Tablolar, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.Paintings should not be exposed to direct sunlight.
Lincoln, ülkedeki bütün kölelerin serbest bırakılması emrini verdi.Lincoln ordered that all the slaves in the country should be set free.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
O köpek serbest bırakılmak için çok tehlikeli.That dog is too dangerous to be left loose.
Çocuk karanlıkta yalnız bırakılmaktan korkuyordu.The child was afraid of being left alone in the dark.
Küçük çocuklar karanlıkta yalnız bırakılmaktan korkuyorlar.Small children are afraid of being left alone in the dark.
Pencerenin açık bırakılmasından kim sorumlu?Who is responsible for leaving the window open?
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
İran, Amerikalı kadının serbest bırakılmasını engelliyor.Iran balks at release of American woman.
İran Amerikalı kadının serbest bırakılmasına karşı çıkıyor.Iran balks at release of American woman.
Tutuklu erkenden serbest bırakılmasını istedi.The prisoner asked to be released early.
Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.Rooms should be left vacant by eleven a.m. on the day of departure.
Sadece yalnız bırakılmak istediler.They just wanted to be left alone.
Savaş sona erdiğinde, bir Teksaslı canlı bırakılmadı.When the battle ended, not a Texan was left alive.
Lincoln bütün kölelerin serbest bırakılmasını kabul etti.Lincoln agreed that all slaves should be freed.
Hiçbir çocuk geride bırakılmamalıdır.No child should be left behind.
Tom'un gerçekten bütün istediği yalnız bırakılmaktı.All Tom really needed was to be left alone.
Tom yalnız bırakılmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to be left alone.
Sadece yalnız bırakılmak istiyorum.I just want to be left alone.
O sadece yalnız bırakılmak istiyor.He just wants to be left alone.
Sadece geride bırakılmayı sevmiyorum.I just don't like getting left behind.
Yalnız bırakılmak istiyorum.I want to be left alone.
Dışarıda bırakılmak ister misin?Do you want to be left out?
Biz sadece yalnız bırakılmak istiyoruz.We just want to be left alone.
Işıkların açık bırakılmasını ister misin?Do you want the lights left on?
Sadece yalnız bırakılmak istemiyorum.I just don't want to be left alone.
Açıkçası yalnız bırakılmak istiyorsun.You obviously want to be left alone.
Burada karanlıkta bırakılmak istemiyorum.I don't want to be left here in the dark.
Gerçekten şimdi çocukların yalnız bırakılmasını istemiyorum.I really don't want the kids left alone now.
Yalnız bırakılmak istediğimi sana düşündüren ne?What makes you think that I want to be left alone?
Tom korkmuştu ve yalnız bırakılmak istemedi.Tom was frightened and didn't want to be left alone.
Yalnız bırakılmam gerekiyor.I need to be left alone.
Ben yalnız bırakılmayı tercih ederim.I'd prefer to be left alone.
Bütün istediğimiz yalnız bırakılmaktır.All we want is to be left alone.
Tom sadece yalnız bırakılmak istiyor.Tom just wants to be left alone.
Yalnız bırakılmak ister misiniz?Would you like to be left alone?
Köpek yavruları yalnız bırakılmayı sevmez.Puppies don't like to be left alone.
Ben yalnız bırakılmam için emirler verdim.I gave orders I was to be left alone.
Şu anda, Tom sadece yalnız bırakılmayı istiyor.Right now, Tom just wants to be left alone.
Şu ana kadar tüm istediğim sadece yalnız bırakılmaktı.All I ever wanted was to just be left alone.
Bu, güneşe maruz bırakılmamalıdır.This mustn't be exposed to the sun.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istediklerini söylediler.Tom and Mary said they wanted to be left alone.
Tom ve Mary sadece yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary just wanted to be left alone.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary wanted to be left alone.
Bazı şeylerin söylenmemiş olarak bırakılması daha iyidir.Certain things are better left unsaid.
Sadece yalnız bırakılmak istediğimi insanların anlaması neden bu kadar zor?Why is it so hard for people to understand that I just want to be left alone?
Tom yalnız bırakılmayacak kadar çok genç.Tom is too young to be left alone.
Geçmiş geçmişte bırakılmalıdır.The past should be left in the past.
Deri çok uzun süre boyunca güneş ışığına maruz bırakılmamalı.Skin shouldn't be exposed to sunlight for too long.
Kader şansa bırakılmayacak kadar ciddidir.Fate is too serious to be left to chance.
Hiç kimse bırakılmayacak.No one will be released.
Tom sadece yalnız bırakılmayı istiyordu.Tom just wanted to be left alone.
Yalnız bırakılmayı tercih ederim.I'd rather be left alone.
Gerçekten bütün istediğim yalnız bırakılmak.All I really want is to be left alone.
Tom yalnız bırakılmak istedi.Tom wanted to be left alone.
Tom yalnız bırakılmayı istiyordu.Tom wanted to be left alone.
Yalnız bırakılmak ister misin?Do you want to be left alone?
Onların yalnız bırakılmasını istiyorum.I want them left alone.
Onun yalnız bırakılmasını istiyorum.I want him left alone.
Tom ve Mary kızlarının serbest bırakılması için bir fidye ödemeyi kabul etti.Tom and Mary agreed to pay a ransom to have their daughter released.