Ana içeriğe geç
Sözlük

bıcı bıcı ile cümle

bıcı bıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Rakibini sert bir biçimde eleştirdi.He criticized his rival severely.
Patronunun bürosuna girmeden önce derin bir biçimde nefes aldı.He breathed deeply before entering his boss's office.
O dürüstlük biçiminde bir üne sahiptir.He has a reputation for integrity.
O, onun yaşama biçimini kıskanıyordu.He was envious of her way of living.
Haksız biçimde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained of having been treated unfairly.
O yaşlı bir adam ve o biçimde muamele edilmelidir.He is an old man and should be treated as such.
Kendilerini bir daire halinde biçimlendirdiler.They formed themselves into a circle.
Onun bir Amerikan vatandaşı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as a citizen of the USA.
O, Juliet rolünü oynamak için biçilmiş kaftan.She is a natural to play the part of Juliet.
O, çocuğu yumuşak bir biçimde yere yatırdı.She laid the child down gently.
O biçimsiz bir elbise giyiyordu.She was wearing an ugly dress.
Onları çok içten bir biçimde karşıladı.She extended a warm welcome to them.
Japonya'da gayrimenkul fiyatları anormal bir biçimde artıyor.The price of real estate has been rising abnormally in Japan.
Açıkça konuşmak gerekirse, senin düşünce biçimin demode.Frankly speaking, your way of thinking is out of date.
Seyahat daha iyi eğitim biçimlerinden biridir.Travel is one of the better forms of education.
Ailem beni onların düşünme biçimine dönüştürmeye çalıştı.My parents tried to convert me to their way of thinking.
Servetin adil bir biçimde dağıldığı bir toplum hayal ediyorum.I dream of a society whose wealth is distributed fairly.
Biçimsiz sebzelerden nefret eder misin?Do you hate misshapen vegetables?
Lütfen ölçülü bir biçimde davran.Please behave prudently.
Fransızca konuşabilir, üstelik akıcı biçimde.She can speak French and she speaks it fluently.
Bay Anton onlarla soğuk bir biçimde konuştu.Mr. Anton spoke to them coldly.
Lütfen yemekten önce ellerinizi uygun biçimde yıkayın.Please wash your hands properly before eating.
Kim çok çekici bir biçimde giyinmiş.Kim is dressed in a very attractive manner.
O akıcı bir biçimde Çince konuşur.He speaks Chinese fluently.
İki kız kardeş çok barışçıl bir biçimde yaşadılar.The two sisters lived very peacefully.
Sözlük, dil öğrenmek için paha biçilmez bir araçtır.The dictionary is an invaluable tool for learning languages.
Kapıyı açtığımda ne biçim korktum!What a fright I got when I opened the door!
Onun Amerikalı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as an American.
Mutfakımızı yeniden biçimlendirme sürecindeyiz.We're in the process of remodelling our kitchen.
Lütfen daha anlaşılır biçimde konuşun.Please speak more clearly.
Biz mükemmel bir biçimde geçindik.We got along famously.
Kız kazadan sonra gözle görülür biçimde sarsıldı.The girl was visibly shaken after the accident.
Medyanın haberleri adil bir biçimde sunduğunu hissediyor musunuz?Do you feel that the media presents the news fairly?
Bana göre, o, biçimsiz bir bina.That's an ugly building, in my opinion.
Teşvik paketi ağır biçimde eleştirildi.The stimulus package was heavily criticised.
O oldukça iğrenç bir biçimde davrandı.She behaved quite abominably.
Onun utanç verici bir biçimde davrandıklarını söylediler.They said he had acted shamefully.
Onlar Almanya'yı sert bir biçimde cezalandıracak bir antlaşma talep ettiler.They demanded a treaty that would punish Germany severely.
O dikkatli bir biçimde çalıştı.She did the work carefully.
Şaşırtıcı biçimde, şarkı söylemede iyiydi.Surprisingly, he was good at singing.
Bu ne biçim bir soru? Gerçekten onu cevaplamamı bekliyor musun?What kind of question is that? Do you really expect me to answer that?
Böyle biçimsiz bir şapkayı nereden buldun?Where did you find such an ugly hat?
Onlar bombayı başarılı bir biçimde etkisiz hale getirdiler.They've defused the bomb successfully.
İnsanlık nükleer enerjiyi barışçıl biçimde kullanarak başarılı olacaktır.Mankind will succeed in using nuclear energy peacefully.
Bu sorunu ele alma biçimimizle ilgili Tom gerçekten ne düşünüyor?What does Tom really think of the way we've been handling this problem?
Tom bir öğretmen olmak için biçilmemiş.Tom isn't cut out to be a teacher.
Tom görünüş biçimini çok önemsiyor.Tom cares a lot about the way he looks.
Benim karaciğerim ağır biçimde hasar görmüştür.My liver is heavily damaged.
Tom, Mary'nin öğretmen olmak için biçilmiş kaftan olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think Mary is cut out to be a teacher.
Tom kesinlikle ikna edici biçimde konuşuyor.Tom certainly speaks eloquently.
Tom Mary'nin davranış biçimini kesinlikle onaylamadı.Tom certainly didn't approve of the way Mary was behaving.
Sadece bu tür iş için biçilmiş kaftan değilim.I'm just not cut out for this kind of work.
İnanılmaz biçimde yorgunum.I'm incredibly tired.
İspanyolca, Güney Amerika'da yaygın bir biçimde konuşulur.Spanish is widely spoken in South America.
Belediye başkanını sert bir biçimde eleştirdi.He severely criticized the mayor.
Paha biçilmez mücevherler müzeden kayboldu.Invaluable jewels disappeared from the museum.
Kafesteki kuş mutlu bir biçimde cıvıldıyor.The bird in the cage is singing happily.
Hangi biçimi kullanmalıyım?What format should I use?
O öfkeli bir biçimde tepki gösterdi.She reacted furiously.
Bunu daha net bir biçimde açıklayabilir misin?Can you explain it more clearly?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod