bıçak ile cümle

bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bıçakla kes.Cut it with the knife.
Tom bıçakları biledi.Tom sharpened the knives.
Tom Mary için bıçakları biledi.Tom sharpened the knives for Mary.
Peynir bir bıçakla kolayca kesilebilir.Cheese can easily be cut with a knife.
Mary, Tom'u bıçakladı.Mary stabbed Tom.
Bu bıçaklar keskinleştirilebilir mi?Can these knives be sharpened?
Tom göğsünden bıçaklandı.Tom was stabbed in the chest.
Bıçak nerede?Where's the knife?
Kim Tom'u bıçakladı?Who stabbed Tom?
Lütfen bu bıçakları keskinleştirir misin?Could you please sharpen these knives?
Tom üç kez göğsünden bıçaklandı.Tom was stabbed in the chest three times.
Tom üç kez bıçaklandı.Tom has been stabbed three times.
Tom 13 kez bıçaklandı.Tom was stabbed 13 times.
O, kocasını defalara bıçakladı.She stabbed her husband repeatedly.
Tom bir bıçak çıkardı ve Mary'yi tehdit etti.Tom pulled out a knife and threatened Mary.
Bütün gece Tom'un ağzını bıçak açmadı.Tom didn't speak a word all night long.
Mary'nin vücudunda yirmi bir tane bıçak izi vardı.Mary had twenty-one knife stabs in her body.
Tom'u bıçaklayan kişi asla yakalanmadı.The person who stabbed Tom was never caught.
Polis dedektifi kanlı bir bıçak buldu.The police detective found a bloody knife.
Bu bir bıçakla kesebileceğin bir sis.It's a fog that you can cut with a knife.
Polis, bıçaklı cinayete adı karışan adamı teslim olmaya çağırdı.Police have urged the man involved in a fatal stabbing to turn himself in.
Ölümle sonuçlanan bıçaklama olayının kıvılcımı, kontrolden çıkan tartışmadan çıkmıştı.The fatal stabbing was sparked by an argument that got out of control.
Bu lokanta çatal kaşık bıçakta özeldir.This restaurant is particular about cutlery.
O, midyeleri bir bıçakla açtı.He opened the mussels with a knife.
Masanın üzerinde bir tabak, bir çatal ve bir bıçak var.On the table there's a plate, a fork, and a knife.
Bıçaklandığımı düşündüm.I thought I'd been stabbed.
Delikanlı bir bıçakla kendini yaraladı.The boy hurt himself with a knife.
O beni sırtımdan bıçaklamayan tek kişi.She's the only one who's not stabbed me in the back.
Tom bıçak zoruyla soyuldu.Tom was robbed at knife-point.
Seni kim bıçakladı?Who stabbed you?
Tom Mary'yi bıçaklamaya çalıştı.Tom tried to stab Mary.
Mary bu bıçakla öldürüldü.Mary was killed with this knife.
Tom bu bıçakla öldürüldü.Tom was killed with this knife.
Mary'yi bıçaklayan Tom'du.It was Tom who stabbed Mary.
O bunu erkek kardeşinden bir hediye olarak aldığı bıçakla kesti.He cut it with the knife that he got as a gift from his brother.
Tom bıçakla elmayı ikiye kesti.Tom cut the apple in half with his knife.
Bu bıçakları bile.Sharpen these knives.
Onların Tom'u bıçaklayan adamı yakalayacaklarını umuyorum.I just hope they catch the guy who stabbed Tom.
Ben bıçaklandım.I got stabbed.
Ben üç kez bıçaklandım.I've been stabbed three times.
Tom karısını bıçaklayarak öldürdü.Tom stabbed his wife to death.
Çatallar tabağın sol tarafına gidecek ve bıçaklar sağa gidecek.Forks go to the left side of the plate, and knives go to the right.
Çatalları tabağın sol tarafına ve bıçakları sağ tarafa koy.Place the fork on the left side of the plate, and the knife on the right side.
Çatal bıçak takımı nerede?Where is the cutlery?
O, bıçakları keskinleştirdi.She has sharpened the knives.
Dün gece üç kişi Park Caddesi üzerinde bıçaklandı.Three people were stabbed on Park Street last night.
Tom'un ellerinde bir bıçak vardı.Tom had a knife in his hands.
Tom iki kez sırtından bıçaklandı.Tom was stabbed twice in the back.
Tom otuz kerenin üzerinde bıçaklandı.Tom was stabbed over thirty times.
Tom makasla Mary'yi bıçakladı.Tom stabbed Mary with scissors.
Tom beni bıçaklamaya çalıştı.Tom tried to stab me.
Tom bir bıçakla Mary'ye saldırdı.Tom attacked Mary with a knife.
Tom Mary'ye elmaları soyabilsin diye bir bıçak verdi.Tom handed Mary a knife so she could peel the apples.
Elinde bir bıçak olduğu için kimse Tom'a yaklaşmaya cesaret edemedi.No one dared to approach Tom, as he had a knife in his hand.
Çatal bıçak takımı ortadan kayboldu.The cutlery has disappeared.
Bıçak sadece 10 santimetre uzunluğundaydı.The knife was just 10 centimeters long.
Tom bana silah yerine bir bıçak verdi.Tom gave me a knife instead of a gun.
O bıçak nereden geldi?Where did that knife come from?
Tom, Mary'yi defalarca kez bıçakladı.Tom stabbed Mary multiple times.
Tom karısını bıçakladı.Tom stabbed his wife.

İlgili Sayfalar