büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğu bitki sarmal şekilde büyümüyor.A lot of plants don't grow spirally at all.
Bu kısım yeni bitkilerin büyümesini sağlar.That's where new plant bits form.
Burada bitkinin büyümesini sağlayan hormon var.There is the hormone that tells plant bits to grow.
Fakat daha çok büyümek için bu yönde ilerliyor .But there is more further away, so it will grow in that direction.
Bu, bitkilerin meristemden uzaklaşarak büyümesini sağlar .That makes plant bits move out from the meristem after they form.
Yaprakların yaptığı tek şey, kendileri için en verimli yeri seçip orada büyümek .All that these flower bits are doing is growing where there is most room for them.
"Büyüme" yine para sisteminin içerisine tanımlanmış bir kavramdır.It essentially throws people into competition with each other for never enough money.
Gezegenimiz çok daha fazla büyümeyi sürdüremez.Our planet can't sustain much more growth.
O, oyuncaklar yerine aletlerle oynayarak büyümüş bir çocuktu.He's just a kid that grew up playing with tools instead of toys.
Ve iklim değişikliği tehdidine rağmen dinamik bir şekilde büyümeye devam ediyor.And that grows over time dynamically with the threat of climate change.
Anti-büyüme toplumu Ghandi'nin bakış açısıyla tanışır.Anti-Growth Society meets Ghandi's vision:
Ve o deniz kestanesinin ölümünden bir kaç ay sonra deniz yosunları büyümeye başladı.And within a few months after that sea urchin dying, the seaweed started to grow.
Çin'de büyüme başladı.Growth took off in China.
Ve elbette çok hızlı büyüyor, bazen büyüme sancıları oluyor.And of course, it's growing so fast, sometimes there's growing pains.
Buyum işte.I'm a blogger.
Geçen yıl bahsettiğim gibi, din ile büyümedim.As I mentioned last year, I grew up with no religion at all.
Bize bu hayatta büyümemiz için aslında ne gerektiğinin daha derin bir duygusunu verir.It gives us a deeper sense of what it actually takes for us to thrive in this life.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.It's ten times larger than Napster at it's peak, and it's still growing.
İnternet geçen yıllar içinde yavaş yavaş büyümeye devam etti.. Networkler ve protokoller birleşti...And the internet slowly grew up for several decades as networks and protocols merged
Bu arada, ben bir Essex çocuğuyum, doğma büyüme Essex, Birleşik KrallıkI was, by the way -- I'm an Essex lad, born and raised in Essex in the U.K.
Yani içimde yavaşça büyümekteydi.So it was the slow churn, if you will.
Seninle çok açık olacağım: iş büyüme fırsatları sayesinde bu işe baş koyduk.I'll be honest with you: we're into it because of business growth opportunities.
Çünkü bir oyuncak fabrikasında büyümüstük.Because we grew up in a toy factory.
Ve New York'ta büyümüş biri olarak diyebilirim ki, telaş gayet normaldi.And since I grew up in New York City, as far as I could tell, rushing was pretty normal.
Amerika'da bol bulunur, ve ekonomimizin büyümesine yardım eder.He's abundant here in America, and he helps our economy grow.
Yabancı bir gökyüzünün altında, canlı organizmalar büyümektedir.Growing living structures under an alien sky ...
Bitkiler büyümeye ve çeşitlenmeye başladı, ağaçlara dönüştüler.Plants began to diversify and grew, turning into trees.
Büyümek probleme bir başka çözümdü, ancak büyüklüğün her zaman bir bedeli vardır.Growing big was another answer, but size always comes at a price.
Yukarı büyümek bir hayat biçimi halini aldı.Going upright became a lifestyle.
Tanrım, Seol'um ne kadar da büyümüş!Oh heavens, look how you've grown, my Seol.
Tamam, ama Harry, büyümekte olan bir kızdan söz ediyoruz.Harry, all we're sayin' is, we're talkin' about a kid who's comin' into her own right now.
Fakat eksponansiyel büyümenin hızı esasen bilişim teknolojilerini tanımlayan şeydir.But the pace of exponential growth is really what describes information technologies.
Lineer ile eksponansiyel büyüme arasında büyük fark vardır.There is a big difference between linear and exponential growth.
Ve Moore Yasası, bilgisayarlara eksponansiyel büyümeği getiren ilk paradigma değildir.And Moore's Law was not the first paradigm to bring exponential growth to computing.
Eksponansiyel büyüme Gordon Moore daha doğmadan onlarca yıl önce başlamıştı.The exponential growth of computing started decades before Gordon Moore was even born.
Ben buyum.This is who I am.
Buyume oranini aciklayan denklem budur.So this is the equation that describes the growth pattern.
Son olarak, büyümeden bahsetmek istiyorum.Lastly, I want to talk about growth.
Teori diyor ki, eğer alt-lineer eğime sahipse o zaman sigmoidal bir büyümeye sahip oluruz.If it has this sublinear scaling, the theory says we should have sigmoidal growth.
Yani organizmanın sporun dışında ya da büyümeye başlıyor.So the organism is beginning to spore out or grow.
Ve Birleşik Krallık 100 senelik ekonomik büyüme yaşadı.And the U.K. had 100 years of economic growth.
Ben küçük işletmelerin büyümelerini ve başarılı olmalarını istiyorum.I want to make small businesses grow and thrive.
Benim yolum, küçük işletmelerin büyümesi ve iş olanakları sağlaması.My path is designed in getting small businesses to grow and hire people.\ CROWLEY:
Peki, ekonominin büyüme hızı?How about the growth of the economy?
Ne de geri dönmek için gerekli kaynakları yeniden tahsis ekonomiler için... reel büyüme.Nor will it reallocate resources needed to return economies to ... real growth.
Bu para yaratma ve henüz durgun GSYİH büyüme yakınındaki!All this money creation and yet near stagnant GDP growth!
Ben New York'ta büyümedim.So, I didn't grow up in New York.
Artık içlerinde uyuyan virüs hücreleri olan tamamen büyümüş bir bakteri ailemiz var.So now we have a whole extended bacteria family, filled with virus sleeper cells.
Pratham, McKinsey'nin dikkatini çekecek ve yatırım desteği alacak kadar büyümüştü.Pratham got big enough to attract some pro bono support from McKinsey.
McDonald's modeli büyümeyi esas alır.The McDonald's model scales.
Fakat ormancılar, sadece büyüme esnasında üretilen asıl kütleyi önemsiyor: kuru kütle.But foresters, at least, care only about the mass actually produced during growth: the dry mass.
Üç yaşında, eğer büyümekte olan bir beyniniz varsa, bu bir insan davranışıdır.At age three, if you have a still-growing brain, it's a human behavior.
Biraz geç başlamasına rağmen, Hindistan 1990 yılında olağanüstü büyüme göstermiştir.India, starting a little bit later, but in 1990, begetting tremendous growth.
Yıllık % 6 oranında bir büyüme.Growth of six percent a year.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Sub-Saharan Africa has been the area of the world most resistant to growth.
Büyüme oranı eksilerdeydi.Growth was negative.
Ama, 20. yüzyılın sonunda, 21. yüzyılın başlangıcında, Afrika'da bir büyüme gördük.But at the end of the 20th century, the beginning of the 21st century, we saw growth in Africa.
Bugünkü keskin çizgilerle beraber büyümeyi yönlendiren şey aslında yeni fikirlerdir.On the cutting edge today it's new ideas which are driving growth.
Insaligin baslangicindan 1500 yilina kadar hiçbir ekonomik büyüme yok, sıfır.From about the beginnings of humanity to 1500: zero economic growth, nothing.
Kurzweilian deyişiyle ekonomik büyümenin depresif eşeği gibiyim.In Kurzweilian terms I'm like the Eeyore of economic growth.