Onu rahatsız etmeyi bırak.Stop harassing him.
Onu taciz etmeyi bırak.Stop harassing her.
Bizi geride bırakma.Don't walk away from us.
Onlar için bir mesaj bıraktım.I left a message for them.
Onun için bir mesaj bıraktım.I left a message for him.
Onları takip etmeyi bırak.Quit following them.
Onu takip etmeyi bırak.Quit following him.
Bizi rahat bırak.Cut us some slack.
Onları rahat bırak.Cut them some slack.
Onu rahat bırak.Cut him some slack.
Onları raht bırakmalısın.You should cut them some slack.
Onu rahat bırakmalısın.You should cut him some slack.
Onları rahat bırakalım.Let's cut them some slack.
Onu rahat bırakalım.Let's cut him some slack.
Ondan bırakmasını isteyemem.I can't ask him to quit.
Onlar hakkında konuşmayı bırak.Stop talking about them.
Onun hakkında konuşmayı bırak.Stop talking about her.
Tom bana işini bırakmak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to quit his job.
Bu konuda bir şeyler yapmasaydım vicdanım beni rahat bırakmazdı.I couldn't live with myself if I didn't do something about that.
Bu hareket Tom'u öfkeli bıraktı.This action left Tom angry.
Tom Mary'den işini bırakmamasını istedi.Tom asked Mary to not quit her job.
Tom ve Mary kızlarının serbest bırakılması için bir fidye ödemeyi kabul etti.Tom and Mary agreed to pay a ransom to have their daughter released.
Çete 100.000 dolar fidye için Tom'u serbest bırakmayı kabul etti.The gang agreed to release Tom for a ransom of $100,000.
Tom otoparka bırakılan bir çekici araç gördü.Tom saw a tow truck leaving the parking lot.
O, dün gözaltından serbest bırakıldı.He was released from custody yesterday.
Dün tüm suçlamalardan aklandı ve serbest bırakıldı.He was cleared of all charges and released yesterday.
Tom, Mary'nin video gözetim sistemini devre dışı bıraktı.Tom disabled Mary's video surveillance system.
Şeyleri kişisel olarak konuşmayı bırak, Tom.Stop taking things personally, Dan.
Ona bavulu nereye bırakacağını gösterdi.He showed him where to leave the suitcase.
Dan asla seni yalnız bırakmayacak.Dan will never leave you alone.
Dan 2006 yılında serbest bırakıldı.Dan was released in 2006.
Dan beni yalnız bırakmayacak.Dan won't leave me alone.
Tom Mary'yi işi bırakması için zorlamaya başladı.Tom tried to force Mary to quit.
Newton'un annesi yeniden evlendi ve o, büyük annesinin bakımına bırakıldı.Newton's mother remarried and he was left in the care of his grandmother.
Tom patronundan nefret ettiği için işini bıraktı.Tom left his job because he hated his boss.
Dan mesaj bile bırakmadı.Dan didn't even leave a message.
Dan işini sahipsiz bırakmak istemedi.Dan didn't want to leave his business unattended.
Dan suç mahallinde birçok delil bıraktı.Dan left a lot of evidence at the crime scene.
Dan Linda'yı parasız bıraktı.Dan left Linda with no money.
Dan, Linda ve çocuklarını yalnız bırakmayı tasarlamadı.Dan never intended to leave Linda and her children alone.
Ben kediyi evin dışında bıraktım.I left the cat outside the house.
Dan, Matt ve Linda'yı kefaletle serbest bıraktırdı.Dan bailed Matt and Linda out.
Dan benzin istasyonunda geride bırakıldı.Dan was left behind at the gas station.
Dan kemanını okulda bıraktı.Dan left his violin at school.
Dan iki günlük tutsaklıktan sonra nihayet rehinesini serbest bıraktı.Dan finally released his hostage after two days of captivity.
Dan geride hiç bir iz bırakmadı.Dan left no traces behind.
Dan, Linda'nın cesedini nehire bıraktıDan dumped Linda's body in the river.
Sana bıraktığım notu aldın mı?Did you get the note that I left you?
İşini bırakmadın, değil mi?You didn't quit your job, did you?
Lütfen bizi rahatsız etmeyi bırak.Please quit bothering us.
Lütfen onu söylemeyi bırak.Please stop saying that.
Bana öyle demeyi bırakır mısın?Would you stop calling me that?
Lütfen bana öyle demeyi bırak.Please stop calling me that.
Tom'dan bunu yapmayı bırakmasını istedin mi?Did you ever ask Tom to stop doing that?
Lütfen onu yapmayı bırakır mısın?Could you please stop doing that?
Sanırım suyu açık bıraktım.I think I left the water running.
Kim bırakma hakkında bir şey söyledi?Who said anything about quitting?
Kapı neden açık bırakılır?Why leave the door open?
Neden kapıyı açık bıraktın?Why did you leave the door open?
Biri kapıyı açık bıraktı.Someone left the door open.