bıraktı ile cümle
bıraktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bir bahşiş bıraktın mı?Did you leave a tip?
Bahşiş bıraktın mı?Did you leave a tip?
Pencereyi açık bıraktın mı?Did you leave the window open?
Şemsiyeni otobüste bıraktım.I left your umbrella in the bus.
Balık bu nehirde yaşamayı bıraktı.Fish have ceased to live in this river.
Sigarayı bıraktım ve yeni bir insan gibi hissediyorum.I gave up smoking and I feel like a new man.
Son kararı ona bıraktık.We left the final decision to him.
Tahminlerimizde hata payı bıraktık.We left a margin for error in our estimates.
Yapmamız gerekeni yapmadan bıraktık.We have left undone what we ought to have done.
Yangın bizi varlığımızdan yoksun bıraktı.The fire deprived us of our property.
Saatimi evde bıraktım.I've left my watch at home.
Ben kartımı evde bıraktım.I left my card at home.
Geride bıraktığım neydi?What was it I left behind?
Müzisyen, ailesini yoksul bıraktı.The musician left his family poor.
Önceki gün orada bıraktılar.They left there the day before yesterday.
Lincoln köleleri serbest bıraktı.Lincoln set the slaves free.
Eğer varsa yapılmamış olarak bıraktıklarını yap.Do what you have left undone, if anything.
Mary çocuklarını başıboş bıraktığı için John'u suçladı.Mary blamed Jack for leaving their children unattended.
Birisi seni tekrar yolda bıraktı.Somebody has let you down again.
Fred eşine büyük bir servet bıraktı.Fred left his wife a large fortune.
Frank gizli bir şifre vasıtasıyla bir mesaj bıraktı.Frank left a message by means of a secret code.
Brian eşyalarını geride bıraktı.Brian left his belongings behind.
Brian kapıyı açık bıraktı.Brian left the door open.
Bill, sigarayı bıraktı.Bill stopped smoking.
Bira içmeyi bıraktım.I'm off beer.
Patty plajda sırtını güneşe maruz bıraktı.Patty exposed her back to the sun on the beach.
Evrak çantamı otobüste bıraktım.I left my briefcase in the bus.
Islak vazo masada bir iz bıraktı.The wet vase left a mark on the table.
O niçin sigara içmeyi bıraktı?Why did he stop smoking?
O niçin işini bıraktı?Why did he quit his job?
Neden bıraktın?Why did you quit?
Birçok sürücü arabasını karda bıraktı.Many drivers abandoned their cars in the snow.
Tom sonunda sigara içmeyi bıraktı.Tom finally gave up smoking.
İki lise öğrecisi Tom'u döğüp çürükler içerisinde bıraktılar.Two high school boys beat Tom black and blue.
Anahtarlarımı nereye bıraktığım hakkında bir fikrim yok.I have no idea where I left my keys.
Kapıyı kapattıktan sonra anahtarımı içeride bıraktığımı hatırladım.After I shut the door, I remembered I had left my key behind.
Kapıyı açık bıraktık.We left the door open.
Kapıyı kim açık bıraktı?Who left the door open?
Dansçının zarif eylemi seyirciyi hayran bıraktıThe dancer's graceful action charmed the audience.
Pencereyi kim açık bıraktı?Who left the window open?
Birisi bankta bir çanta bıraktı.Someone has left a bag on the bench.
Performans çok iyi olsa bile, hâlâ projeyi bıraktığımızı söylerim.Even if the performance is good, I still say we drop the project.
Şemsiyemi takside bıraktım.I left my umbrella in the cab.
Ben onu kilitlemeden bıraktım.I left it unlocked.
Hastalık Mike'ı yürüyemez durumda bıraktı.The disease left Mike unable to walk.
Trajedi zihnimde bir yara izi bıraktı.The tragedy left a scar on my mind.
O akşam bahşişimi masada başaşağı bıraktığım bir kahve fincanının altına bıraktım.That evening I left my tip under a coffee cup, which I left upside down on the table.
Avcı uçağı bombalarını bıraktı.The fighter plane released its bombs.
Savaş onları mutluluktan yoksun bıraktı.The war deprived them of their happiness.
Kız kuşları kafesten serbest bıraktı.The girl released the birds from the cage.
Araba bir toz izi bıraktı.The car left a trail of dust.
Kaza onu görme yeteneğinden mahrum bıraktı.The accident deprived him of his sight.
Kaza onu kocasından yoksun bıraktı.The accident bereaved her of her husband.
Kaza onun şöhretinde bir leke bıraktı.The incident left a spot on his reputation.
Portakal ağzımda garip bir tat bıraktı.The orange left a strange taste in my mouth.
Uzun, uzun zaman önce sen beni bu yolda burada yalnız dururken bıraktın.You left me standing alone here on this road a long, long time ago.
John işini bıraktığını eşine nasıl açıklayacağını bilmiyordu.John did not know how to explain to his wife that he had quit his job.
John kapıyı açık bıraktı.John kept the door open.
Oh hayır! Dikkat etmiyordum ve cep telefonumu restoranda bıraktım.Oh no! I wasn't paying attention and left my cell phone in the restaurant!
Bıraktığın yerden okumaya başla.Start reading where you left off.