bıraktı ile cümle

bıraktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu savaş Napolyon'u Avrupa'nin efendisi bıraktı.This battle left Napoleon master of Europe.
Kahveni bıraktın. Onu beğenmedin mi?You've left your coffee. Don't you like it?
Kouji şanslıydı; onun trafik kazası yalnızca arabasının yanında küçük bir çizik bıraktı.Kouji was lucky; his traffic accident left only a minor scratch on the side of his car.
Anne bana bir mesaj bıraktı.Mother left me a message.
Motoru açık bıraktığım için kısa sürede gitmeliyim.I have to go soon because I left the engine running.
Alplerin manzarası bende kalıcı bir izlenim bıraktı.The scenery of the Alps left a lasting impression on me.
Adres defterimi odamda bıraktım.I left my address book in my room.
Her iki şişeyi içemedim, bu yüzden birini sana bıraktım.I couldn't drink both bottles, so I left one for you.
Onüçüncü doğum gününden birkaç gün sonra Tony de okulu bıraktı.A few days after his thirteenth birthday, Tony left school, too.
Sekiz topta beni geride bıraktın.You've got me behind the eight ball.
Ordu kasabayı düşmana bıraktı.The army abandoned the town to the enemy.
Ordu cephaneliğini düşmana bıraktı.The army surrendered its arsenal to the enemy.
Polis onu uyarmadan serbest bıraktı.The policeman let him off with a warning.
Polisler onu serbest bıraktılar.The police released him.
Onu kilitsiz bıraktığı için onun bisikleti çalındı.His bicycle was stolen because he left it unlocked.
Yüksek bina onların evini güneş ışığından yoksun bıraktı.The high building deprived their house of sunlight.
Sigara içmeyi kalıcı olarak bıraktın mı?Have you given up smoking for good and all?
Arkada bir şemsiye bıraktım.I left an umbrella behind.
Komutan adamlarını silah atışına maruz bıraktı.The commander exposed his men to gunfire.
Yönetici dışarıdaydı, bu yüzden onun sekreterine bir mesaj bıraktım.The manager was out, so I left a message with his secretary.
Babamın öldüğünde bıraktığı antikalar değersiz hurdalardan başka bir şey değildi.The antiques my father left when he died turned out to be nothing but worthless junk.
Kendi başıma olmak istediğim için firmayı bıraktım.I left the firm, because I wanted to be on my own.
Öğleyin çalışmayı bıraktık.We stopped working at noon.
Biz ona biraz kek bıraktık.We left him some cake.
Kalbim atmayı bıraktı.My heart stopped beating.
Babam vasiyetinde bana çok para bıraktı.My father left me a lot of money in his will.
Babam sigara içmeyi bıraktı.My father stopped smoking.
Babam geçen yıl sigarayı bıraktı.My father gave up smoking last year.
İki yıl önce sigara içmeyi bıraktım.I quit smoking two years ago.
Kameramı rehin bıraktım.I pawned my camera.
Ben parayı onun emrine bıraktım.I left the money at his disposal.
Sigara içmeyi bıraktım.I stopped smoking.
Tatlı yemeği bıraktım.I gave up eating dessert.
Sonunda sigara içmeyi bıraktım.I finally gave up smoking.
O kadar acele ettim ki çantamı geride bıraktım.I was in such a hurry that I left my bag behind.
Şemsiyemi bir otobüste bıraktım.I have left my umbrella in a bus.
Pencereyi bütün gece boyunca açık bıraktım.I left the window open all through the night.
İlk ve son defa sigarayı bıraktım.I have given up smoking for good and all.
Sigara içmeyi ve içki içmeyi bıraktım.I stopped smoking and drinking.
Maaşımın dörtte birini son üç yıldır bir kenara bıraktım.I have put aside one fourth of my salary for the last three years.
Ben sağlığımın hatırı için sigara içmeyi bıraktım.I stopped smoking for the sake of my health.
Son zamanlarda sigara içmeyi bıraktım.I have recently given up smoking.
Cüzdanımla birlikte anahtarları bıraktım.I left the keys with my wallet.
Çantamı geride bıraktım.I left my purse behind.
Geçen sezon beyzbol oynamayı bıraktım.I stopped playing baseball last season.
Yeni eldivenlerimi kütüphanede bıraktım.I left my new pair of gloves in the library.
Kediyi evin dışına bıraktım.I let the cat out of the house.
Parayı ona bıraktım.I left the money with him.
Ona sigara içmeyi bıraktırdım.I got him to stop smoking.
Onları arabayla Kanda'ya bıraktım.I dropped them off at Kanda.
Onu durdurmaya çalıştım, ama beni geride bıraktı.I tried to stop him, but he left me behind.
Ona ipi bırakmamasını söyledim ama bıraktı.I told her not to let go of the rope, but she did.
Ben ipi bıraktımI let go of the rope.
Altı ay önce sigara içmeyi bıraktım.I gave up smoking six months ago.
O, kazasından sonra meydanda görünmeyi bıraktı.She stopped appearing in public after her accident.
Araba arkasında bir toz bulutu bıraktı.The car left a cloud of dust behind it.
Kurşun, onun göğsüne girdi, onu kritik durumda bıraktı.The bullet penetrated his chest, leaving him in critical condition.
Çocuk ödevini yarıda bıraktı.The boy left his homework half-finished.
Kız kuşu serbest bıraktı.The girl let the bird loose.
Oğlan bir kuşu serbest bıraktı.The boy set a bird free.

İlgili Sayfalar