bağır ile cümle

bağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Then he cried out passionately and his fists flew round like flails.
"Gitti nerede?" Diye bağırdı sakallı adam. "?""Where's he gone?" cried the man with the beard. "Out?"
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp!" cried the Voice.
O bağırmak için ağzını açtı ve sayfanın köşesinde onun arasındaki itme dişler.He opened his mouth to shout, and the corner of the sheet was thrust between his teeth.
"Bağırıyorum, ben yüz şut," Görünmez Adam ağzına giderici dedi."If you shout, I'll smash your face," said the Invisible Man, relieving his mouth.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.And as we started talking, I saw him yell something, and Hyun-Sook came and brought us some food.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.They were yelling at him, they were -- it got to be really ugly.
Bana bağırmaya başlayınca tercümanaAnd he started yelling at me, and I said to the translator,
İşte o zaman bağırmaya başlayacak.And he's gonna start screaming.
"Peki, şimdi, Michael Stephen ve Amariah var," Phineas sevinçle bağırdı."Well, now, there's Michael, and Stephen and Amariah," exclaimed Phineas, joyfully.
Öyleyse neden bağırmıyorsun?- Then why aren't you screaming?
Böyle bağırmana gerek yok.You don't have to say it like that.
Ve bu bedenin atıkları vücuttan çıkarma yoludur; nefesiniz, bağırsaklarınız ve teriniz aracılığıyla.And that's how your body excretes waste, is through your breath, your bowels and your perspiration.
"Haklısınız," diye bağırdı, "Ben Kral."You are right," he cried; "I am the King.
"Hayır, hayır, ona hayat var!" Diye bağırdı. başka bir."No, no, there's life in him!" shouted another.
Duman ve bağırmaya çelik sinirleri sarsmaya yetti.The smoke and shouting were enough to shake nerves of steel.
"Aksine, sevgili efendim," diye bağırdı"On the contrary, my dear sir," cried the
Ben bağırdı kadar Bunun üzerine o iki elleriyle saçımı ele geçirdi ve çekiştirdi ağrı.With that he seized my hair in both his hands, and tugged until I yelled with the pain.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."No, no," cried Holmes, shoving him back into the chair from which he had half risen.
"Bu güzel dışarı gerekçeli," Ben yapmacıksız hayranlık bağırdı."You reasoned it out beautifully," I exclaimed in unfeigned admiration.
-Bağırmayı kes.-Stop shouting.
-Yarı yarıya sağır sayılırım, illa ki bağıracağım.-I'm half deaf, of course I shout.
Onlara bağırıp çağırdım, "Ne halt ediyorsunuz?I screamed at them, I yelled at them, "What the hell are you doing?
Medyamız ilgimizi çekebilmek için bu tür manşetlerle bize bağırmak zorunda.Our media have to scream at us with these kinds of headlines in order to get our attention.
Amerika'da önde gelen ölüm sebebi bağırsak ve kolon kanserine yakalanma oranları 5'te 1'i.One fifth the rate of colon and breast cancer, big killers here in America.
Hazır ve --" diye bağırdı sürücü ve yola çıktık.Ready and --" the driver yelled, and off we went.
Ama bize "Aa!" diye bağırmıyorlardı, "ABD!" diye bağırıyorlardı.But someone wasn't yelling "You!" at us, they were yelling "USA!"
Vay canına, birine bağırıp, içindekileri tamamen dışarıya vurup, endişe etmeden yaşayabilir miyiz?"Wow, you can yell at somebody, you can really express yourself, and not worry?
İşte onların ailesinde, herkes bağırırdı, çağırırdı, herşeye izin vardı.You see, in their family, they yelled, they screamed, they did everything.
Tabii bu onların bağırıp çağırmalarına engel değildi.But that didn't prevent them from screaming and yelling.
Hatta, sevginin varlığı, bağırış çağırışın olmasına izin verirdi.In fact, it allowed it to happen.
Benim evimde kimse bağırmazdı.Nobody screamed in my house.
Ve normalde bağırsaklara yerleşen... bakteriler de bulduk.And we also found bacteria that normally inhabit the gut.
Siz bağırdıkça, daha hızlı gideceğim.When you squeal, I'm just gonna go faster and harder.
O bağırdı.She screamed.
Bakteriler için bağırsaklarımız mükemmel derecede uyumlu bir çevre.Our gut is a wonderfully hospitable environment for those bacteria.
"Lakaplar beni asla incitemez" diye bağıran sesin sönen yankıları değil."Names will never hurt me."
"Taliban artık yok!" diye bağırdı babam."The Taliban are gone!" my father shouted.
Sen nezaman gelsen dışarı çıkıp "HaNi" diye bağırırdı hep.He used to come running out screaming "Ha Ni" whenever you came.
Bağır ya da ağla.Yell or cry.
Bağırsakları asalak kurtçuklar içindeydi.Her guts were swimming with parasitic worms.
Ben de sadece 14 yaşındayken kalın bağırsağımdan tümör aldırdım.I myself had a tumor removed from my large intestine when I was only 14.
Bize fazla verin. Bütün dünya 21. asrın insanları böyle bağırıyor.Whole world, the people of the 21sth century are screaming like this.
Nedir senin bu bağırman, çağırman?What is all this screaming of yours?
Bağır çağır sokaklarda ne karı var?Continue screaming in the streets. What is its benefit?
Gerçek bir İtalyan gibi bağırıyorum.I shout like a true Italian.
Hamid'in "Karnım, karnım!" diye bağırdığını duydum,I heard Hamid screaming and shouting, "My stomach, my stomach!"
Ve ben bağırmaya başladım: "Yere yatın! Ateş ediyorlar!"I started screaming, saying, "Get down, there is shooting!"
Ve birden ayağa kalktı ve "karnım, karnım" diye bağırıyordu.Then suddenly, he stood up, saying, "Oh, my stomach, my stomach!"
Evine doğru koşmaya başladı ve ben de abisine bağırıyordum: "Çabuk gel, Hamid vuruldu".He started running towards his home and I screamed to his brother, "Come, Hamid has been shot!"
"Kim bu eve ayak izleri getiriyor?" diye bağırırdı.And she would crawl around behind me going, "Who brings footprints into a building?!"
Dedikodunun ve bağırışların arasında boğulan sessiz bölümler artık duyulabiliyordu.Quiet parts could be heard that would have been drowned out by all the gossiping and shouting.
İnsanlar dans ediyor, bağırıyor ve içiyorlar.People are dancing, shouting and drinking.
Çalmayı bitirdiğimde genellikle ilk şey insanların bağırması oluyor :Usually when I play out, the first thing that happens is people scream out, "What's she doing?!"
'Biz aslında!' Diye bağırdı Fare, onun kuyruk sonuna kadar titriyordu.'We indeed!' cried the Mouse, who was trembling down to the end of his tail.
Gördüklerinde oda yoktur! 'Diye bağırdıNo room!' they cried out when they saw
'Nasıl korkunç vahşi!' Alice bağırdı.'How dreadfully savage!' exclaimed Alice.
Diye bağırdı Kraliçe 'başlarını?'.'Are their heads off?' shouted the Queen.
'Majesteleri lütfen Kafaları, gitti!' Askerler cevapta bağırdı.'Their heads are gone, if it please your Majesty!' the soldiers shouted in reply.
'Doğru' Kraliçe bağırdı.'That's right!' shouted the Queen.

İlgili Sayfalar