bıçak ile cümle
bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Şimdiye kadar beyni etkilemenin üç yolu vardı: terapistin koltuğu, haplar ve bıçak.There have been three ways to try to impact the brain: the therapist's couch, pills and the knife.
Of sağlıklarını beş ihlalleri, ambuscadoes, İspanyolca bıçakları, derin bir idrak ki; ve sonra anonOf breaches, ambuscadoes, Spanish blades, Of healths five fathom deep; and then anon
Sen hiçbir zehir mix'd, hiçbir yere keskin bıçak, HadstHadst thou no poison mix'd, no sharp-ground knife,
Ve bu bıçak ile günümüzde de yardımcı olacağız.And with this knife I'll help it presently.
'Bu kanlı bıçak imparatorluğun oynamak vereyim benim aşırı ve bana Twixt; bu hakemlik'Twixt my extremes and me this bloody knife Shall play the empire; arbitrating that
Çoğu zaman... ...bıçak sırtında gibiyiz.We're on the edge through a large part of the time.
Neden bana iyi davranıyorsun? Beni arkamdan daha nasıl bıçaklamayı düşünüyorsun?How are you trying to betray me now by being so nice?
Beni sırtımdan bıçaklamaya nasıl cüret edebildin?How dare you stab me in the back!
Yaş 40'ı geçtiğinde, bıçak fırlatma düzensiz bir hal alıyor.Past the age of 40, knife-throwing becomes erratic.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.With knives in my stomach, I'll hardly care.
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.That first knife must twist their guts.
Bıçaklar. ...Chicago, Illinois'deki Leon Spinks tarafından.Knives. ...by Leon Spinks in Chicago, illinois.
Bıçaklarım yok.I've no knives. I do.
- Bıçak numarası ayarladık mı?- Did we book a knife act? - Never.
Bıçak fırlatmanın nesi yeni?What's new about knife-throwing?
Bıçaklar mı?Knives?
- Kimi arıyorsun - Bıçak hayranlarını.- Who are you calling? - Knife fans.
İnsanlar hayatlarını bıçaksız sürdürüyor, haberin var mı?People live with no knives, you know?
Bıçakları unut!Forget knives!
Bıçak fırlatırım.I throw knives.
Yeni bir bıçak atıcısı daha değersizdir.A new knife-thrower's cheaper.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Wherever we go, you'll find a few knives to throw at me.
Bıçakların ağızlarının tabağa doğru baktığından da emin olun.Notice, too, that the knife blades are both pointed toward the plate.
Sadece çatal bıçak seti ve çin porseleniIt's just silverware and a china set.
Bir bıçak alın ve dört parçaya bölün.Get a knife. Cut it into four portions.
Ucu bıçak gibi keskin olan bir iğne kullandım.I used the needle which has got a slight blade on the end.
Dayanıklı post, bıçakla bile zor kesilir.The tough hide is difficult to cut, even with a knife.
Düz, keskin köşeler bıçak ağzı gibi.The flat sharp edges are like knife blades.
Eski günlerde bıçak ve tabanca vardı.In the old days, it was a knife and a gun.
Dışkı donmaya başladığında, bunu bir bıçak şekline sokmuş.And as the feces began to freeze, he shaped it into the form of a blade.
O harıl şapka ve kırlangıç kuyruklu ceket, bir denizci-kayışı ile kemerliler ve giyer kılıf-bıçak.He wears a beaver hat and swallow-tailed coat, girdled with a sailor-belt and sheath-knife.
Aynısı bıçak için de geçerli.Same for a knife.
- Soldaki bileği bıçakla kesin.- Cut left wrist with knife...
- Bilek. Bıçak.- Wrist... knife...
Bu tarafta bıçak var.Have this stab on side.
Ben yarım Jeeves beyin olsaydı, ben Başbakan olmayı, bir bıçak ya da bir şey.If I had half Jeeves's brain, I should have a stab, at being Prime Minister or something.
Eski Chiswick geri yüklemek için bir bıçak aldı onun doku ve başını salladı.Old Chiswick took a stab at it to restore his tissues, and nodded.
"Şey, bunu bir bıçak var, Jeeves!" Efendim, hiçbir ağrıları kaçınmayacağız. ""Well, have a stab at it, Jeeves!" "I will spare no pains, sir."
Bana çok güvendiğin için... ...arkandan bıçaklandın.It's because you trust me like that, you get stabbed in the back like this.
Elinde bıçakla, bana doğru yürüdü, klitorisimi tuttu ve kesti.And as she carried the knife, she walked toward me and she held the clitoris, and she cut it off.
Bu yapılıyor, anestezi olmadan, paslı eski bir bıçakla, zor zamanlardı...It's practiced, it's no anesthesia, it's a rusty old knife, and it was difficult.
Bıçak altına yatmaktan çok korkarım.I'm too scared to go under a knife.
Bana bir bıçak verin.Get me a knife.
Bıçak çıktı!Knife!
Okulda silah ve bıçaklara izin vermemiz gerektiğini önermiyorum.I'm not suggesting that we need to be allowing guns and knives in the school.
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...My keen knife skills, my efforts at making the beef base soup, and the fresh produce...
"Lütfen bana bıçak yardım!""Please help me Blade!"
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıThey built fires and flaked stone into spearheads, knives, and scrapers.
Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi.'Come forth, attend to them,' she said.
Her birine birer bıçak verdi.'Come forth, attend to them,' she said.
Herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çık karşılarına!" dedi.Then, while they were cutting and eating the fruit, she signalled Joseph: "Come out to them."
Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi.Then, while they were cutting and eating the fruit, she signalled Joseph: "Come out to them."
Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi.Then she told Joseph to appear before them.
Macar şahıs bıçaklanırken, Roman gözaltına alındı.The Magyar man was stabbed and the Roma was taken into custody.
Bicakciç, "Bu çalışma, [ülkenin] enerji stratejisinin gelişimine temel oluşturmalı."This study should be the basis for development of [the country's] energy strategy.
Ancak Bicakciç, "siyasilerin bu yasayı kabul edip etmeyeceğini bilmenin zor olduğunu" da ekledi.However, Bicakcic added, "it is hard to know when our politicians will adopt this law."
Tanınmış Türk ressam bıçaklandıProminent Turkish artist stabbed
Cozma aldığı bıçak yaraları sonrasında kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.Cozma died in hospital from stab wounds.
Öldürülenlerden biri daha önce bir Romanyalıyı bıçaklaşmıştı.One of the persons killed had earlier stabbed a Romanian.
Yakınlarda bulunan kafataslarının üzerindeki kesiklerin, bıçakların şekilleri ile uyduğu belirtildi.Cuts on nearby skulls matched the blade shapes.