bıktı ile cümle
bıktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hiçbir sikik basın konferansında yer almayacağım artık. Bıktım ulan!אני לא משתתף בשום מסיבת .עיתונאים מזויינת, נמאס לי מזה
Hiçbir sikik basın konferansında yer almayacağım artık. Bıktım ulan!لن أكون جزءا من أية محاضرة لعينة كرهت من ذلك
Hiçbir sikik basın konferansında yer almayacağım artık. Bıktım ulan!- 英語で言え - カメラは疲れる
İnsanları neden hep böyle bıktırıyorum? Çok özür dilerim.Γιατί πάντα κουράζω έτσι τους ανθρώπους; Συγνώμη.
İnsanları neden hep böyle bıktırıyorum?De ce întotdeauna le produc oamenilor lehamite?
İnsanları neden hep böyle bıktırıyorum?Dlaczego zawsze męczę ludzi?
İnsanları neden hep böyle bıktırıyorum?Je ne sais pas pourquoi je suis si fatigant.
İnsanları neden hep böyle bıktırıyorum?Warum muss ich alle immer ermüden? Das tut mir so Leid!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!En enää kestä katsoa ihmisten kuolevan.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Estou farto de ver pessoas morrerem diante dos meus olhos!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!¡Estoy harto de ver cómo muere gente!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Jag är trött på att folk dör runtomkring mig!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Jeg er træt af, at folk dør.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Nie zgadzam się, żeby na moich oczach umierali ludzie.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Έχω βαρεθεί να βλέπω ανθρώπους να πεθαίνουν!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Мне надоело, что у меня на глазах умирают люди!
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım!Estou farto de pessoas a morrer diante dos meus olhos!
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım!Jag är trött på att folk dör runt omkring mig.
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım!Jeg er træt af, at folk dør omkring mig.
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım!Mam dość patrzenia, jak umierają ludzie.
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım!Sono stufo di vedere gente morire davanti a me!
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım! Yeter artık!¡Estoy harto de ver morir a la gente!
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım! Yeter artık!Olen kyllästynyt siihen, että ihmisiä kuolee silmieni alla.
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım! Yeter artık!Βαρέθηκα να πεθαίνουν όλοι μπροστά στα μάτια μου!
İnsanların gözümün önünde ölmesinden bıktım!Мне надоело, что на моих глазах умирают люди!
Kendimden bıktım.Also, ich hab' genug von mir.
Kendimden bıktım. Artık diğerlerinin nasıl mutlu olabileceğini düşüneceğim."Ne ho abbastanza di me stesso, penserò a come le altre persone possano essere felici.
Kendimden bıktım. Artık diğerlerinin nasıl mutlu olabileceğini düşüneceğim."Nos magamból elegem van, elkezdek azon gondolkodni, hogyan tehetnék másokat boldogabbá."
Kendimden bıktım."Estou farto de mim.
Kendimden bıktım."Ik baal van mijzelf.
Kendimden bıktım.Je mi zo seba zle.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Aku tidak sanggup memperpanjang utang kartu kreditku.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Ich habe genug davon, die Schulden meiner Kreditkarte zu verlängern.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Je suis fatiguée de prolonger la dette de ma carte de crédit.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Nie mogę przekraczać limitu na mojej karcie.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Nu mai pot sa tot maresc datoria pe cartea de credit.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Sono stanca di prorogare i debiti della mia carta di credito.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Tôi đã quá mệt mỏi trong nợ nần
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Κουράστηκα να επεκτείνω το χρέος της πιστωτικής μου και άλλο.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.Я устала брать все большие кредиты
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım..أنا متعبة من تمديد بطاقة إئتمان ديوني
Lakin diyelim ki birkaç hafta sonra bütün bundan bıktım.Ale powiedzmy, że po kilku tygodniach, jestem po prostu zmęczony.
Lakin diyelim ki birkaç hafta sonra bütün bundan bıktım.Ale řekněme, že po pár týdnech se unavím.
Lakin diyelim ki birkaç hafta sonra bütün bundan bıktım.Oletamme, että monen viikon jälkeen yhtäkkiä väsähdän.
Lakin diyelim ki birkaç hafta sonra bütün bundan bıktım.Але давайте скажемо, що після декількох тижнів цього пошуку, я просто втомлюся.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.A podívejte, obyčejný Afgánec už má dost toho poslouchat o malopodnikatelských půjčkách.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.Et, aussi, l'Afghan ordinaire est fatigué d'entendre parler de micro-crédit.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.Guardate, l'afgano tipo è stanco di sentir parlare di microcredito.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.도시테러에 훈련 시켰습니다.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.Mira, y el afgano de a pie está enfermo y cansado de escuchar sobre el microcrédito.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı. Önemli bir şey.どのようにして自転車を
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.Sehen Sie, und der gewöhnliche Afghane hat die Nase voll vom Kleinkredit zu hören. Es ist wichtig.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.T-shirts wel.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.Это важно.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.להתנגדות ולטרור אורבני.
"Mikrokredi" lafını duymaktan bıktı ve usandı.مرهق من ا لسمع عن مصروفاته ا لصغيرة .
O da, hayatımızdaki "ya/ya da" kararlarından bıktım.삶에서 둘 중 하나라는 선택, 남성이냐, 여성이냐의 선택이라는
O da, hayatımızdaki "ya/ya da" kararlarından bıktım.והיא שנמאס לי מעריצות זו של הבחירה או-או בחיים --
O da, hayatımızdaki "ya/ya da" kararlarından bıktım.هي انني قد ضقت ذرعاً بالفكرة الطاغية التي تنص على قاعدة " إما / أو "
O da, hayatımızdaki "ya/ya da" kararlarından bıktım.男性か女性かのどちらかを選ぶという 構図にうんざりしているのです