büyümek ile cümle

büyümek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Ciò succede perché, nel primo mese di vita, l'unico compito del bambino è quello di crescere.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Das hängt damit zusammen, dass ein Baby im ersten Monat ausschließlich aufs Wachsen konzentriert ist.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.De reden is dat een baby in zijn eerste levensmaand alleen moet groeien.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Isso porque no primeiro mês de vida, a única coisa que o bebé faz é crescer.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.La razón es porque en el primer mes de vida del bebé, su única función es crecer.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Príčinou je, že prvý mesiac svojho života má bábätko len rásť.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Tämä johtuu siitä, että vauvan ensimmäisenä elinkuukautena sen ainoa tehtävä on kasvaa.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.To je proto, že v prvním měsíci svého života je jediným úkolem dítěte růst.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Tout cela parce que, dans le premier mois de la vie d'un bébé, tout ce qu'il doit faire est de grandir.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.W pierwszym miesiącu życia dziecka jego jedynym zadaniem jest rosnąć.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Ο λόγος είναι ότι στο πρώτο μήνα της ζωής ενός μωρού, η μόνη του δουλειά είναι να αναπτύσσεται.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.В первые месяцы жизни задача организма заключается исключительно в том, чтобы расти.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Причина проста: У перші місяці життя завдання організму полягає виключно в тому, щоб рости.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.Причината е, че през първия месец от живота на едно бебе единствената му работа е да расте.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.והסיבה לכך היא שבחודש הראשון לחיים, תפקיד התינוק הוא רק לגדול.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.السبب هو أن أول شهر في حياة الطفل، مهمته فقط أن ينمو.
Bir bebeğin hayatındaki ilk ayda tek işi büyümektir.成長することです 低体温と闘わなければならない場合 臓器が正常に成長できず
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Azért távolodnak egymástól, mert a tér maga növekszik.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Chúng đang di chuyển xa nhau là vì bản thân không gian đang trở nên rộng hơn, OK.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.De bevæger sig væk fra hinanden, fordi rummet selv bliver større, OK.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Ele se îndepărteză una de alta fiindcă spaţiul însuşi devine mai mare.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Estão a afastar-se umas das outras porque o próprio espaço está a aumentar.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.은하들은 우주 자체가 커지고 있기 때문에 서로 멀어지고 있는 겁니다.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Mais elles s'éloignent les unes des autres parce que l'espace lui-même s'accroît, OK.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Mereka saling menjauh karena ruang itu sendiri bertambah besar.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Se están alejando unas de otras porque el espacio en si mismo está agrandándose. ¿ok?
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Sie bewegen sich voneinander weg, weil der Raum an sich größer wird.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Si stanno allontanando le une dalle altre perchè lo spazio stesso si sta espandendo.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Vzdalují se od sebe navzájem, protože vesmír jako takový se zvětšuje.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Ze bewegen van elkaar weg omdat de ruimte zelf groter wordt, oké.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Απομακρύνονται ο ένας από τον άλλο γιατί το ίδιο το διάστημα μεγαλώνει.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Они отодвигаются друг от друга оттого, что само пространство становится больше.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.Те се раздалечават, защото пространството расте само по себе си.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.הן נעות ומתרחקות אחת מהשניה מכיוון שהחלל עצמו נעשה גדול יותר, בסדר.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.لكنها تتباعد عن بعضها بسبب تمدد الفضاء نفسه ، حسنا.
Birbirlerinden uzaklaşırlar çünkü aralarındakı uzay boşluğunun kendisi büyümektedir.宇宙そのものが膨張しているからなのです それが ユニバース つまり宇宙全体の姿なのです
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.현재는 16개 아프리카 국가가 국가신용등급을 받았습니다. 이것이 의미하는 바가 무엇일까요?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Astăzi 16 țări africane, iar numărul lor e în creștere au ratinguri de țară. Ce înseamnă acest lucru:
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Aujourd'hui, 16 pays africains ont la note souveraine. Qu'est-ce que cela veut dire?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Dziś 16 krajów afrykańskich - i ciągle ich przybywa - otrzymuje krajową niezależną ocenę. Co to znaczy?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Heute haben 16 afrikanische Länder Länderratings, und es werden mehr. Was bedeutet das?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Hoy, dieciséis países africanos, y creciendo, tienen tasas soberanas del país. ¿Qué significa esto?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler. Ne demek bu?Dnes dostáva rating verejnej správy 16 krajín a ich počet sa stále zvyšuje.
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Oggi 16 paesi africani, e sono in aumento, hanno rating di paese sovrano. Cosa significa questo?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Днес 16 африкански страни, и броят им нараства, имат отделни оценки по държави. Какво означава това?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.Сегодня таких африканских стран 16, и эта цифра растёт, Что же это значит?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.היום, 16 מדינות אפריקאיות מקבלות ציונים באופן עצמאי. מה זה אומר?
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.اليوم، لدى 16 دولة أفريقية ونامية تصنيف دولة سيادي، ماذا يعني هذا؟
Bugün ise 16 Afrika ülkesi ve büyümekte olanlar, çok büyük ülke oranlarına sahipler.ソブリン債の信用格付けがあります。これはどういう意味なのでしょうか? また、ナイジェリアの例を見ましょう。ダブルBマイナスです
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.다리를 아무 데나 놓는 짓을 계속할 필요 없습니다.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Nie musimy kontynuować budowania mostów donikąd.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Nincs szükségünk a semmibe vezető hidakra.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Non dobbiamo continuare a costruire ponti verso il nulla.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.No tenemos que seguir haciendo estos puentes que llevan a ningún lado.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Nu mai trebuie să construim poduri spre nicăieri.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.We hoeven deze bruggen naar nergens niet te blijven bouwen.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Wir können nicht weiter Brücken ins Nichts bauen.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Δεν πρέπει να συνεχίσουμε να φτιάχνουμε γέφυρες στο πουθενά.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Нет никакой необходимости выращивать мосты в никуда.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.Не трябва да продължаваме да отглеждаме тези мостове заникъде.

İlgili Sayfalar