bırakmanın ile cümle

bırakmanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
TV izlemeyi bırakmanın zamanı geldi de geçti.It's about time you stopped watching television.
Televizyon izlemeyi bırakmanın zamanı geldi de geçti bile.It's time you stopped watching television.
Ne kadar denersen dene, bu alışkanlığı bırakmanın zor olduğunu göreceksin.Try as you may, you will find it impossible to give up that habit.
Onu yalnız bırakmanın yanlış olduğunu düşündük.We thought it wrong to leave her alone.
Bunu yarına bırakmanınızın bir sakıncası var mı?Would you mind leaving it until tomorrow?
Tom'u Mary ile yalnız bırakmanın iyi olduğundan emin misin?Are you sure it's OK to leave Tom alone with Mary?
Çoğu insan sigarayı bırakmanın yapılması zor bir şey olduğunu düşünür.Most people think that quitting smoking is hard to do.
Çoğu insan sigarayı bırakmanın yapmak için çok zor bir şey olduğunu düşünüyor.Most people think that quitting smoking is a hard thing to do.
Şu an bırakmanın sırası değil.This isn't a time to give up.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.So I marveled for a moment, and then decided it was time to release him, so I put him down.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.The best way to isolate it completely is to divide both sides of this equation by 5.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.When you believe it's okay to let go, you will.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.And so after this happened, I decided it was a good time to turn my back on this work.
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?What? Do you know how hard it is for me to walk on eggshells around that grandson of mine?
Tütün bırakmanın klinik olarak önemli sıkıntılara neden olduğu gösterilmiştir.[3]Tobacco withdrawal has been shown to cause clinically significant distress.[143]
Kandil bu adımların silah bırakmanın ön şartı olmasında ısrarcı oldu.Parma begreep dat eerst dat geschut het zwijgen opgelegd moest worden.
Alkolik olunduğu üzerine doğru bir suçlama siyasal rakipleri safdışı bırakmanın etkili bir yoluydu.האשמות נכונות על אלכוהוליזם הייתה דרך אפקטיבית להביך יריבים פוליטיים.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Chvíli jsem ji obdivoval a pak bylo načase ji propustit, takže jsem ji dal dolů.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Chvíľku som ešte nad ňou žasol a potom som sa rozhodol, že už je čas ju pustiť, a tak som ju položil späť.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Csak ámultam egy pillanatig, és úgy döntöttem, hogy itt az idő elengedni, tehát így letettem.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Deci m-am minunat pentru un moment, apoi am decis că e timpul s-o eliberez, aşa că am pus-o jos.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Dus ik bewonderde hem een tijdje, en besloot toen dat het tijd was om hem te laten gaan.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Hetken ihasteltuani päätin vapauttaa sen takaisin alas.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.정말 경이로웠지만, 곧 놓아주기로 했습니다 제가 녀석을 내려놓자마자,
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Me maravillé por un momento y luego decidí que era hora de dejarlo en libertad así que lo dejé.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Per un momento mi sono meravigliato, poi ho deciso che era ora di rilasciarlo, quindi l'ho messo giù.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Pozachwycałem się nią przez chwilę i stwierdziłem, że czas ją wypuścić, więc położyłem ją na ziemi.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Thế là tôi sững lại trong một lúc, trước khi quyết định giải phóng chú, thế là tôi bỏ chú xuống.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Дивих се за миг, а после реших, че е време да го пусна, затова го оставих.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Я немного полюбовался им и решил отпустить обратно в воду.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.אז התפעלתי לרגע, ואז החלטתי שזה זמן לשחרר אותו, ושמתי אותו למטה
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.ذهلت للحظة ولكن قررت أنه حان الوقت لإطلاق سراحه لذا وضعته تحت
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.彼をそっと手から降ろすと 手から逃れたタコは 離れ業を見せたのです
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.이걸 따로 떼어 푸는 최선의 방법은 양변을 5로 나누는 것입니다
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.A legjobb módszer ennek feloldására, hogy az egyenlet mindkét oldalát elosztjuk 5-tel.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.A melhor forma de isolá-lo completamente é dividir ambos lados da equação por 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.De beste manier om het compleet te isoleren is om weerskanten van de vergelijking te delen met 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Den bedste måde at isolere den helt på, er ved at dividere begge sider af ligningen med 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Det bästa sättet att isolera det helt är att dividera båda sidorna av ekvationen med 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Es la mejor forma de aislar completamente a dividir ambos lados de esta ecuación por 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.La meilleur façon de l'isoler complètement, c'est de diviser chaque coté de cette équation par 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Najlepší spôsob, ako to osamostatniť, je vydeliť obidve strany tejto rovnice 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Najlepszym sposobem na zrobienie tego jest podzielenie obu stron tego równania przez 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Nejlepší způsob, jak to osamostatnit, je vydělit obě strany této rovnice 5ti.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.Най-добрият начин това да стане изцяло, е да разделим двете страни от това уравнение на 5.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.الطريقه المثلى لتخلص من العدد 5 هو قسمه الطرفين على العدد 5
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.これには、両辺を5で割ります。 これを5で割り、次に
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Apa? Apakah kau tahu seberapa berat untuk berhubungan dengan cucu ku sendiri.
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Come? Ma tu lo sai quanto sia difficile per me camminare su gusci d'uova intorno a questo mio nipote?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Co? Wiesz jak ciężko jest jeść tylko patrząc się tylko na niego?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Mitä? Tiedätkö miten vaikeaa minulle on kävellä munienkuorien päällä lapsenlapseni ympärillä?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Mi? Tudod, milyen nehéz nekem tojáshéjakon sétálni, az unokám közelében?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Quoi ? Est-ce que tu sais comment c'est difficile de manger seulement en le regardant ?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Sao ạ? Cháu có biết ông khổ thế nào khi phải bước rón rén xung quanh thằng cháu trai này không?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Stii cat ce greu este pentru mine sa umblu cu grija cu nepotul meu?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Was? Weißt du wie schwer es ist zu essen un dabei nur ihn an zuschauen?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Τι; Ξέρεις πόσο σκληρό είναι για μένα να περπατάω πάνω σε αναμμένα κάρβουνα με τον εγγονό μου;
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Что? Ты знаешь на сколько тяжело мне ходить осторожно вокруг моего внука?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?ماذا؟ الم تعلمي كيف كان هذا صعب علي , العيش مع حفيدي؟
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?孫の顔色をうかがって どんなに難しいか わかっているか? おじいさんと先輩とを 私が...

İlgili Sayfalar