bırakın ile cümle
bırakın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Bırakın içeriye gireyim."Lemme šel notri.
"Bırakın içeriye gireyim."Lemme πάει μέσα.
"Bırakın içeriye gireyim."Lemme влезем вътре.
"Bırakın içeriye gireyim."Pozwól mi wejść do środka.
"Bırakın içeriye gireyim."Pustite ma dnu.
"Bırakın içeriye gireyim."Pusťte mě dovnitř.
"Bırakın içeriye gireyim."Лем зайти всередину.
"Bırakın içeriye gireyim."Лемм зайти внутрь.
Bırakın! Kardeşim... kendini böyle öldürülmeyecek kadar iyi eğitmiştir!Veljeni on liian hyvin koulutettu kuollakseen tuolla tavalla.
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.Ia boleh tinggal di salah satu kotamu menurut pilihannya, dan kamu tak boleh memperlakukan dia dengan keras
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.그가 너의 성읍 중에서 기뻐하는 곳을 택하는 대로 너와 함께 네 가운데 거하게 하고 그를 압제하지 말지니라
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.Nie umrą ojcowie za syny, a synowie nie umrą za ojce; każdy za grzech swój umrze.
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.Non consegnerai al suo padrone uno schiavo che, dopo essergli fuggito, si sarà rifugiato presso di te
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.עמך ישב בקרבך במקום אשר יבחר באחד שעריך בטוב לו לא תוננו׃
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.عندك يقيم في وسطك في المكان الذي يختاره في احد ابوابك حيث يطيب له. لا تظلمه
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.他 必 在 你 那 裡 與 你 同 住 、 在 你 的 城 邑 中 、 要 由 他 選 擇 一 個 所 喜 悅 的 地 方 居 住 . 你 不 可 欺 負 他
Bırakın kendi seçeceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız.他 必 在 你 那 裡與 你 同住 、 在 你 的 城邑 中 、 要由 他 選擇 一 個 所 喜 悅 的 地方 居住 . 你 不 可欺 負他
Bırakın kimsenin neler olduğunu bilmediği cephelerdeyken harika silahlardan ve son zaferden bahsetsin.Хватит, помолчи!
Bırakın lütfen, ben yaparım.Ça va. Je m'en occupe.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Det är okej. Låt mig göra detta.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Được rồi ạ. Để cháu làm việc này.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Es ist okay.Lassen Sie mich,dass machen.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Este in regula. Lasati-ma pe mine.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Het is oké. Laat mij dit doen.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Je že v redu. Bom že jaz.
Bırakın lütfen, ben yaparım.오 두세요 두세요 내가 칠게요
Bırakın lütfen, ben yaparım.Tidak apa-apa. Aku akan melakukannya.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Va bene. Lasci fare a me.
Bırakın lütfen, ben yaparım.W porządku, proszę mi to zostawić.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Δεν πειράζει. Αφήστε να το κάνω εγώ.
Bırakın lütfen, ben yaparım.Все нормально. Позвольте мне.
Bırakın lütfen, ben yaparım.كل شى على مايرام دعينى افعل هذا
Bırakın lütfen, ben yaparım.そう?それじゃ
Bırakın, minnettarlık etrafınızdakilere lütuf olarak taşsın.A hála áradjon szét és váljon áldásokká körülötted.
Bırakın, minnettarlık etrafınızdakilere lütuf olarak taşsın.Dejen que la gratitud inunde de bendición todo a su alrededor.
Bırakın, minnettarlık etrafınızdakilere lütuf olarak taşsın.Laat je dankbaarheid uitwaaieren als een zegening voor alles om je heen.
Bırakın, minnettarlık etrafınızdakilere lütuf olarak taşsın.Laissez la gratitude se transformer en bénédiction pour votre entourage.
Bırakın, minnettarlık etrafınızdakilere lütuf olarak taşsın.Lăsaţi recunoştinţa să se reverse în binecuvântare peste tot în jurul vostru.
Bırakın, minnettarlık etrafınızdakilere lütuf olarak taşsın.הניחו להכרת התודה שלכם לעלות על גדותיה ולברך את סביבתכם.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Ať vděčnost přeplyne do požehnání všude kolem vás a pak to bude opravdu dobrý den.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Deixem que a gratidão transborde em bênçãos em vosso redor, e, então, será realmente um bom dia.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Dejen que la gratitud se transforme en bendición a su alrededor, y entonces será realmente un buen día.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.감사함이 당신의 주변 모든 곳으로 넘치게 하십시오. 그러면 당신의 오늘 이 하루는 더 없이 좋은 날이 될 것입니다.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Laat de dankbaarheid overstromen in zegeningen van alles om je heen. Dan zal je dag écht goed zijn.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Lad taknemligheden blive til velsignelser overalt omkring dig og så bliver det en virkelig god dag. (Musik)
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Lasst die Dankbarkeit fließen als Segnung um euch herum. Dann wird der Tag wirklich ein guter Tag sein.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak. (Müzik)Hadd csorduljon túl a hála, és váljon áldássá ahová csak megy, és akkor az tényleg jó nap lesz." (Zene)
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak. (Müzik)Нехай вдячність переросте у всеохоплююче щастя, і тоді сьогодні буде насправді чудовим днем.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Naj hvaležnost prekipi v blagoslov vsega okrog tebe in potem bo zagotovo dober dan.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Niech ta wdzięczność przemienia się w dobro wokół was. Wówczas będzie to naprawdę dobry dzień.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.Нека благодарност препълни с благословение всички около вас, и след това ще бъде наистина добър ден.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.אפשרו להכרת התודה לגלוש להכרת תודה לכל מה שסביבכם, ואז זה יהיה יום טוב באמת.
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.اجعل مشاعر الشكر تغمرك لتكون نعما لمن هم حولك, عندها سيكون يوما جميلا بالفعل .
Bırakın minnettarlık taşsın etrafınızdakileri kutsasın ve ardından gerçekten güzel bir gün olacak.感謝が恵みとなって あふれ出すように そうしたら 今日は 本当に良い日になるでしょう
Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.››Deixai-os; são guias cegos; ora, se um cego guiar outro cego, ambos cairão no barranco.
Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.››Dejadlos. Son ciegos guías de ciegos. Pero si el ciego guía al ciego, ambos caerán en el hoyo
Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.››Frågen icke efter dem. De äro blinda ledare; och om en blind leder en blind, så falla de båda i gropen.»
Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.››Hagyjátok õket; vakoknak vak vezetõi õk: ha pedig vak vezeti a vakot, mind a ketten a verembe esnek.
Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.››Hãy để vậy : đó là những kẻ mù làm người dẫn đưa ; nếu kẻ mù dẫn đưa kẻ mù , thì cả hai sẽ cùng té xuống hố .
Bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. Eğer kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.››Hãy để vậy: đó là những kẻ mù làm người dẫn đưa; nếu kẻ mù dẫn đưa kẻ mù, thì cả hai sẽ cùng té xuống hố.