bağışlar ile cümle

bağışlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hikaye yayınlandığında, isimsiz bağışlar yağmaya başladı.عندما تم نشر القصة، تدفقت تبرعات بلا دعوة.
Hikaye yayınlandığında, isimsiz bağışlar yağmaya başladı.信託基金が設立され
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Alzando la mirada, Jesús vio a los ricos que echaban sus ofrendas en el arca del tesoro
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Alzati gli occhi, vide alcuni ricchi che gettavano le loro offerte nel tesoro
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.A pohleděv, uzřel lidi bohaté, kteříž metali dary své do pokladnice.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.A pozrúc hore videl bohatých hádzať svoje dary do chrámovej pokladnice.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.A spojrzawszy ujrzał bogacze rzucające dary swoje do skarbnicy.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Di Rumah Tuhan, Yesus melihat orang-orang kaya memasukkan uang ke dalam kotak persembahan
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Ðức Chúa Jêsus vừa ngó lên, thấy những kẻ giàu bỏ tiền lễ vào rương,
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Ðức_Chúa_Jêsus vừa ngó lên , thấy những kẻ giàu bỏ tiền lễ vào rương ,
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Er sah aber auf und schaute die Reichen, wie sie ihre Opfer einlegten in den Gotteskasten.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.És mikor feltekintett, látá, hogy a gazdagok hányják az õ ajándékaikat a perselybe.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Hij keek op en zag hoe de rijken hun gaven in de collectekist gooiden.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Isus Şi -a ridicat ochii, şi a văzut pe nişte bogaţi cari îşi aruncau darurile în vistierie.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Ja hän katsahti ja näki rikkaiden panevan lahjoja uhriarkkuun.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Jésus, ayant levé les yeux, vit les riches qui mettaient leurs offrandes dans le tronc.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Jesus, levantando os olhos, viu os ricos deitarem as suas ofertas no cofre;
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.예수께서 눈을 들어 부자들이 연보 궤에 헌금 넣는 것을 보시고
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Men idet han så op, fik han Øje på de rige, som lagde deres Gaver i Tempelblokken.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Och när han såg upp, fick han se huru de rika lade ned sina gåvor i offerkistorna.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Og da han så op, fikk han se de rike legge sine gaver i tempelkisten.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Pogleda pa gori in vidi bogatine, da mečejo darove svoje v zakladnico.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Αναβλεψας δε ειδε τους πλουσιους, τους βαλλοντας τα δωρα αυτων εις το γαζοφυλακιον
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Взглянув же, Он увидел богатых, клавших дары свои в сокровищницу;
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Като подигна очи, Исус видя богатите, че пускат даровете си в съкровищницата.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.Поглянувши ж добачив, як кидали дари свої в скарбону заможні.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.ויבט וירא את העשירים משליכים את נדבותם לארון האוצר׃
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.وتطلع فرأى الاغنياء يلقون قرابينهم في الخزانة.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.耶 穌 抬 頭 觀 看 、 見 財 主 把 捐 項 投 在 庫 裡
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.耶穌抬 頭觀看 、 見財 主 把 捐項投 在 庫裡
Kamu tarafından yapılan bağışlarla finanse ediliyoruz, ve bununla ilgili ilginç şeylerden birisi deChúng tôi gây quỹ dựa vào sự quyên góp từ công chúng, và một trong những điều thú vị về nó
Kamu tarafından yapılan bağışlarla finanse ediliyoruz, ve bununla ilgili ilginç şeylerden birisi de우리는 사람들의 기부금으로 지원을 받습니다. 그 사실에 대한 가장 흥미로운 점은,
Kamu tarafından yapılan bağışlarla finanse ediliyoruz, ve bununla ilgili ilginç şeylerden birisi deWe worden gefinancierd door donaties van eender wie.
