bırakmamı ile cümle

bırakmamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Hij ontziet niemand.
Yerine halife bırakmamıştır.)Nie dożył jednak jej rozpoczęcia.)
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.Seiyū: Kōki Miyata Yūko Ichihara (jap.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Oddziały te nie były w żaden sposób samodzielne.
Dövme konusuyla ilgili, "Galiba annem dövme yaptırmayı bırakmamı istiyor; fakat artık çok geç.Tom dodał, że powinna usunąć napis "kocham, mama" ale wtedy było już za późno.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sokrates nie pozostawił własnych pism.
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.Niewiele wiadomo jest na jego temat, gdyż nie zostawił po sobie żadnych pisanych śladów.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Laxsjö förde inte något vapen.
Portekiz, diğer Avrupa uluslarının aksine 1950 ve 1960’lı yıllarda Afrika’daki sömürgelerini bırakmamıştır.Till skillnad från många andra kolonialmakter, lämnade inte Portugal sina kolonier under 1950- och 60-talen.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Магнус не склав зброї.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Відгукнутися не було кому.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.У цей період самець не залишає самицю.
Devlet belgelerine göre silahını hiç bırakmamış ve savaşırken infaz edilmiştir.Podle amerického velení byl však zabit v boji, nikoli popraven.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Žofie však ještě nehodlala složit zbraně.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Na druhou stranu nechtěla zůstat sama.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Jammeh neponechal nic náhodě.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.De aceea, nu este găsit deloc singur în atmosferă.
Yerine halife bırakmamıştır.)Nu mai detine drepturile.)
Seni burada yalnız bırakmamın imkanı yok.În nici un caz nu am să te las singură aici.
Bu arada foto muhabirliğini de bırakmamıştır.Eközben publicisztikai munkásságát sem szüneteltette.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Ágról szakadt senkié.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Henkilöä ei kuitenkaan saa jättää tilaan yksin.
Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır.Vain isää on ollut ikävä, siitä huolimatta että hän on niin etäinen.
Ancak Haluk Yıldırım, Ülkerspor'u kendi rızasıyla bırakmamıştı.He halusivat saada Machine Empiren Mondon poissaollessa itselleen.
Seni istasyona bırakmamı ister misin?Haluatko, että vien sinut asemalle?
Tom bu işi bırakmamı istedi.Tom halusi, että jättäisin tämän työn.
Görüşmelerde bu terimi reddetmiş, ancak kavramın kendisini tümüyle bırakmamıştır.Σε συνεντεύξεις της τον έχει αποκηρύξει, παρότι δεν έχει αποποιηθεί την έννοιά του ολοκληρωτικά.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Ο Κλεομένης ωστόσο δεν κατέθεσε τα όπλα.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Hüttig hadde heller ikke våpen.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Ingen får prikk.
Yerine halife bırakmamıştır.)Det er imidlertid ikke funnet noen sannhetsbevis for dette.)
Yerine halife bırakmamıştır.)Namun, dia kemudian menolak klaim tersebut.]
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Chúng không thích bị bỏ ở nhà một mình trong thời gian dài.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sokrates không viết các tác phẩm triết học.
Bu Beş köye yerleştirilen gruplar birbirleri ile irtibatı bırakmamış görüşmeye devam etmiştir.Five thông báo trên website rằng nhóm sẽ không tiếp tục tái hợp nữa.
GRAPO da silah bırakmamıştır.エルトポは銃を捨てた。
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.佐野昭彦:松来未祐 二塁手。
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.父親は単身赴任で不在。
Büyük dişlilere kazınan gezegen isimleri (Venüs gibi); mekanizmanın amacı hakkında şüphe bırakmamıştır.道具の名称は書籍「ひみつ道具大事典」によるもので、作中では名称不明。
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.毕达哥拉斯没有留下任何书面作品。
Yerine halife bırakmamıştır.)단편이 기반이 된 게 아니다.)
GRAPO da silah bırakmamıştır.부스는 어떤 무기도 쏘지를 않았다.
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.그러나 인테르나시오나우에게 밀려 우승을 차지하지는 못하였다.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Не се оставят сами в стаята.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Сократ не се появява в източниците.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Hoeneß se uopće nije sjećao nesreće.
Bu yıllarda Bizans idaresinin zayıflaması bu bölgede güvenlikten eser bırakmamıştır.Odvtedy riadenie prírody v TANAPe spôsobovalo nemálo problémov.
Serkan Çalık'ın peşini sakatlıklar bir türlü bırakmamıştır.In res, Krek prav nič ne izpušča.
Yerine halife bırakmamıştır.)Pratęsimas nugalėtojo neišaiškino.)
Bu dil grubunda muhtemelen hiç yazılı iz bırakmamış diller de vardır.Mõni selle haru keeltest on võib-olla jäänud veel avastamata.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Ehkki Fučíkul oli relv, ta ei kasutanud seda.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.AIDSとの戦いに専念せざるおえなくなりました 残念なことに 政府は拒否するのみだったのです
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.우리는 에이즈와 싸우기 위하여 많은 것들을 포기해야만 했죠.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.Tivemos de deixar de fazer muitas coisas boas para lutar contra a SIDA.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.We moesten een heleboel goede initiatieven stoppen om aids te kunnen aanpakken.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.ואנחנו נאלצנו להפסיק לעשות הרבה דברים טובים בכדי להילחם באיידס
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.واضطررنا لا نوقف القيام بعدة امور جيدة لكي نحارب الايدز
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Ibu menyuruhku untuk tidak membawa handphone.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Mama mi-a spus sa las mobilul acasa.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Ma mère m'a dit de laisser mon portable à la maison.

İlgili Sayfalar