bırakmama ile cümle

bırakmama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hem ülke içinde hem ülke dışında ihtiyatı elden bırakmamalıyız."We must -- and we will -- remain vigilant at home and abroad," he said.
Sakin bir yaşam sürmek istiyorlar ve bizim de yanlış bir intiba bırakmamamız gerekiyor.They want to live a quiet daily life and we must not create a wrong reputation.
Yetkililer tarafları kuzey Kosova'daki sorunları çözmede diyaloğu bırakmamaya da çağırdılar.They also urged the sides to commit to dialogue in addressing challenges in northern Kosovo.
Bunu, Kosova'yı bölgenin gerisinde bırakmamak için yaptı." dedi.This is done to avoid leaving behind Kosovo in comparison to the region," Bytyci said.
Traykoviç ayrıca, Sırbistan'ı her türlü müzakerede ihtiyatı elden bırakmamaya da çağırdı.Trajkovic also urged Serbia to exercise caution in any negotiations.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.Sie hat ihn gebeten, sie nicht alleine zu lassen.
Yakın felaketler ve yeni savaşlarla ortaya çıkan tehdit kokusu onu rahat bırakmamaktaydı.Das Gefühl der Bedrohung durch nahe Katastrophen und neue Kriege ließ ihn nicht los.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.Ne pas parler à un enfant c'est nier sa qualité de sujet.
Tom'u yalnız bırakmamalıydık.No debimos haber dejado solo a Tom.
Oldukça serttir ve hiçbir zaman ortada şahit bırakmamaktadır.Es serio y no habla nunca de él mismo.
Kendinizi bu karniyogenik, aşındırıcı, yanıcı ve zehirli elementlere maruz bırakmamanız önemlidir.Es primordial no resultan expuesto a estos elementos carcinógenos, corrosivos, inflamables y tóxicos.
Buna rağmen insâfı elden bırakmamak gerekir.No estoy obligado, por tanto, a concederle la gracia.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.El campamento era entonces incendiado y destruido para evitar que fuera ocupado por el enemigo.
Herhangi bir kanıt bırakmamak için dikkatliydim.Sono stato attento a non lasciare nessuna traccia.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.Она попросила его не оставлять её одну.
Ne var ki, kendisini seçtiren çevreler onun yakasını bırakmamaya kararlıdır.Они будут бесконечными, если не выбрать вращение определённым образом.
Okçulukta, okçuluk zihnini geride bırakmamak bir hastalıktır.Болезнь сама по себе не вызывает умственную отсталость.
Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen gösterdi.وأاثناء تراجع الجيش اليونانى قد عملوا على عدم ترك أى شيئاً يستطيع أن يستخدمه الأتراك .
Âsîler lehinde yabancı müdahaleye de artık yer bırakmamakta idi.Daarbuiten hadden zij geen rechten meer.
Yakın felaketler ve yeni savaşlarla ortaya çıkan tehdit kokusu onu rahat bırakmamaktaydı.Безперестанні війні і загальний занепад лякали своєю безвихіддю.
Siyah 4...Ve7 ile merkezde gücü elinden bırakmamaya çalışabilir ya da 4...Af6 ile karşıakın başlatabilir.Se2 Černý tu může zkusit variantu bez a6 se snahou protihru v centru, nejčastěji se ale 6... a6 vyskytuje.
Bir karaciğer hastalığı olan bu kondisyon, hastaya karaciğer naklinden başka bir çözüm bırakmamaktadır.Menetelmän ansiosta uusi aorttaläppä voidaan asentaa avaamatta potilaan rintakehää.
Filmin korku filmi olmasının, müzik üzerinde belirgin etki bırakmamasını sağlamaya çalıştım.Han havde bestemt at der ikke skulle være sang med i filmen, kun instrumental musik.
Tüm deplasmanlarda takımlarını yalnız bırakmamaktadır.搭乗員は全ての過程において、安全な彼らの車両から出る必要が無い。
Âsîler lehinde yabancı müdahaleye de artık yer bırakmamakta idi.此后,宗室后裔不再成为已忌讳。
Bu durumdan şüphelenen 4 köy korucusu şoförü yalnız bırakmamak için onunla birlikte karakola gittiler.저녁무렵에 길선주 등 태화당에 도착하지 못한 나머지 4인도 경찰에 자진 출두했다.
Filmin korku filmi olmasının, müzik üzerinde belirgin etki bırakmamasını sağlamaya çalıştım.이 때에 비로소 영화 때문에 음악을 소외시키지 말고 음악에 매진하기로 결심하였다.
Amcası olan Rıdvan kendine rakip bırakmamak hedefiyle tüm kardeşlerini öldürtmek emri vermişti.Младият гангстер иска от чичо си заповед за ликвидирането на всички.
Köse ise okulu bırakmamasının nedenini ailesine verdiği söz olduğunu belirtmiştir.Той не иска родителите му да знаят, че е напуснал училище.
Nihai nokta, gördüğün ve duyduğun zaman bile, aklı tek bir yerde bırakmamaktır.Преживяващият реално вижда, чува и усеща всичко докато се намира на място различно от тялото си.
Buna rağmen insâfı elden bırakmamak gerekir.Pritom uopće ne treba napuštati sigurnost vozila.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.No mladý doktor zastaví celý ten nezmyselný proces.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.On predlaga, da naj razpuste vojsko in se zbero šele takrat, ko bo sovražnik spet pred vrati.
Bırakmama izin verin!Antakaa minun lopettaa.
Bırakmama izin verin!Dajcie mi z tym skończyć.
Bırakmama izin verin!Deixe-me fazer as malas!
Bırakmama izin verin!¡Déjeme hacer las maletas!
Bırakmama izin verin!Lad mig få lov at stoppe!
Bırakmama izin verin!Låt mig få sluta!
Bırakmama izin verin!Mi lasci andare via!
Bırakmama izin verin!Αφήστε με να τα μαζέψω!
Bırakmama izin verin!Позвольте мне с этим покончить!
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.E normal ca bãrbaþii sã nu-ºi doreascã s-o lase singurã.
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.Kein Wunder, dass die Männer ihr nachstellten.
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.Normal que les gars l'aient pas laissée tranquille.
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.To naturalne, że nikt by jej nie zostawił.
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.Είναι φυσικό που οι άντρες δεν την άφηναν σε ησυχία.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Ama herbir hücrem bana.. ...bu şansın gitmesine izin veremezsin diyordu.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Fakat her bir hücrem... ...bunu kaçırmamam gerektiğini söyledi.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Fakat her hücrem bana... ...peşini bırakmamamı söylüyordu.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Fakat her yanım bunu ... ...bırakmamamı söylüyordu.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Fakat, her yanım bunu ... ...bırakmamamı söylüyordu.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Tüm hücrelerim bana bırakmam.. ...gerektiğini söyledi.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Vücudumun her zerresi bana,... bırakmamam gerektiğini söylüyor.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.Yalnız her zerrem bana bunu bırakmamı söylüyordu.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.Dar responsabilele cu hrana cumva decid să nu iasă.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.Die Nahrungssuchenden entscheiden aber irgendwie, nicht herauszukommen.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.그런데 식량담당개미들은 왠지 밖으로 나가지 않기로 합니다.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.Maar de foeragemieren beslissen om niet buiten te komen.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.Mais les butineuses décident de ne pas sortir.

İlgili Sayfalar