bırakıyor ile cümle
bırakıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Neyse, bu konuyu burada bırakıyorum.سوف اترك لكم هناك.
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"A ona na to: "Hmm, a kam vlastne ľudské samičky akože ženy, kladú vajíčka?
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"A ona řekla: "A kde, hm, kde ženy, jakoby, kde ženy kladou svá vajíčka?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Dan dia bertanya, "Lalu di mana, di mana kaum wanita menaruh telurnya?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"E ela disse: "E onde é que, hum, "onde é que as mulheres humanas...
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"E lei disse: "E dove, dove le donne, depongono le loro uova?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Et elle me dit, " Où, est-ce que les femmes pondent leurs œufs ? "
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"I ona pyta: "No a gdzie, gdzie ludzkie kobiety, gdzie one składają jajka?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"그랬더니 그녀가 말하길, "그러면 어디서 그러는거야? 어디서 여자가 여자는 어디서 알을 낳아?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Mire ő: "És hová, hová rakják a nők, hová rakják le a nők a tojásaikat?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Nói hỏi tiếp "Thế thì ở đâu, nơi mà phụ nữ, nơi mà họ đẻ trứng?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Şi ea a spus, "Şi unde, femelele om unde, femelele om unde îşi depun ouăle?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Und sie fragte: "Aber wo, wo legen denn die menschlichen Weibchen, wo legen die Frauen denn ihre Eier?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Y ella dijo: "Y ¿Dónde, dónde ponen las mujeres humanas, dónde ponen las mujeres sus huevos?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Zij: "Waar ... euh waar leggen mensenvrouwtjes, dan hun eieren?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"Και αυτή είπε, "Και πού, πού κάνουν οι γυναίκες, που κάνουν τα αυγά τους οι γυναίκες;"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"А вона сказала: "Ем, а де у жінок, ну, куди жінки відкладають ікру?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"И тя каза, "И къде, къде човешките жени, снасят яйцата си?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"На что она спросила: "А куда тогда, куда человеческие самки, женщины, куда они откладывают свои яйца?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"אז היא שאלה, "ואיפה, איפה נשים אנושיות, איפה הן מטילות את הביצים שלהן?"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"فقالت لى، "و أين، أين تضغ المرأة "البشر"، أين تضع المرأة البيض؟"
O da " Peki onlar nereye, yani insan dişiler, insan dişiler yumurtalarını nereye bırakıyor?"「どこで どこで 人間の雌は」 「どこで卵を産むの?」 私は言います「えぇっと」
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.A fiamat jelöli a vörös, engem a zöld.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Anak saya ditunjukkan warna merah, saya warna hijau.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Con trai tôi là vệt màu đỏ, tôi là vệt màu xanh.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Fiul meu lasă urme în roșu, iar eu în verde.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.저의 아들이 빨간 잉크를 남기고 있고, 저는 녹색의 잉크를 남기고 있습니다.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Mein Sohn hinterlässt rote Farbe, ich hinterlasse grüne Farbe.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Mi hijo deja una tinta roja, yo dejo tinta verde.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Mijn zoon laat een rood spoor achter, ik een groen spoor.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Mio figlio lascia una traccia rossa, io una traccia verde.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Môj syn necháva za sebou červenú stopu, ja zelenú.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Mój syn pozostawia ślad czerwony, a ja - zielony.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Mon fils laisse une traînée rouge, je laisse une traînée verte.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Můj syn zanechává červenou stopu.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Sou eu e o meu filho no chão.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Ο γιος μου αφήνει κόκκινο μελάνι, εγώ πράσινο.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Мой сын оставляет за собой следы красного цвета, а я - зеленого.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Рухи мого сина позначені червоним, мої - зеленим кольором.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.Синът ми оставя червено мастило, аз оставям зелено мастило.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.בני משאיר סימן אדום ואני ירוק.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.ابني يخلف حبرا أحمر، و أن أخلف حبرا أخضر.
Oğlum görüntüde kırmızı iz bırakıyor, benimki ise yeşil.ソファーに移りました
Oksijeniniz azalıyorsa yaşam destek sisteminizde çalışmayı bırakıyorsanız, bu oldukça kötü bir fiyaskodur.만약 여러분의 산소가 없어지고, 결국 여러분의 생명 유지 장치를 멈추게한다면, 그건 매우 심각한 위기일겁니다.
Oksijeniniz azalıyorsa yaşam destek sisteminizde çalışmayı bırakıyorsanız, bu oldukça kötü bir fiyaskodur.כאשר החמצן יורד, מפסיק לתפקד, במהותו במערכת תומכת החיים שלך, זהו כישלון חמור.
Oksijeniniz azalıyorsa yaşam destek sisteminizde çalışmayı bırakıyorsanız, bu oldukça kötü bir fiyaskodur.عندما انخفضت نسبة الأوكسجين لديكم، توقفتم عن العمل ، في الأساس ، في نظام حياتكم ، هذا فشل كبير.
Oksijeniniz azalıyorsa yaşam destek sisteminizde çalışmayı bırakıyorsanız, bu oldukça kötü bir fiyaskodur.とても「だめ」な結果を得ました まさしくひどい失敗でした ただし その原因と、対応方法もわかっていました
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Chúng thải ra 1 lượng lớn chất gây ô nhiễm vào đại dương.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Deversează cantităţi uriaşe de poluanţi în ocean.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Do oceánu z nich proudí obrovské množství znečisťujících látek.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Ils déversent une quantité très importante de polluants dans l'océan.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar. Kapı komşuları da bu kirlilikten nasibini alıyor.Peternakan itu mencemari lautan dalam jumlah besar dan juga mencemari tetangga terdekatnya.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.그곳에서 엄청난 양의 오염물질들이 바다로 배출되었습니다.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Riversano enormi quantità di sostanze inquinanti nell'oceano.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Sie leiten riesige Mengen an Schadstoffen in den Ozean.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Vuelcan enormes cantidades de contaminantes en el océano.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Wydzielają do oceanu wiele zanieczyszczeń.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Ze dumpen grote hoeveelheden vervuiling in de oceaan.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Они наполняют океан огромными количествами загрязняющих веществ.
Okyanusa büyük ölçüde atık madde bırakıyorlar.Те изливат огромни количества замърсители в океана.