Kamu tarafından yapılan bağışlarla finanse ediliyoruz, ve bununla ilgili ilginç şeylerden birisi deאנחנו ממומנים מתרומות של הציבור, ואחד מהדברים המעניינים יותר בזה
Kamu tarafından yapılan bağışlarla finanse ediliyoruz, ve bununla ilgili ilginç şeylerden birisi deيقوم العامة بالتبرع لتمويلنا، وأحد الأشياء المثيرة حول ذلك هو
Kamu tarafından yapılan bağışlarla finanse ediliyoruz, ve bununla ilgili ilginç şeylerden birisi de賄われ 実のところ運営費は 非常にわずかなのです
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››a chi rimetterete i peccati saranno rimessi e a chi non li rimetterete, resteranno non rimessi»
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››A kiknek bûneit megbocsátjátok, megbocsáttatnak azoknak; a kikéit megtartjátok, megtartatnak.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››A los que remitáis los pecados, les han sido remitidos; y a quienes se los retengáis, les han sido retenidos.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Âqueles a quem perdoardes os pecados, são-lhes perdoados; e �queles a quem os retiverdes, são-lhes retidos.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Celorce le veţi ierta păcatele, vor fi iertate; şi celor ce le veţi ţinea vor fi ţinute.``
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Hvem I forlade Synderne, dem ere de forladte, og hvem I nægte Forladelse, dem er den nægtet."
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Katerimkoli odpustite grehe, so jim odpuščeni, katerimkoli jih zadržite, so jim zadržani.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››너희가 뉘 죄든지 사하면 사하여질 것이요 뉘 죄든지 그대로 두면 그대로 있으리라 하시니라
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Kterýmžkoli odpustili byste hříchy, odpouštějíť se jim; a kterýmžkoli zadrželi byste je, zadržániť jsou.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Którymkolwiek grzechy odpuścicie, są im odpuszczone, a którymkolwiek zatrzymacie, są zatrzymane.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Wie jullie zijn zonden vergeven, is ervan verlost. Maar wie jullie het aanrekenen, moet zijn zonden dragen."
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Αν τινων συγχωρησητε τας αμαρτιας, ειναι συγκεχωρημεναι εις αυτους, αν τινων κρατητε, ειναι κεκρατημεναι.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››и не само за народа, но и за да събере в едно разпръснатите Божии чада.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Кому відпустите гріхи, відпустять ся їм; кому задержите, задержить ся.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››Кому простите грехи, тому простятся; на ком оставите, на том останутся.
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››והיה כל אשר תסלחו את חטאתם ונסלח להם ואשר תאשימו יאשמו׃
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››من غفرتم خطاياه تغفر له. ومن امسكتم خطاياه أمسكت
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››你 們 赦 免 誰 的 罪 、 誰 的 罪 就 赦 免 了 . 你 們 留 下 誰 的 罪 、 誰 的 罪 就 留 下 了
‹‹Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.››你 們 赦免 誰 的 罪 、 誰 的 罪 就 赦免 了 . 你 們留下 誰 的 罪 、 誰 的 罪 就 留 下了
Neden bazı ülkeler çok bağışlarken bazıları az bağışlıyor?A questão é: "Porquê?" Porque é que uns países doam muito e outros doam pouco?
Neden bazı ülkeler çok bağışlarken bazıları az bağışlıyor?Câu hởi đặt ra là tại sao? Tại sao có những quốc gia tỉ lệ này cao trong khi đó những quốc gia khác lại thấp?
Neden bazı ülkeler çok bağışlarken bazıları az bağışlıyor?Dlaczego niektóre kraje oddają wiele a inne tak mało?
Neden bazı ülkeler çok bağışlarken bazıları az bağışlıyor?Întrebarea este: De ce unele ţări dau mult iar alte ţări dau puţin?
Neden bazı ülkeler çok bağışlarken bazıları az bağışlıyor?궁금한 것은 이유가 뭐냐는 거죠. 왜 어떤 나라는 많이 주고 어떤 나라는 적게 줄까요?

İlgili Sayfalar