Mówisz za głośno, bracie.
Ağabey, çok bağırıyorsun!Veli, puhu hiljempaa.
Ağabey, çok bağırıyorsun!Αδερφέ, μη φωνάζεις!
Ağabey, çok bağırıyorsun!Брат, ты говоришь слишком громко!
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım. Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Нужно было почувствовать соленую воду во рту, представить тренера, кричащего мне:
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Åh, jag vet att jag borde!" Hon grät.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Åh, jeg ved jeg burde!" Sagde hun.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."No, ja viem, že som mal!" Vykríkla.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."No, já vím, že jsem měl!" Vykřikla.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Och, wiem, że powinnam!" Zawołała.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, aku tahu aku harus!" Teriaknya.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, eu sei que eu deveria", ela chorou.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, ich weiß, ich sollte", rief sie.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, ik weet dat ik moest!" Riep ze.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, je sais que je devrais!" Criait-elle.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, lo so che dovrei" gridò.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, ştiu că ar fi trebuit!", Strigă ea.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, tiedän pitäisi!" Hän huusi.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, vem, da sem moral!" Je vzkliknila.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Oh, yo sé que debo!" Exclamó.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Ồ, tôi biết tôi phải", bà khóc.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Ó, tudom, hogy kéne!" Kiáltotta.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."Ω, ξέρω ότι θα έπρεπε!" Φώναζε.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."О, аз знам, аз би трябвало!", Извика тя.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."О, я знаю, что я должен!" Кричала она.
"Ah, ben gerektiğini biliyorum!" Diye bağırdı."О, я знаю, що я повинен!" Кричала вона.

İlgili Sayfalar