bırakmak ile cümle
bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Uygun mesafe bırakmak ne zor...Αυτό θα πει τηρώ τις αποστάσεις μου...
Uygun mesafe bırakmak ne zor...Говоря о том, чтобы держаться подальше...
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak istiyorsanız grup üyesi olabilirsiniz.Den som vill sluta använda droger kan bli medlem.
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak istiyorsanız grup üyesi olabilirsiniz.Jäseneksi pääsee, jos haluaa lopettaa huumeiden käytön.
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak istiyorsanız grup üyesi olabilirsiniz.Puede entrar en el grupo, si desea abandonar las drogas.
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak istiyorsanız grup üyesi olabilirsiniz.Toute personne qui souhaite interrompre la consommation de stupéfiants peut en devenir membre.
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak istiyorsanız grup üyesi olabilirsiniz.Членом организации можно стать, если вы хотите прекратить приём наркотиков.
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak istiyorsanız grup üyesi olabilirsiniz.并组织团队互动活动。想戒毒的人都可以加入。有关互助团队的更多信息,请查看协会的官方网站,服务语言为芬兰语、英语和瑞典语。
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.En soms alleen wanneer u ziek van een zaak, dan heb je te laten vallen voor een tijdje.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.És van úgy, hogy csak miután már torkig vagy valamivel...csak azután dobod el egy időre.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Et parfois c'est seulement quand quelque chose te rend malade que tu dois le laisser tomber pour un moment.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Și uneori, numai după ce ți se face silă de un lucru, atunci vei renunța la el pentru un timp.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Und manchmal musst du eine Sache erst eine Weile fallenlassen, wenn du sie satt hast.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Και κάποιες φορές μόνο όταν βαριέσαι κάτι, τότε θα πρέπει να το αφήσεις για λίγο.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.A musíme zanechať bezpečie toho, kým sme sa stali, a ísť na miesto toho, kým sa môžeme stať.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.어쨌거나 이미 일궈 놓은 안전한 장소를 뒤로 해야만 더 나은 존재로 발전할 수 있으니까요.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.Musíme opustit bezpečí toho, kým jsme se stali a jít za tím, kým se teprve staneme.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.Och vi måste lämna tryggheten av vad vi har blivit bakom oss, och gå till den plats för det vi ska bli.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.Și trebuie să lăsăm în urmă siguranța a ceea ce am devenit, și să mergem către locul a ceea ce devenim.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.Temos de deixar para trás a segurança de quem nos tornámos, e ir para o lugar de quem nos estamos a tornar.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.We moeten de veiligheid loslaten van wie we zijn geworden en op weg gaan naar wie we gaan worden.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.Wir müssen die Sicherheit, wer wir sind, aufgeben und dahin gehen, wo wir ein anderer sein werden.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.Y tenemos que dejar atrás la seguridad de quien hemos llegado a ser, e ir al lugar de quien podemos ser.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.И нам как бы приходиться оставлять позади безопасность того, кем мы стали и идти туда, кем мы ещё можем стать.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.И трябва да оставим сигурността на това какво сме били и да тръгнем към това, което ще станем.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.ועלינו להשאיר מאחור את הביטחון של מי שהפכנו להיות, וללכת למקום של מי שאנחנו עומדים להיות.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.و علينا أن ننحّي جانبا الإحساس بالأمن بذلك الذي نحن عليه، والتَّحَوُّلَ إلى ما سنصير عليه.
Ve birşekilde kim olduğumuzun rahatlığını geride bırakmak zorundayızdır ve kim olacağımız yere gitmek.自分がなろうとしているところまで進まなければならないのです あなた方がそうした次の場所に行く応援をしたいのです
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]A my -- keď si niekto nerobí svoju prácu, musíme ho nechať isť.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]E noi - quando qualcuno non fa il suo lavoro, dobbiamo lasciarlo andare.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]Et nous - quand quelqu'un ne fait pas son boulot, on doit lui donner son préavis.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]Şi noi--când cineva nu face loc de muncă, ne-am pentru a lasa du-te.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]Und wir -- wenn jemand die Arbeit nicht verrichtet, dann müssen wir sie entlassen.
Ve biz.-- birisi işini yapmadığında, onları bırakmak zorundayız.[Alkış]Y nosotros-- cuando alguien no cumple con el trabajo, tenemos que dejarlos ir.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Daardoor werden ze onder grote druk gezet om het gebied te verlaten.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Et à cause de cela ils se trouvaient sous une énorme pression de partir, de libérer ce lieu.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.그러자 그들은 그 지역에서 벗어나야하는 압박에 시달렸죠
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Per questo ci furono forti pressioni perché lasciassero libera la zona.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Si datorita acestui fapt, s-au facut presiuni intense asupra lor sa plece, sa elibereze zona.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Und auf sie wurde großer Druck ausgeübt, das Gebiet freizugeben.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Và chính vì điều đó, chúng bị buộc phải rút quân, để lập lại hòa bình cho khu vực.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.И из-за того, что на них оказывалось сильное давление, они вынуждены были уйти и освободить территорию.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.И че те бяха под натиск да напуснат, да освободят областта.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.ולכן הם היו נתונים תחת לחץ גדול לעזוב, לשחרר את האיזור.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.ولهذا السبب كان عليهم ضغط كبير للرحيل, وتحرير المنطقه .
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.他に方法がなかったのです
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Asta a fost o tornadă, și toți se îndreaptă spre biserică să lase lucruri și să fie voluntari.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.C'était une tornade, et tout le monde se dirige vers l'église pour déposer des choses et offrir son aide.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Das war ein Tornado, und jeder kommt zur Kirche, um Sachen vorbeizubringen und zu helfen.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Đó là một cơn lốc, mọi người đến nhà thờ để quyên góp và xin làm tình nguyện viên
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Era un tornado, e tutti vanno in chiesa a lasciare le proprie cose e a offrire il proprio aiuto.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Iam todos para a igreja doar coisas e oferecer-se como voluntários.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.모든 사람들이 교회로 도움이 될만한 것들을 가져오거나 자원봉사를 하러 교회로 향했죠.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Sufrimos un tornado y todo el mundo viene a la iglesia a donar cosas y a ayudar.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Tornádó volt, és mindenki a templomhoz siet, hogy néhány dolgot odavigyen, és önkénteskedjen.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Начался такой вихрь, все шли в церковь, чтобы поделиться вещами и предложить свою помощь.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.וכולם הולכים לכנסיה כדי להביא דברים ולהתנדב.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.والجميع يتوجه إلى الكنيسة لتسليم الأشياء والتطوع.
Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.「洋服がたくさん寄付されているわね」
Ve sizi şu düşünceyle bırakmak isterim.Aş dori să vă las cu acest gând.