Bana ayak bağı oluyorsun.You are in my way.
Yardım için başkalarına bağımlı olmamalısınız.You mustn't depend on others for help.
Hiç şüphen olmasın; bu bağışı yapmada hiçbir art niyetim yok.You may rest assured; I have no ulterior motive in making this donation.
Diğerlerine çok fazla bağımlı olmamalısın.You must not depend so much on others.
Bağırma sesi giderek zayıfladı.The sound of shouting grew faint.
Kyoto turizm sektörüne bağımlıdır.Kyoto depends on the tourist industry.
Köpeğinizin bağırsak kurtları var. Ona vitamin verin.Your dog has worms. Give him vitamins.
Bağırma yüksek sesle yankı yapar.The shouting echoes loud.
Elbette o ondan bağımsızdır.Certainly he is independent of him.
Bir kayalığın tepesinden bağırırsan sesinin yankısını duyabilirsin.If you shout from the top of a cliff, you can hear the echo of your voice.
Hepimiz aynı anda bağırıyorduk.We were all shouting at the same time.
Her ev diğerine bağırma mesafesindedir.Each house is within shouting distance of another.
Sürücülerden bazıları gülüyordu ve bağırıyordu.Some of the drivers were laughing and yelling.
"Ne çirkin bir yüzün var!" diye bağırdı.He exclaimed, "What a dirty face you have!"
Bağırmayı kes, senden rica ediyorum.Stop yelling, I beg you.
Biz herkesi tehlikeyle ilgili uyarmak için bağırdık.We shouted in order to warn everyone of the danger.
Doğal kaynaklarımız için yabancı milletlere bağımlıyız.We depend on foreign nations for our natural resources.
Halkımız bağımsızlığa susamıştır.Our people thirst for independence.
Bağırmaktan sesleri kısıldı.They were all hoarse from shouting.
Anne bağırdı.Mummy cried.
Tom ve Bill birbirlerinden bağımsız olarak karara vardılar.Tom and Bill arrived at the conclusion independently of each other.
Bağırmak zorunda değilsin. Seni duyabiliyorum.You don't have to cry out. I can hear you.
Kız hepimizin paylaştığı korkuyla bağırdı.The girl screamed with fear, which we all shared.
O günlerde, Amerika Birleşik Krallık'tan bağımsız değildi.In those days, America was not independent of the United Kingdom.
Haberi duyduğumda bağırdım.When I heard the news, I cried.
O adam biraz uzak duruyordu, ama o Tom'un bağırdığını duyunca döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard Tom shout.
O adam biraz uzakta duruyordu fakat Tom'un bağırdığını duyunca geri döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard Tom shout.
Çocuk tamamen ebeveynlerine bağımlıydı.The boy is totally dependent on his parents.
Koloni bağımsızlığını ilan etti ve bir cumhuriyet oldu.The colony declared independence and became a republic.
Koloni bağımsızlık ilan etti.The colony declared independence.
Sömürge şimdiye kadar bağımsızlık ilan etmedi.The colony has not declared independence as yet.
Çocuk yardım için bağırdı.The boy screamed for help.
Sektör, hükümetin finansmanına büyük ölçüde bağımlıdır.The industry is heavily dependent on government funding.
Sanatçı bağırdı.The artist exclaimed.
Atlet yorgunluğa bağışıklı gibi görünüyordu.The athlete seemed immune from fatigue.
O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.At that time, Mexico was not yet independent of Spain.
Sen ona bağırıyordun ve ben bundan hoşlanmıyorum.You were shouting at her and I don't like that.
Mrs. Smith in televizyon bağımlısı olduğunu söyleyebilirsin.You could say that Mrs. Smith is a television addict.
John ailesinden tamamen bağımsız olmak istedi.John wanted to be completely independent of his family.
Sizi sabah çok erken aradığım için lütfen beni bağışlayın.Please excuse me for calling you so early in the morning.
Bu iki etken birbirlerinden bağımsızdırlar.These two factors are independent of each other.
Bay Gomez hatam için beni bağışlamadı.Mr Gomez didn't excuse me for my mistake.
Bu örgüt tamamen gönüllü bağışlara dayanmaktadır.This organization relies entirely on voluntary donations.
Bu adam bana bağırıyor ya!This man's shouting at me!
Bu eve güçlü bir sevgi bağı hissediyorum.I feel a strong attachment to this house.
Bu, birazcık bağımsız olduklarını ispatlamaya çalıştıkları içindir.This is because they are trying to prove they are somewhat independent.
Ken yardım için bağırdı.Ken cried for help.
Kenya 1963'te bağımsız oldu.Kenya became independent in 1963.
Kenya 1963'te bağımsızlığını kazandı.Kenya became independent in 1963.
Yaralı adam yardım için bağırdı.The injured man cried for help.
Bir televizyon bağımlısı benim olmak istemediğim bir şey.A couch potato is something that I don't want to be.
Sözünüzü kestiğim için bağışlayın.Excuse me for interrupting you.
Bağış kabul edilmez.No gratuity accepted.
Elizabeth ailesinden bağımsızdır.Elizabeth is independent of her parents.
Hindistan İngiltere'den bağımsızlığını 1947 yılında kazandı.India gained independence from Britain in 1947.
Amerika İngiltere'den ne zaman bağımsız oldu?When did America become independent of England?
O, Amerika'nın 1776 yılında bağımsızlığını ilan ettiğini söyledi.He said that America declared its independence in 1776.
Amerika daki çoğu suçlu uyuşturucuya bağımlıdır.Many criminals in America are addicted to drugs.
Amerika'da çoğu suçlu uyuşturucuya bağımlıdır.Many criminals in America are addicted to drugs.
Fazla bağırmaktan sesim kısıldı.I am hoarse from yelling so much.