bıraktı ile cümle
bıraktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bir intihar notu bıraktı.Tom left a suicide note.
Büyüdüğümüz için oyun oynamayı bırakmadık; oyun oynamayı bıraktığımız için büyüdük.We don't stop playing because we grow old; we grow old because we stop playing.
Dün gece kapıyı açık bıraktın mı?Did you leave the door open last night?
Onun hakkında endişelenmeyi bıraktım.I've stopped worrying about it.
Tom valizini bıraktı ve kaçtı.Tom dropped his suitcase and ran away.
Tom telesekreterime bir mesaj bıraktı.Tom left a message on my answering machine.
Tom bir dul ve üç çocuk bıraktı.Tom left a widow and three children.
Tom giderken ön kapıyı açık bıraktı.Tom left the front door open when he left.
O, gözlüklerini meknımızda bıraktı.He left his glasses at our place.
Tom aşağıya geldi, bu yüzden hemen öpüşmeyi bıraktık.Tom came downstairs, so we stopped kissing immediately.
Senin ofisin aradı ve bir mesaj bıraktı.Your office called and left a message.
Tom bana Mary'nin sigarayı bıraktığını söyledi.Tom told me that Mary quit smoking.
Tom tam zamanlı çalışmak için okulu bıraktı.Tom dropped out of school to work full-time.
Tom tam gün çalışmak için okulu bıraktı.Tom dropped out of school to work full-time.
Onlar Tom'u adada bıraktı.They abandoned Tom on the island.
Tom dedesinin ona bıraktığı parayla bu binayı satın aldı.Tom bought this building with the money his grandfather left him.
Çocuklarımın hepsi okulu bıraktılar.My kids have all left school.
Tom Mary'yi eve bıraktı.Tom gave Mary a lift home.
Tom Mary'yi arabasıyla eve bıraktı.Tom gave Mary a lift home.
Tom uzun zaman önce umudunu bıraktı.Tom gave up hope a long time ago.
Beni arabayla bıraktığın için teşekkürler.Thanks for giving me a lift.
Yaklaşık onun yarısını yedim ve geriye kalanını tabağımda bıraktım.I ate about half of it and left the rest on my plate.
Tom çatalını yere bıraktı.Tom put his fork down.
Tom kitabını yere bıraktı.Tom put his book down.
Tom sırt çantasını arabanın arka koltuğuna bıraktı.Tom put his backpack on the back seat of the car.
Tom tuttuğu kutuyu yere bıraktı.Tom put down the box he was holding.
Tom içkisinden bir yudum aldı ve sonra onu bıraktı.Tom took a sip of his drink and then set it down.
Komşularımdan biri aradı ve pencerelerimden birini açık bıraktığımı söyledi.One of my neighbors called and said I left one of my windows open.
Tom sonunda sigarayı bıraktı.Tom finally quit smoking.
Tom koleji bıraktı.Tom dropped out of college.
Tom benimle konuşmayı bıraktı.Tom has stopped talking to me.
Tom şirketi bıraktı.Tom quit the company.
Tom ilacını almayı bıraktı.Tom stopped taking his medication.
Ders kitaplarımı yemek odasında bıraktım.I left my textbooks in the lunch room.
Tom herkese işini bıraktığını söyledi.Tom told everyone that he quit his job.
Bana şemsiyeni nereye bıraktığını düşündüğünü söyle.Tell me where you think you left your umbrella.
Kirli giysiler soyunma odasının havasında iğrenç bir koku bıraktı.The dirty clothes left a foul odor in the air of the locker room.
Burada herkim oturuyorsa kalemini bıraktı.Whoever was sitting here left his pencil.
Gebelik onu gerilme izleriyle bıraktı.The pregnancy left her with stretch marks.
Her türden kağıdı masasının üzerinde bıraktı.He left all kinds of papers on his desk.
O onu kasabada bıraktı.He left her in town.
O onu tamamen yalnız bıraktı.He left her all alone.
Hırsız, polisi gördüğünde, cüzdanı bıraktı ve kaçtı.When he saw the policeman, the thief dropped the purse and ran.
Tom garson için büyük bir bahşiş bıraktı.Tom left a big tip for the waiter.
Onu bodrumda burada bir yerde bıraktığımı biliyorum.I know I left it somewhere down here in the basement.
Beni ortada bıraktın.You sold me out.
Bıraktığımız yerden alabilir miyiz?Can we pick up where we left off?
Sanırım anahtarlarımı mutfak masasında bıraktım.I think I left my keys on the kitchen table.
Bana en çok ihtiyacı olduğu zaman Tom'u yüzüstü bıraktım.I let Tom down when he needed me most.
Tom kirli giysilerini yere bıraktığında Mary üzülür.Mary gets upset when Tom leaves his dirty clothes on the floor.
Tom kirli giysilerini yere bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves his dirty clothes on the floor.
Dev dalga Kanoyu sular altında bıraktı.A giant wave flooded the canoe.
Tom için bir mesaj bıraktım.I left a message for Tom.
Tom şemsiyesini okulda bıraktı.Tom left his umbrella at school.
Tom köpeği bıraktı.Tom let the dog out.
Tom bana bir not bıraktı.Tom left me a note.
Tom bir not bıraktığını söylüyor.Tom says he left a note.
Tom kapıyı biraz aralık bıraktı.Tom left the door open a crack.
Tom silahı yere bıraktı.Tom laid down the gun on the floor.
Tom hâlâ onu bıraktığımız yerde.Tom is still where we left him.