bırakırlar ile cümle
bırakırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.Вот почему они оставляют свет включенным по всему дому.
Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.Затова оставят лампите из къщата светнати.
Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.זו הסיבה שבגללה הם משאירים אורות בכל רחבי הבית.
Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.وهذا هو سبب ابقائهم على الانوار مضيئة
Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.大人は心が安らぐと感じる
Çocuklar bu sesi sevmezler. Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.Ai bambini non piace, per questo lasciano luci accese in tutta la casa.
Çocuklar bu sesi sevmezler. Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar.Anak-anak tidak menyukainya karena itu mereka membiarkan lampunya tetap menyala.
Çoğalmak için tatlı suya ihtiyaç duyarlar. Yumurtalarını tatlı suya bırakırlar.Для размножения им необходима пресная вода, где они откладывают яйца.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar. Bunu niye yaparlar?Cuando van de vuelta, lo que sueltan en realidad es lastre de agua que contiene petróleo al océano.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar. Bunu niye yaparlar?Mikor visszatérnek, tulajdonképp kiengedik ezt az olajos ballasztvizet az óceánba.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Khi họ quay lại, họ đổ nước dằn có cả dầu này xuống biển
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.선박들이 빈 짐의 상태일 때는, 밸라스터 물을 거기에 실었죠. 선박들이 다시 돌아올 때면, 그것들은 사실상 이 기름 가득한 밸라스터 물을 바다에 버렸습니다
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Lorsqu'ils reviennent, ils rejettent en mer cette eau de ballast souillée par le pétrole.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Quando tornano indietro, in realtà scaricano quest'acqua di zavorra oleosa nell'oceano.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Wenn sie zurückkommen, kippen sie das ölhaltige Ballastwasser ins Meer.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Wracając, pozbywają się tej oleistej wody balastowej spuszczając ją do oceanu.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Като се върнат, всъщност изхвърлят тази мазна баластна вода в океана.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.כדי שכאשר תהיינה ריקות יהיו להם מי זבורית. כשהן חוזרות, הן בעצם משליכות את מי הזבורית השמנוניים לים.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.港に戻った際にこの油まみれの ブラスト水を海に流しているのです なぜこんなことを? 環境への
Geri dönmüyor musun? Seni burada bırakırlar.Etkö lähde muiden mukaan?
Geri dönmüyor musun? Seni burada bırakırlar.Δεν θα γυρίσεις; Θα ξεμείνεις πίσω.
Hakkında en çok konuşulan tür virüsler, kendi proteinlerini bırakırlar ya da kendi proteinlerini oluştururlar.아직 바이러스에 대한 연구가 완벽히
Hakkında en çok konuşulan tür virüsler, kendi proteinlerini bırakırlar ya da kendi proteinlerini oluştururlar.سوف تجد طريقة ما لتخرج من الخلية لا اريد ان اقول التقليدية لاننا لم نعرف كل انواع الفيروسات
Hakkında en çok konuşulan tür virüsler, kendi proteinlerini bırakırlar ya da kendi proteinlerini oluştururlar.ウイルスのすべての異なる種類をも発見していません。
Kendilerini zorlamayı ve ileriyi hedeflemeyi bırakırlar.Nem fejlődik, nem dolgozik önmagán, nem tesz erőfeszítést, nem halad előre.
Kendilerini zorlamayı ve ileriyi hedeflemeyi bırakırlar.يتوقفون عن دفع أنفسهم
Kendilerini zorlamayı ve ileriyi hedeflemeyi bırakırlar.それなのに多くの人は不満ばかり言いたがり それについて何もしようとしない
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.A stane sa, keď ťa uvidia Egypťania, že povedia: To je jeho žena! A tak mňa zabijú a teba nechajú žiť.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.A stane se, že když tě uzří Egyptští, řeknou: To jest manželka jeho; i zabijí mne, tebe pak živé nechají.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.Gặp khi nào dân Ê-díp-tô thấy ngươi, họ sẽ nói rằng: Ấy là vợ hắn đó; họ sẽ giết ta, nhưng để cho ngươi sống.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.I stanie się, że gdy cię obaczą Egipczanie, rzeką: Żona to jego; i zabiją mię, a ciebie żywo zostawią.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.애굽 사람이 그대를 볼 때에 이르기를 이는 그의 아내라 하고 나는 죽이고 그대는 살리리니
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.Lahko se zgodi, ko te zagledajo Egipčani in reko: Ta je žena njegova, da me ubijejo, tebe pa ohranijo živo.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.når nu Ægypterne ser dig, og de mener, at du er min Hustru, slår de mig ihjel og lader dig leve;
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.Når nu egypterne får se dig, vil de si: Dette er hans hustru, og så slår de mig ihjel og lar dig leve.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.Quand les Égyptiens te verront, ils diront: C`est sa femme! Et ils me tueront, et te laisseront la vie.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.Y puede suceder que al verte, los egipcios digan: 'Es su mujer', y me maten a mí, y a ti te conserven la vida
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.Египтяните, като те видят, ще рекат: Тя му е жена; и мене ще убият, а тебе ще оставят жива.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.и когда Египтяне увидят тебя, то скажут: это жена его; и убьют меня,а тебя оставят в живых;
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.והיה כי יראו אתך המצרים ואמרו אשתו זאת והרגו אתי ואתך יחיו׃
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.فيكون اذا رآك المصريون انهم يقولون هذه امرأته. فيقتلونني ويستبقونك.
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.埃 及 人 看 見 你 必 說 、 這 是 他 的 妻 子 、 他 們 就 要 殺 我 、 卻 叫 你 存 活
‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.埃及人 看見 你 必說 、 這是 他 的 妻子 、 他 們 就 要 殺 我 、 卻叫 你 存活
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Das ganze Leben lang bleibt davon etwas zurück.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Dejan vestigios para toda la vida.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Để lại vết sẹo suốt đời.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.De lämnar ett livslångt minne.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Elles entraînent des séquelles irréversibles.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.그것은 평생 남습니다.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Le conseguenze sono irreversibili.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Mereka meninggalkan bekas seumur hidup.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Poznačia vás do konca života.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Ze laten levenslange sporen na.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Zostawiają uszczerbek na zdrowiu na całe życie.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Αφήνουν υπολείμματα εφ'όρου ζωής.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Вони залишають свій слід на все життя.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Они оставляют отпечаток на всю жизнь.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.Те оставят следа за цял живот.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.הם משאירים מזכרת לכל החיים.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.يتركون بقايا منها طول الحياة