bırakıyor ile cümle

bırakıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Jadi saya akan meninggalkan Anda dengan pertanyaan ketiga.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.그럼 이 세 번째 질문을 가지고 마치려 합니다.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Takže vám nechám túto tretiu otázku na zamyslenie.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Takže vám předkládám tuto třetí otázku.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Vi lascio con questa terza domanda:
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Zostawię was z tym trzecim pytaniem.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Σας αφήνω λοιπόν, με αυτό το τρίτο ερώτημα.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Поэтому я оставлю вас с этим третьим вопросом.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.Ще ви оставя с този трети въпрос.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.אז אשאיר אתכם עם שאלה שלישית.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.لذا أترككم مع السؤال الثالث.
Öyleyse sizi üçüncü soruyla bırakıyorum.技術は 価値観を変更できるか
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.Aşa că m-am gândit, voi captura urme de degete, urme de picioare, sau orice urme lăsăm ca oameni.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.Así que pensé, voy a capturar huellas digitales, pisadas, o cualquier huella que dejemos como humanos.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.저는 지문이나 족적, 또는 우리가 인간으로 살면서 남기는 모든 자취들 잡아내야겠다고 생각했죠.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.Pomyslałem więc, że uchwycę odcisk kciuka, stopy, czegokolwiek, co zostawiamy po sobie jako ludzie.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.Quindi ho pensato, catturerò impronte digitali, orme, o qualunque altra traccia lasciamo come esseri umani.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.Thế nên tôi chỉ nghĩ rằng, tôi sẽ giữ lại vân tay, vân chân, bất cứ dấu vết nào con người để lại.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.И я решил, что буду запечатлевать отпечаток пальца, ноги, чего угодно, следов человека.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.Така че реших, че ще уловя отпечатък от пръст или стъпало, или каквито и да е следи, които оставяме като хора.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.אז חשבתי לעצמי, אנסה ללכוד טביעת אגודל, טביעת כף-רגל, או כל מיני עקבות שאנו משאירים כבני-אנוש.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.لذا فقد فكرت سأقوم بالتقاط بصمة إبهام , بصمة قدم, أو أي أثر نخلفه نحن البشر.
O yüzden ben ayak izlerini parmak izlerini ve insan olarak ne iz bırakıyorsak bunları yakalamayı düşündüm.人間としての跡を留めよう」 と考えました これは火の跡です
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.Det er kvadratroden af 10.
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.Ez akkor tehát marad így a 10 a gyök alatt.
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.Isso é exatamente a raiz quadrada de 10 como já vimos
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.다르게 바꿀 수 없습니다
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.Mohli bychom se ještě zbavit odmocniny ze jmenovatele.
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.Това си е просто корен квадратен от 10.
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.Це просто квадратний корінь з 10, як це.
O zaman 10'un karekökünü öylece bırakıyoruz.فيبقى الجذر التربيعي لـ 10 كما هو
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.En particulier dans le monde de la glace océanique,
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.Gerade beim Meereis überholt die Realität viele Vorhersagen der letzten Jahre.
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.In modo particolare nel mondo dei ghiacci marini,
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.특히, 바다에 있는 빙하에서는 말이죠. 자연의 변화 속도는 몇년 전에 예측했던 것을 뛰어넘고 있고
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.Particularmente en el mundo de hielo marino,
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.Zvláště ve světě mořského ledu rychlost změny přesahuje předpovědi z předcházejících let.
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.במיוחד בעולם של קרח ימי, קצב השינוי הטבעי עוקף את התחזיות של השנים האחרונות,
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.خصوصا في بحر الجليد , معدل التغير الطبيعي خارج التنبؤات آخر بضع سنوات مضت
Özellikle buz denizlerindeki doğal değişim oranları, birkaç sene öncesinin tahminlerini geride bırakıyor.自然の変化は数年前の予想を遥かに上回っており 状況は加速しているか、あるいは
Penny, kendini bırakıyor.Она точно отдастся жестко.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Pete had gelijk... maar ik had het gevoel dat we Tangles achter lieten.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Pete kävi järkeen, mutta en voinut mitään tunteelle, että olisin jättänyt Tanglesin jälkeen.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Pete miał rację, ale nie mogłem oprzeć się wrażeniu, że zostawiam Tanglesa.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Petenek igaza volt, de akkor is úgy éreztem, hogy szarban hagyom Hínárhajat.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Pete tenía razón, pero no dejaba de pensar en dejar a Tangles atrás..
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Pete tenía razón, pero no dejaba de pensar en dejar a Tangles atrás..
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Pete var begripligt, men jag kunde inte låta bli att känna sig som Jag lämnade trassel bakom.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Ο Pete είχε δίκιο, αλλά ένιωθα ότι εγκαταλείπω τον Tangles.
Pete mantıklıydı... ...ama Tangles'ı bırakıyormuş gibi hissetmeye engel olamıyordum.Пит је био у праву, али било ми је тешка помисао да морам иза себе оставити Тенглса.
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Da sagde HERREN til Satan: "Se, han er i din Hånd; kun skal du skåne hans Liv!"
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Da sa Herren til Satan: Se, han er i din hånd; spar bare hans liv!
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Der HERR sprach zu dem Satan: Siehe da, er ist in deiner Hand; doch schone seines Lebens!
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Disse, pois, o Senhor a Satanás: Eis que ele está no teu poder; somente poupa-lhe a vida.
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››"Doe met hem wat u wilt", antwoordde de HERE, "maar laat hem in leven."
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Domnul a zis Satanei: ,,Iată, ţi -l dau pe mînă: numai cruţă -i viaţa.``
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Ðức Giê-hô-va phán với Sa-tan rằng: Kìa, người ở trong tay ngươi; nhưng chỉ hãy giữ mạng sống người.
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Ðức_Giê - hô-va phán với Sa-tan rằng : Kìa , người_ở trong tay ngươi ; nhưng chỉ hãy giữ mạng sống người .
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Herra sanoi saatanalle: "Katso, hän olkoon sinun käsissäsi; säästä kuitenkin hänen henkensä".
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››HERREN sade till Åklagaren: »Välan, han vare given i din hand; allenast hans liv må du skona.»

İlgili Sayfalar