Ben telefonumu konferans salonunda bıraktım.I left my phone in the conference room.
Dinsizleri yargılamayın. Onları Tanrının kendisine bırakın.Do not judge the ungodly. Leave that to God himself.
Her şeyi yakından kontrol etmeyi bırak!Stop micromanaging everything!
Sivilceleri aynanın önünde patlatmayı bırak.Stop popping pimples in front of the mirror.
Hata asla bizi bırakmaz.Error never leaves us.
Şemsiyemi nereye bıraktığımı bilmek istiyorum.I'd like to know where I left my umbrella.
O, genellikle yaptığı gibi, anahtarını masaya bıraktı.He left his key on the desk, as he usually did.
Tom Meryem'e beni yalnız bırakmasını söyledi.Tom told Mary to leave me alone.
Tom Meryem'e kendisini yalnız bırakmasını söyledi.Tom told Mary to leave him alone.
Beni taciz etmeyi bırak!Stop harassing me!
O her şeyi son dakikaya bırakır.He leaves everything to the last minute.
Beni Mary'nin önünde aşağılamayı bırak.Stop dissing me in front of Mary.
Alarmı devre dışı bırak.Disable the alarm.
Bisikletini her zaman kirli bırakıyorsun.You always leave your bike filthy.
Bisikletlerini her zaman kirli bırakıyorsun.You always leave your bikes filthy.
Sigarayı bırakıyorum.I'm quitting smoking.
Anahtarları nerede bıraktığımı bilmiyorum.I do not know where I left the keys.
Patatesleri kızartmayı bırak.Finish frying the potatoes.
Tom'un sigarayı bırakmak için irade gücü yok.Tom doesn't have the will power to quit smoking.
Çözümü bilmiyorsan cevabı boş bırakmalısın.You should leave the answer blank if you don't know the solution.
Kaytarmayı bırak yoksa seni kovacağım.Stop slacking or I'll fire you.
Tom sık sık her şeyi son dakikaya bırakır.Tom often leaves everything to the last minute.
Zavallı oğlanı yalnız bırak.Leave the poor boy alone.
Zavallı kızı yalnız bırak.Leave the poor girl alone.
Sadece bizi rahat bırakın.Just let us be.
Onları bırakmıyorum.I'm not leaving them.
Anahtarları nereye bıraktığımı bilmiyorum.I don't know where I've left the keys.
Hayal kurmayı bırak.Stop daydreaming.
Tom'un köpeği onun yeni halısı üzerinde çamurlu pençe izleri bıraktı.Tom's dog left muddy paw prints all over his new carpet.
Kapıyı açık bırakması çılgınlık.It is crazy of him to leave the door open.
Onlar bana çevirmek için bir şey bırakmadı.They didn't leave me anything to translate.
Beni asla yalnız bırakmayacağını söyledin.You said you'd never leave me alone.
Birini nefes nefese bırakan bazı performanslar vardır.There are some performances that leave one breathless.
Bu sabah kapınıza bir not bıraktım.I left a note by your door this morning.
Yatak odası penceresini açık bırakma.Don't leave the bedroom window open.
Tom daha sonra serbest bırakıldı.Tom was later freed.
Kendini hırpalamayı bırak.Stop beating yourself up.
Tom vejetaryen oldu ve aynı zamanda sigarayı içmeyi bıraktı.Tom has become a vegetarian and has also quit smoking.
Tom yakalandı ama serbest bırakıldı.Tom was captured, but he's been released.
Seyirci alkışlamayı bıraktı.The audience stopped clapping.
Ciddi olarak işimi bırakmayı düşünüyorum.I'm seriously considering quitting my job.
Tom işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary that she should quit her job.
İsyancılar bıraktıktan sonra göz yaşartıcı gaz kutuları yolda görülebiliyordu.Tear gas canisters could be seen on the road after the rioters had left.
Ben artık kapımı açık bırakmıyorum.I don't leave my door unlocked anymore.
Tom intihar notu bırakmadı.Tom didn't leave a suicide note.
Ayaklarını sürümeyi bırak.Quit dragging your feet.
Tom içki içmeyi bıraktı mı?Has Tom quit drinking?
Tom işe giderken beni okula bıraktı.Tom dropped me off at school on his way to work.
Tom odaya girdiğinde herkes konuşmayı bıraktı.Everyone stopped speaking when Tom entered the room.
Sigarayı bırakmak kararlılık gerektirir.It takes will power to give up smoking.
Çoğu zaman, kapı ve pencerelerimi kilitlemeden bırakırım.I leave my windows and doors unlocked most of the time.
Dün kapının üzerinde bir not bıraktım.I left a note on your door yesterday.
İnsanlar beni yalnız bıraktılar.People left me alone.
Tom annesinin onu yalnız bırakmasını istedi.Tom wanted his mother to leave him alone.
Tom Fransızca ders kitabını Mary'nin evinde bıraktığını düşünüyor.Tom thinks he left his French textbook at Mary's.
Tom şemsiyesini trende bıraktığını düşünüyor.Tom thinks he left his umbrella on the train.
Binlercesi evsiz bırakıldı.Thousands have been left homeless.
Onlar hiçbir şey bırakmadılar.They have nothing left.
Tom hiçbir şey bırakmadı.Tom has nothing left.
Biz Tom'u yalnız bıraktık.We left Tom alone.