bırakın ile cümle
bırakın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.- Abdi, desIiga o rádio. <i>Ligou para a Stephanie e o Randy.</i> <i>Deixe mensagem.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.Ahoj, dovolali ste sa k Stefanie a Randymu, zanechajte nám odkaz.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.Bună, aţi sunat la Stefanie si Randy, lăsaţi-ne un mesaj.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.Hola, si busca Stephanie o a Randy.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın. Teşekkürler.Ahoj, dovolali jste se k Stefanie a Randymu, zanechte nám vzkaz.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın. Teşekkürler.Oletko tehnyt tätä ennen?
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın. Teşekkürler.Здравейте, свързахте се със Стефани и Ранди, оставете ни съобщение, благодарим ви.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın. Teşekkürler..הגעתם לטלפון של סטפני ורנדי .נא להשאיר הודעה, תודה
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.Zdravo, dobili ste Stephanie in Randy.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.Τηλεφωνείτε στη Στέφανι και τον Ράντι.
Merhaba. Burası Stephanie ve Randy'nin evi, bize mesaj bırakın.أنا ايضا
Müziği Özgür Bırakın.Freiheit für die Musik.
Müziği Özgür Bırakın.Liberen la música.
-Nereli demiştiniz? -Bir şey söylememiştim. Bu şekilde bırakın彼が死ぬようなことになったら、今までの努力が水の泡だ。
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Anda harus menghentikan apa yang Anda lakukan sehingga Anda dapat menghadiri rapat ini."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Anh/chị phải ngừng lại để mà tham gia cuộc họp này."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Bare stop hvad end I er i gang med, så vi kan holde det her møde."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Hagyd abba, amivel éppen foglalkozol, hogy megtarthassuk a mítinget."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Ihr müsst einfach damit aufhören, damit wir das Meeting abhalten können."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "그냥 하던 것을 그만두고, 회의에 참석하도록 해요."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Proste to prestaňte robiť, a dostavte sa."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Przerwij to, żebyśmy mogli zrobić zebranie"
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Rozhodně to, co děláte, dělat přestaňte a pojďte na míting."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Sluta med det du håller på med, så att du kan vara med på detta mötet."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Smettete di fare ciò che stavate facendo, così venite in riunione."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Sólo dejen de hacer lo que están haciendo para que podamos tener esta reunión".
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. ""Só têm de parar o que estão a fazer, para terem esta reunião."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Stop waar je mee bezig bent om naar deze meeting te komen."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Trebuie sa va opriti din a face ceea ce faceati, pentru a putea avea aceasta sedinta."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Vous arrêtez de faire ce que vous faites pour qu'on puisse avoir cette réunion. "
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Πρέπει να σταματήσεις ό,τι κάνεις ώστε να παρευρεθείς στο συμβούλιο."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Просто бросьте сейчас все свои дела, чтоб мы смогли провести собрание."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Просто покиньте зараз все, щоб ми могли провести зустріч".
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "Трябва да спреш да го правиш и да дойдеш на срещата."
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "אתם צריכים להפסיק מה שאתם עושים כדי שתוכלו לבוא לישיבה".
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "فقط , توقفوا عن ما تفعلونه , لتتمكنوا من حضور هذا الاجتماع ".
Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. "全員都合よく作業を中断できるのですか?
Ne yaptığınız umurumda değil. Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz. ""Ne zanima me, kaj počneš, prekini z delom in pridi na sestanek".
Neyse yeter bu kadar. Kızdan bahsetmeyi bırakın da acele edin.Das reicht.Hört auf über das Mädchen zu reden und beeilt eucht.
Neyse yeter bu kadar. Kızdan bahsetmeyi bırakın da acele edin..דיי. מספיק לדבר על הבחורה, בואו נמהר
Neyse yeter bu kadar. Kızdan bahsetmeyi bırakın da acele edin.هذا يكفي..توقفوا عن التحدث عن تلك الفتاه ودعونا نسرع
Neyse yeter bu kadar. Kızdan bahsetmeyi bırakın da acele edin.ねぇ 旦那さんに会いに 行かないの?
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Dimenticate l'olocausto nucleare; dobbiamo preoccuparci delle forchette.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Đừng nghĩ đến sự hủy diệt bằng hạt nhân; cái nĩa chính là điều chúng ta cần quan tâm tới.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Esqueçam o holocausto nuclear. É com o garfo que temos que nos preocupar.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Felejtsék el a nukleáris holokausztot; itt az ideje, hogy a konyhánk miatt aggódjunk.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Glöm bort kärnvapenkrig; det är gaffeln vi måste oroa oss för.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.핵 참화는 잊어버리세요. 우리가 걱정해야 하는 것은 포크입니다.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Lupakan tentang bencana nuklir; garpulah yang harus kita khawatirkan.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Olvídese del holocausto nuclear; es el tenedor de lo que hay que preocuparse.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Oubliez l'holocauste nucléaire; c'est de la fourchette dont nous devons avoir peur.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Uitaţi de distrugerea nucleară; de furculiţă trebuie să ne fie frică.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Vergeet de nucleaire holocaust; we moeten ons zorgen maken om de vork.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Vergessen Sie das Atominferno; es ist die Gabel um die wir uns Sorgen machen müssen.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Zabudnite na jadrový holokaust; obávať sa musíme vidličky.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Zapomeňte na nukleární holokaust; vidlička je to, s čím bychom si měli dělat starost.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Zapomnijcie o nuklearnym holocauście; to o widelec powinniśmy się martwić.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Ξεχάστε το πυρηνικό ολοκαύτωμα. Αυτό που πρέπει να μας ανησυχεί είναι το πιρούνι.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Забравете атомният холокост, вилицата е това, за което трябва да се грижим.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Забудьте о ядерном холокосте; обычная вилка - вот о чем надо тревожиться.