bırakıyor ile cümle

bırakıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.V Kanadě je poměr nedokončení pět chlapců na tři dívky.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.W Kanadzie, na 5 chłopców rzucających szkołę przypadają 3 dziewczyny.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.Στον Καναδά, για κάθε τρία κορίτσια, εγκαταλείπουν το σχολείο πέντε αγόρια.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.В Канада, пет момчета се отказват на всеки три момичета.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.В Канаде, среди бросивших школу, на каждых пять мальчиков приходится три девочки.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.בקנדה, חמישה בנים נושרים על כל שלוש בנות.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.في كندا، 5 أولاد ينقطعون مقابل 3 بنات.
Kanada'da, her üç kıza karşı beş erkek okulu bırakıyor.小学校から大学院まで全て
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Cuando está oscuro, es mejor dejar la lucha a los animales nocturnos.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Kiedy jest ciemno, walkę trzeba zostawić nocnym zwierzętom.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Lad natdyrene tage sig af kampene om natten.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Låt nattdjuren sköta striderna på natten.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Quando estiver escuro, deixem a luta para os animais nocturnos.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Quando fa buio, lascia combattere gli animali notturni.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Yöeläimet voivat taistella pimeässä.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Στο σκοτάδι, άφηνε τις μάχες στα ζώα της νύχτας.
Karanlıkta savaşmayı gece hayvanlarına bırakıyoruz.Когда наступает тьма, пусть дерутся ночные животные.
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Dau drumul la cărţi şi dumneavoastră -- ce mărime?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Dejo caer las cartas y tú ¿qué talla?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Farò cadere le carte e tu -- che taglia?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Ich lasse die Karten fallen und du - welche Größe?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Ik laat de kaarten vallen en jij -- welke maat?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Jag släpper korten och du... Vilken nyans?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Je fais tomber les cartes et vous -- quelle taille?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?제가 카드를 떨어뜨릴것입니다. 아. 무슨사이즈요?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Pudotan kortit ja sinä -- minkä koon?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Upuszczę karty i... Jaki rozmiar?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Аз пускам картите, а вие... кой размер?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?Я роняю карты и вы - какой размер?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?אני מפיל את הקלפים ואתה - איזו מידה?
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?سالقي بالاوراق وانت -- اي مقاس؟
Kartları bırakıyorum ve sen -- hangi beden?難しくはないです 挑戦は好きです
Kashia'nın olayı şu anda otoriteleri ve aşırı muhafazakarları birbirine zıt kutuplarda bırakıyor.Il gesto di Kashia sembra però aver messo le autorità e gli ultra-conservatori in schieramenti opposti.
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.Az önbizalmam kimérhető teáskanállal, a költészetemmel vegyitve, és még mindig fura ize van a számban.
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.제 시에 녹아있는 자신감은 티스푼으로 잴 수 있고, 제 입에서 항상 재미있는 맛을 느끼게 해주죠
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.Min selvsikkerhed kan måles i teskefulde blandet i min poesi, og det smager stadig underligt i min mund.
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.Min självkänsla kan mätas ut med teskedar blandat med min poesi, och det smakar fortfarande lustigt i munnen.
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.Moja samozavest se lahko meri v žličkah, zmešanih v mojo poezijo in še vedno ima v mojih ustih čuden okus.
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.אני עדיין לא הצלחתי להבין שום דבר. הברכיים שלי מתפוקקות בכל פעם שאני עולה על במה.
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.ويمكن قياس ثقتي بنفسي بحجم ملاعق الشاي ولكنها لا تزال حلوة المذاق في فمي
Kendime güvenimi bir çaykaşığıyla ölçüp şiirime karıştırdığımda, ağzımda hala garip bir tat bırakıyor.詩と混ぜ合わされて いつも口の中で 妙な味がする でもヒロシマでは 人々がきれいに払拭され
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Îmi dau voie mie însumi să merg în haos pentru că în afara haosului, sper să apară unele momente de adevăr.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Jeg tillader mig selv at gå ind i kaos fordi ud af kaoset håber jeg, at der vil komme øjeblikke med sandhed.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Je m'autorise à aller dans le chaos parce que du chaos, j'ai l'espoir que des moments de vérité vont sortir.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.저는 제 자신을 혼란속에 빠뜨려요. 왜냐하면 혼란을 통해, 저는 올바른 순간이 오기를 바라고 있거든요.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Me permito entrar en caos porque del caos estoy esperando que surjan momentos de "verdad".
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Mi lascio immergere nel caos perché dal caos, spero che vengano fuori momenti di verità.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Pozwalam sobie na popadnięcie w chaos, bo mam nadzieję, że z chaosu wyłonią się jakieś momenty prawdy.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Saya membuat diri saya kisruh. Sebab jika tidak, saya harap akan ada kebenaran.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Tôi cho phép bản thân rơi vào hỗn loạn bởi vì từ hỗn loạn, tôi hi vọng thời khắc của sự thật sẽ đến
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Επιτρέπω στον εαυτό μου να βυθιστεί στο χάος επειδή από το χάος ελπίζω να έρθουν κάποιες στιγμές αλήθειας.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Позволявам си да навляза в хаос, защото се надявам, че от хаоса ще дойдат някои моменти на истина.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Я дозволяю собі зануритися в хаос, бо надіюся, що з хаосу вирине момент істини.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.Я позволяю себе окунуться в хаос, потому что я надеюсь, что из хаоса появятся моменты истины.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.אני מרשה לעצמי להיכנס למצב כאוטי, כי מתוך הכאוס, אני מקווה שיצוצו כמה רגעי אמת.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.وأسمح لنفسي بالولوج إلى الفوضى لأنه من رحم الفوضى، أرجو أن تنبثق لحظات من الحقيقية.
Kendimi kaosa bırakıyorum, çünkü kaostan, doğruluk çıkacağını umuyorum.混沌から何らかの真実が 生まれると思っているからです 全ての準備は 準備に過ぎません
Kendisini bırakıyor.소녀 떨어집니다.
Kendisini bırakıyor.Lässt sich fallen.
Kendisini bırakıyor.Rzuca się.

İlgili Sayfalar