bırakman ile cümle
bırakman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ben senden bizi yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave us alone.
Ben senden onları yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave them alone.
Ben senden beni yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave me alone.
Onu yalnız bırakmanı rica ettim.I asked you to leave him alone.
Ben onu yalnız bırakmanı istedim.I asked you to leave her alone.
Telefonunu bir kenara bırakmanı istemek zorunda kalacağım.I'm going to have to ask you to put your phone away.
Bırakman gerekiyor.You need to let go.
Gece mezarlığa uğramayı bırakmanı istiyorum.I want you to stop frequenting the graveyard at night.
Gerçekten sigara içmeyi bırakman gerektiğini düşünüyorum.I really think you should stop smoking.
Sadece bir dakika konuşmayı bırakmanı istiyorum.I just want you to quit talking for a minute.
Gerçekten çok içmeyi bırakman gerektiğini düşünüyorum.I really think you should stop drinking so much.
Bunu yapmayı bırakmanı istedim.I asked you to stop doing that.
Onu yapmayı bırakmanı kim istedi?Who asked you to stop doing that?
Onu yapmayı bırakmanı kim söyledi?Who told you to stop doing that?
Tom onu yapmanı bırakmanı istemedi mi?Did Tom ever ask you to stop doing that?
Beni serbest bırakmanı emrediyorum!I command you to release me!
Bunu yapmayı bırakmanı söylemiştim sana.I told you to quit doing that.
Sanırım bunu yapmayı bırakmanız gerekiyor.I think you need to stop doing that.
Bunu yapmayı bırakmanı öneririm.I suggest you stop doing that.
Ona hayır demeyi bırakman gerekiyor.You need to stop saying no to him.
Ondan gelen emailleri görmezden gelmeyi bırakman gerekiyor.You need to stop ignoring email messages from him.
Yüzünüze dokunmayı tamamen bırakmanız neredeyse imkansız.It's more or less impossible to completely stop touching your face.
Şu an bırakmanın sırası değil.This isn't a time to give up.
Şak diye bırakman gerekiyor.You need to quit cold turkey.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Together with the commander-in-chief of the Soviet forces I order you to stop fighting immediately.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.So I marveled for a moment, and then decided it was time to release him, so I put him down.
Gerçekten ihtiyacım olan şey sürtüşmeleri bırakmanız.What I really need is for everyone to just stop bickering!
Ama önce beni serbest bırakmanız gerek.But you need to release my point first.
Hemen bırakmanı istiyorum.Just quit the job now.
Dünyanın sıkıcı olmayı bırakmanıza ihtiyacı varYou're gooder than that.
Kullandığınız program ne olursa olsun sürükleyip bırakmanız yeterliWhichever program you're using, just drag and drop
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Mother, I'm an adult, I want you to stop being jealous.
Hazırladığın 7. albüm, zirvedeyken bırakman için son albümün olabilir.This 7th album may be your last chance to go out on top.
Biz sizin izinizi bırakmanızı sağlamak ve size 'Ben Buradaydım.' dedirtmek istiyoruzWe want you to make your mark and say: "I was here."
Çoğu matematik öğretmeni paydada köklü sayı bırakmanızdan hoşlanmaz.A lot of math teachers don't like you leaving that radical in the denominator.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.The best way to isolate it completely is to divide both sides of this equation by 5.
Hükümeti kendi haline bırakmanız yeterli; o kendi kendini devirecek.It just requires that you let it alone; it will overthrow itself.
Madam Wang, bizi böyle yalnız bırakmanız uygun olmazMadam Wang, it's inconvenient to leave the two of us here.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Now, let your imagination go upward into space.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.When you believe it's okay to let go, you will.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.And so after this happened, I decided it was a good time to turn my back on this work.
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?What? Do you know how hard it is for me to walk on eggshells around that grandson of mine?
Alış bırakmanı istemiyorum. Ama zor durumumuzdan bilmeli.I do not want you to stop buying but you should know about our difficult situation.
Yağmur ve hastalık gibi özürlerden ötürü silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yok.It is no sin for you to lay aside your arms, if rain impedeth you or ye are sick.
Bu iletiyi almanızın sebebi parolayı boş bırakmanız.Hopefully this popped up because you set the password to the empty string.
Tütün bırakmanın klinik olarak önemli sıkıntılara neden olduğu gösterilmiştir.[3]Tobacco withdrawal has been shown to cause clinically significant distress.[143]
Sigarayı bırakmanı tavsiye ediyorum.Ich rate dir, mit dem Rauchen aufzuhören.
İşini bırakman gerektiğini düşünmüyorum.Ich denke nicht, dass du deinen Job aufgeben solltest.
Piyano çalmayı bırakmanı istemiyorum.Je ne veux pas que tu abandonnes le piano.
Sana Tom'u yalnız bırakmanı rica ettim.Te pedí que dejaras solo a Tom.
Tom'u yalnız bırakmanı istiyorum.Quiero que dejes en paz a Tom.
Sana Tom'u yalnız bırakmanı söyledim.Te dije que dejaras en paz a Tom.
Onları yalnız bırakmanı istiyorum.Quiero que los dejes solos.
Sana bizi yalnız bırakmanı söyledim.Te dije que nos dejaras solos.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.D'accordo con il comando supremo delle truppe sovietiche, vi chiedo di deporre immediatamente le armi.
Kandil bu adımların silah bırakmanın ön şartı olmasında ısrarcı oldu.Parma begreep dat eerst dat geschut het zwijgen opgelegd moest worden.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Yhdessä neuvostoliittolaisten joukkojen ylipäällikön kanssa määrään teidät lopettamaan taistelun heti.
O kadar ince ve hafif ki, bırakmanız gerekmeyecek".«Intet problem er så stort og vanskelig at man ikke kan løpe fra det».
O kadar ince ve hafif ki, bırakmanız gerekmeyecek".Đỉnh nặng hay nhẹ không thể hỏi đến.”
Alkolik olunduğu üzerine doğru bir suçlama siyasal rakipleri safdışı bırakmanın etkili bir yoluydu.האשמות נכונות על אלכוהוליזם הייתה דרך אפקטיבית להביך יריבים פוליטיים.
İlgili Sayfalar