Tom Mary'ye biraz para bağışlamak için istekli olup olmayacağını sordu.Tom asked Mary if she would be willing to donate some money.
Tom herkesin duyması için yeterince yüksek sesle bağırdı.Tom yelled loud enough for everyone to hear.
Sana böyle bağırdığım için üzgünüm.I'm sorry about yelling at you like that.
Keşke Tom'a her zaman bağırmasan.I wish you didn't always yell at Tom.
Tom Mary'nin bağırdığını duyduğunda döndü.Tom turned when he heard Mary shout.
Birinin bağırdığını duyduğuma eminim.I'm sure I heard somebody shouting.
Ben pencereden Mary'ye bağırdım.I yelled out the window at Mary.
Sana bağırdığım için özür dilerim.I'm sorry for shouting at you.
Tom Mary'ye Fransızca bağırdı.Tom yelled at Mary in French.
Tom yardım için bağırmaya başladı.Tom started yelling for help.
Eski kitaplarımı bağışlıyorum.I'm giving my old books away.
Bir bağırtı duyduğumu düşündüm.I thought I heard a scream.
Tom müziğin üzerinde bağırdı.Tom yelled over the music.
Ben Tom'um ve bir bağımlıyım.I'm Tom and I'm an addict.
Tom uyuşturucu bağımlısı oldu.Tom became a drug addict.
Kesintiyi bağışlayın.Pardon the interruption.
Tom acı içinde bağırdı.Tom cried out in pain.
Ben bir uyuşturucu bağımlısı değilim.I'm not a drug addict.
Japonya petrol için yabancı ülkelere bağımlıdır.Japan is dependent on foreign countries for oil.
Arnavutluk 1912'de Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazandı.Albania gained its independence from Ottoman State in 1912.
Ona bağırdım.I yelled at him.
Motive değilsen hemen eve dön. Sadece bir ayak bağı olacaksın.If you're not motivated, go back home. You'll just be a hindrance.
Çocuk oyuncağı istediği için hiddetle bağırmaya başladıThe child threw a tantrum because he wanted the toy.
Tom aniden "Eureka!" diye bağırdı."Eureka!" shouted Tom suddenly.
Pembe dizi bağımlısıyım.I'm addicted to soap operas.
Biz yardım için avazımızın çıktığı kadar bağırdık.We shouted for help at the tops of our voices.
Sen hiçbir zaman kimseye bir şey bağışlamazsın.You never donate anything to anybody.
Bu sefer seni bağışlayacağım.I'll forgive you this time.
Sen henüz bir bağış yapmamış tek insansın.You're the only person who hasn't yet made a donation.
Hem Tom hem de Mary ellerinden geldiği kadar yüksek sesle bağırdılar.Tom and Mary both shouted as loudly as they could.
Çocuklardan biri ayağa kalktı ve bağırmaya başladı.One of the boys stood up and started yelling.
Tom Mary'nin göz bağını aldı.Tom took the blindfold off Mary.
Bağış Tom'un fikriydi.The fundraiser was Tom's idea.
Tom yeniden bağırmaya başladı.Tom started screaming again.
Tom göz bağını çıkardı.Tom took off the blindfold.
Bağış için teşekkürler.Thank you for the donation.
Neden bağırıyordun?Why were you yelling?
Neden bağırdın?Why did you yell?
Lütfen bağış yapın.Please make a donation.
Bağırmaya gerek yok. Sizi duyabiliyorum.There's no need to shout. We can hear you.
Tom bize aşırı hırçın bir sesle bağırdı.Tom shouted at us in a gruff voice.
Şimdiye kadar bağışlarda sadece 3,000 doların üzerinde aldık.We've received just over 3,000 dollars in donations so far.
O bir tavuskuşu. Az önce bağıran bir tavuskuşuydu.It's a peacock. It was a peacock that cried just now.
Beni duymalıydın. Elimden geldiği kadar yüksek sesle bağırdım.You should've heard me. I shouted as loud as I could.
Ben kızgın olduğumda hep bağırırım.I always shout when I am angry.
Sen sinirlendiğinde hep bağırırsın, değil mi?You always shout when you are angry, don't you?
O öfkeli olduğunda her zaman bağırır.He always shouts when he is angry.
O, kızgın olduğunda her zaman bağırır.She always shouts when she is angry.
Mary kızgın olduğunda her zaman bağırır.Mary always shouts when she is angry.
Biz kızgın olduğumuzda hep bağırırız.We always shout when we are angry.
Onlar kızgın olduklarında hep bağırırlarThey always shout when they are angry.
Bu politikacı zamanının çoğunu bağış toplayarak harcıyor.This politician spends most of his time raising funds.
Ayakkabılarımla ilgilenmediğin için hep bana bağırıyor.He always yells at me for not taking care of my shoes.
O, eleştirilmeye karşı her zaman bağışıktır.He is always immune to criticism.
Para bağışında bulunmak istiyorum.I want to donate money.
Para bağışlamak istiyorsun, değil mi?You want to donate money, don't you?
Para bağışlamak istiyorsunuz, değil mi?You want to donate money, don't you?
Para bağışlamak istiyor.He wants to donate money.
O para bağışlamak istiyor.She wants to donate money.
Mary para bağışında bulunmak istiyor.Mary wants to donate money.