bırakmama ile cümle
bırakmama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
İşleri yarım bırakmamalısın.You shouldn't do things by halves.
Konuyu halletmeden bırakmamalıyız.We shouldn't leave the matter unsettled.
Ona ipi bırakmamasını söyledim ama bıraktı.I told her not to let go of the rope, but she did.
Bebeği yalnız bırakmamalısın.You shouldn't leave the baby alone.
Yaptığı hileyi yanına kar bırakmamalısın.You shouldn't let him get away with cheating.
İşin peşini bırakmamaya karar verdi.He has decided to carry on the work.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.She asked him not to leave her alone.
Sorunları çözülmemiş olarak bırakmamalısın.You mustn't leave your problems unsolved.
O, onlar fakir ve paraya ihtiyacı olduğu için işini bırakmamasını istedi.She asked him to not quit his job because they were poor and needed the money.
Ona işini bırakmamasını rica etti.She asked him to not quit his job.
Tom Mary'den onu yalnız bırakmamasını rica etti.Tom asked Mary not to leave him alone.
Tom parmak izi bırakmamak için bir lastik eldiven giydi.Tom put on some rubber gloves so he wouldn't leave fingerprints.
Herhangi bir kanıt bırakmamak için dikkatliydim.I was careful to not leave any evidence.
Tom herhangi bir kanıt bırakmamak için dikkatliydi.Tom was careful not to leave any evidence.
Tom'u yalnız bırakmamalıydım.I shouldn't have left Tom alone.
Tom'u yalnız bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom alone.
Tom'u asla yalnız bırakmamalıydım.I should never have left Tom alone.
Tom'u garajda yalnız bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom alone in the garage.
İşi bırakmamaya karar verdim.I've decided not to quit.
Bırakmamaya karar verdim.I've decided not to quit.
Tom Mary'ye pencereleri gece açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her windows open at night.
Pencereyi açık bırakmamalıydın.Tom shouldn't have left the window open.
Tom sakal bırakmayı düşündü ama bırakmamaya karar verdi.Tom thought of growing a beard, but decided not to.
Seni yalnız bırakmamalıydım.I shouldn't have left you alone.
Hiçbir şeyi şansa bırakmamalıyız.We should leave nothing to chance.
Herhangi bir şeyi şansa bırakmamalıyız.We shouldn't leave anything to chance.
Tom'u orada kendi başına bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom there by himself.
Belki de işi bırakmamalısın.Maybe you shouldn't quit.
Tom kapıyı açık bırakmamak için dikkatliydi.Tom was careful not to leave the door unlocked.
Belki sen Tom'un bırakmaması için ikna edebilirsin.Maybe you can persuade Tom not to leave.
Çocuğu yalnız bırakmaman gerekir.You shouldn't leave the child alone.
Sen beni tekrar sınıfta bırakmamalısın.You must not fail me again.
Tom Mary'den işini bırakmamasını istedi.Tom asked Mary to not quit her job.
Seni eve bırakmama izin ver lütfen.Please let me see you home.
Tom bırakmama izin vermedi.Tom wouldn't let me quit.
Lütfen köpeği dışarıya bırakmamaya dikkat edin.Please be careful not to let the dog outside.
Pencerelerini açık bırakmamalısın.You shouldn't leave your windows open.
Pencerelerinizi açık bırakmamalısınız.You shouldn't leave your windows open.
Tom'a ipi bırakmamasını söyledim ama bıraktı.I told Tom not to let go of the rope, but he did.
Okula gittiğinde kapıyı açık bırakmamalısın.You must not leave the door unlocked when you go to school.
Tom Mary'ye kapıyı açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her door unlocked.
Tom işini bırakmamalıydı.Tom shouldn't have quit his job.
Tom'un kapısını açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını açık bırakmaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't leave his door unlocked.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom to not leave his door opened.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını kilitlenmemiş bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a geceleyin pencerelerini açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to leave his windows open at night.
Tom'a bunu yapmayı bırakmamasını tavsiye ettim.I've advised Tom not to stop doing that.
Tom, Mary'ye kapısını açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her door open.
Bırakmama ramak kalmıştı.I was this close to giving up.
Ukrayna nükleer silahlarını devre dışı bırakmamalıydı.Ukraine shouldn't have disposed of its nuclear weapons.
Arkadaşlarını yüzüstü bırakmamalısın.You shouldn't abandon your friends.
Bunu önlemek için onları çok aç bırakmamak ya da akvaryumun üzerini kapatmak gerekir.Do not water, or only enough to avoid shrivelling.
Amcası olan Rıdvan kendine rakip bırakmamak hedefiyle tüm kardeşlerini öldürtmek emri vermişti.Ask your commissioner if my brother did not barely escape being killed.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.But the foragers somehow decide not to come out.
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.It's natural men wouldn't leave her alone.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.But every fiber of my being told me I couldn't let this one go.
Seni yalnız bırakmamak için gitmiyorum.I'm not going to leave you alone.
Ülkede yaşadığınız sürece Levilileri yüzüstü bırakmamaya dikkat edin.Take heed to yourself that you don't forsake the Levite as long as you live in your land.