bıraktı ile cümle
bıraktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom güneş gözlüğünü arabamda bıraktı.Tom left his sunglasses in my car.
Sırt çantamı tren istasyonunda bozuk para dolabına bıraktım.I left my pack in a coin locker at the train station.
Tom anahtarlarını evde bıraktığını söyledi.Tom said he left his keys at home.
Bunu yapmayı uzun süre önce bıraktım.I stopped doing that a long time ago.
Tom geride kederli ana-babasını bıraktı.Tom is survived by his parents.
Sami su şişesini yere bıraktı.Sami left the bottle of water on the floor.
Sami beni suskun bıraktı.Sami left me speechless.
İkimiz de şemsiyelerimizi okulda bıraktık.We both left our umbrellas at school.
Tom işi bıraktı mı?Did Tom quit?
Tom sık sık eşyaları nereye bıraktığını unutur.Tom often forgets where he leaves things.
Tom sakal ve bıyık bıraktı.Tom grew a beard and mustache.
Tom'un, şemsiyesini nerede bıraktığını hatırlıyor musun?Do you remember where Tom left his umbrella?
Tom doktoru öyle yapmasını söylediği için sigarayı bıraktı.Tom stopped smoking cigarettes because his doctor told him to.
Tom doktorunun tavsiyesi üzerine sigarayı bıraktı.Tom stopped smoking cigarettes because his doctor told him to.
Sami kız arkadaşını burada bıraktı.Sami left his girlfriend here.
Sami kendi kız arkadaşını burada bıraktı.Sami left his girlfriend here.
Başbakan dün görevi bıraktı.The Prime Minister resigned yesterday.
Arabamın anahtarlarını geride bıraktım.I left behind the keys to my car.
Tom, Mary'nin evde olmadığını fark eder etmez kapıyı çalmayı bıraktı.Tom stopped knocking on the door as soon as he realized that Mary wasn't home.
Ali sigarayı bıraktı.Ali stopped smoking.
Kitabımı arabada bıraktım.I left my book in the car.
Uzun zaman önce oraya gitmeyi bıraktım.I stopped going there long ago.
Akraba ziyaretlerini bıraktılar.They stopped visiting their relatives.
Sigarayı nihayet bıraktı.He finally gave up smoking.
Futbolu bıraktığını açıkladı.He announced that he was quitting football.
Kafası çok meşgul görünüyordu, ben de onu yalnız bıraktım.Apparently, she had a lot on her mind, so I just left her alone.
Görünüşe göre bizi takip etmeyi bıraktılar.It looks like they've stopped following us.
Ebeveynlerim burada beni tek başıma bıraktı.My parents left me here all by myself.
Sigarayı bıraktılar.They quit smoking.
Bu hafta işi bıraktı.He quit his job this week.
Kalemimi bıraktım.I put down my pen.
Tom sana bir mesaj bıraktı.Tom left you a message.
Tom gömme dolabın kapısını açık bıraktı.Tom left the closet door open.
Tom'u nerede bıraktın?Where did you leave Tom?
Tom'u nereye bıraktın?Where did you leave Tom?
Eşyalarımın çoğunu dolabımda bıraktım.I left most of my stuff in my locker.
Birisi mağazanın önüne bir bebek arabası bıraktı.Someone left a stroller in front of the store.
Her şey bıraktığımız gibi.Everything is as we left it.
Halkın çoğu belediye başkanına kazan kaldırınca koltuğunu bıraktı.As the majority of the population revolted against the mayor, he abandoned his position.
Kutuları başıboş bıraktı.He left the boxes unobserved.
Tembelliği bıraktı, işe canla başla sarıldı.He gave up his laziness and embraced work with excitement.
Robert oldukça öfkeli bir biçimde çocuklara pencereyi neden açık bıraktıklarını sordu.Robert asked the kids quite angrily why they left the window open.
Felix birkaç sesli posta daha bıraktı.Felix left several more voice mails.
Bavulumu nerede bıraktığımı hatırlamıyorum.I don't remember where I left my suitcase.
Lukas silahı bıraktı.Lukas put down the gun.
Lukas kapıyı açık bıraktı.Lukas left the door open.
Stefan sonunda İsabella'yı yalnız bıraktı.Stefan finally left Isabella alone.
Stefan, İsabella'yı nihayet yalnız bıraktı.Stefan finally left Isabella alone.
"Taklidine kızdı, programı bıraktı"."Taklidine kızdı, programı bıraktı".
Japonya'da, insanlar ilacı kullanmayı bıraktıktan sonra iki yıl kan bağışında bulunamazlar.In Japan, people may not donate blood for two years after ceasing to use the medication.
Daha sonra, onlar çeyrek bulmak, Onlar hala bazı şanslı karar bıraktı.Later, when they find a quarter, they decide that they still have some luck left.
Rafah’taki baskınlar birçok aileyi evsiz bıraktı.Raids in Rafah left many families homeless.
Eski Mısır kültürü ve anıtları, dünya üzerinde kalıcı bir miras bıraktı.The culture and monuments of ancient Egypt have left a lasting legacy on the world.
31 Ağustos 2003'te genel seçimleri kaybetti ve görevi Mustafa Batdyyev'e bıraktı.On August 31, 2003, he lost in the general election and left his post to Mustafa Batdyyev.
25 Mayıs 2007'de Olimpiakos Haruna Babangida'yı resmen serbest bıraktı.On 25 May 2007, Olympiacos officially released Haruna Babangida.
Almanlar Zoya'nun vücudunu birkaç hafta darağacında asılı bıraktılar.The Germans left Zoya's body hanging on the gallows for several weeks.
Misch, Schädle'e Goebbels'in onu serbest bıraktığını söyledi.Misch told Schädle that Goebbels had released him.
Bağımsız Cumhuriyet daha sonra cumhuriyetçii kadın mahkûmları serbest bıraktı.The Free State subsequently released the women republican prisoners.
Ancak 1957'de bile redresörlerin gelişimi doğrudan AC motorları kullanım dışı bıraktı.But even by 1957 the development of rectifiers directly fed AC motors obsolete.
28 Haziran'da Vilnius'a ulaşan Napolyon, peşinde 10.000 ölü at bıraktı.Napoleon reached Vilnius on 28 June, leaving 10,000 dead horses in his wake.