büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Norfolk'ta Blickling Hall'da doğmuş, Hever şatosunda büyümüştür.Mary Boleyn sinh ra ở Blickling Hall, vùng Norfolk và lớn lên ở Lâu đài Hever, Kent.
Cherry Hill, New Jersey'de doğmuş ve büyümüştür.Milioti được sinh ra và lớn lên tại Cherry Hill, New Jersey.
Dış ticaret açığı fazlaydı ve bu da ekonomik büyümeyi engelledi.Hệ thống đường sá giao thông thời cổ đại chưa phát triển và điều đó cản trở hoạt động thương mại.
Ana metabolit normal büyüme, gelişme ve üreme süreçleriyle doğrudan ilgilidir.Chất chuyển hóa tiên phát thì có liên quan trực tiếp đến sự tăng trưởng, phát triển và sinh sản bình thường.
2013 yılı nüfus büyüme oranı %0,46 olarak tahmin edildi.Tốc độ gia tăng vào năm 2013 ước tính là 0,44%.
1955 yılından sonra Japonya oldukça yüksek ekonomik büyüme rakamlarına sahip oldu.1955年以後、日本は高度経済成長期に入った。
A.Ş.- istikrarlı büyümesine devam etmektedir.Se-が静止状態である。
Güney Afrika'da doğmuş ve büyümüştür.南アフリカで生まれ育った。
Viyana'da doğmuş, Avusturya ve İngiltere'de büyümüştür.オーストリアのウィーンで生まれ、オーストリア国内や、イングランドにて育った。
Açıkçası radyo kaynakları küçük başlamak ve daha büyük büyümek zorundadırlar.明らかに、電波源は最初は小さく生まれ、大きく成長していく。
Fillerin dişleri gibi narvallerin dişleri de kırıldığında tekrar büyümez.ゾウの牙と同様に、イッカクの牙は一旦折れてしまったら再び伸びることはない。
Yaklaşık olarak 1300 yılına gelindiğinde, Avrupa'da yüzyıllarca süren refah ve büyüme durdu.1300年頃、それまでの数百年間のヨーロッパの繁栄と成長に歯止めがかかった。
Her iki olayda da üç evre görülür ; çoğalma, büyüme ve olgunlaşma.又三づゝ引時、二つ残ると云時に、此半(は)ばかりを聞(きき)て惣数を知る。
Hıristiyan bir ailede büyümüştür.キリスト教徒の家庭に育つ。
Ekonominin örgütlü işkolları, ekonominin büyüme oranından bile daha fazla ücret zammı almaktaydı.組織部門の経済は経済成長率より大きいほどの給料の大幅な引き上げで受け取られた。
1999'da 6,813,000 ton olan et üretimi 2008'de 9,331,000 tona yükselmiş olup büyümeye devam etmektedir.また食肉の生産量は1999年の681万3千トンから2008年には933万1千トンと増加した。
Smith'e göre en büyük pay beynin boyutunun büyümesinde.スミスにとってより関連すると思われた点は脳の大きさであった。
Daenerys Targaryen (Emilia Clarke), Qarth'ta ağırlanmaktan mutludur ve ejderhalarının büyümelerini izler.デナーリス・ターガリエン(エミリア・クラーク)は、クァースに落ち着き、ドラゴンたちが育つのを見守る。
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.郡の西部はかなりの成長を続けている。
Annesi ise Mississippi'de büyümüştür.その後はミシシッピ州で育った。
2008 de Friendster 115 milyondan fazla üyeye sahipti ve Asya'da büyümeye devam ediyordu.2008年時点でFriendsterのユーザー数が1億1500万人以上でアジア市場で成長している。
Böylece büyüme engellenir.成長して恩返しする。
Powers Jenkins, Kentucky'de doğmuş fakat Virginia-Kentucky sınırındaki Pound, Virginia'da büyümüştür.パワーズはケンタッキー州ジェンキンスに生まれ、バージニア州ポンドで育った。
Örneklem çarpıklığı '0'dan ve basıklığı '3'ten sapma gösterdikce, JB sınama istatistiği büyüme gösterir.統計量 JB の定義が示す通り、歪度と尖度が 0 から逸脱すると JB の値は増加する。
Evrimsel hesaplama, bir popülasyonda büyüme veya gelişme gibi tekrar eden ilerlemeyi kullanır.進化的計算は、人口増加のような反復的過程を用いる。
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.優しい両親に育てられ、健やかに育った。
Bu dönemde, kent hızlı bir sanayileşme ve nüfus önemli bir büyüme yaşadı.この時代、町は急速な工業化と人口の相当な成長を経験した。
Sonrasında büyüme yavaşlamıştır.その後の成長はかなり遅くなる。
Bu kasabamız 14.000 nüfusuyla çok hızlı bir şekilde büyümektedir.これにより、人口14万人都市となった。
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.嫌気性生物(けんきせいせいぶつ)は増殖に酸素を必要としない生物である。
Ulaşımı ve iş imkânları sebebiyle göç alarak büyümüş ve muhtarlık halini almıştır.「慈悲あまねく御方」による創造と審判と楽園が語られる。
Bazı bakteriler başka suşlarda büyütülmüş virüslerin büyümesini engelemekte (kısıtlamaktaydı).これにより、重量にして若干の過積載が生じた。
Büyümesi yavaştır.成長が遅い。
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.キンシャサの人口は急速に増加を続けてきた。
GSYİH büyümenin sürdürülebilir olup olmadığını ölçemez.この加速膨張が将来も続くかどうかは分かっていない。
Volkanlardan çıkan lavdan dolayı alan olarak hep büyümektedir.彼は火山のように、常に新しいアイデアを発展させていた。
Büyümüş olarak 106.享年106。
Bu dönemde, Yahudiler eşi görülmemiş bir ekonomik büyüme sağlamışlardır.このうちユダヤ人は不安定なマイノリティを形成していた。
Tsvaygenbaum büyüme alanı ve onun Yahudi kökenli yaşam kültürü ve dinamik onun resimlerinde yansıtılır.ツヴェーゲンバウムの絵には、彼が育った地域の生活の文化と原動力、またユダヤ人としての経歴が映し出されている。
Tıp kökenli bir ailede büyümüştür.一般的な中流家庭で育った。
Ailesiyle bir çiftlikte büyümüştür.家族が経営する農場で成長した。
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.類義語は発展、及び発達。
Kastella'da doğmuş ve büyümüştür.キャシェル城で生まれ育った。
New Jersey eyaletinde büyümüştür.ニュージャージー州育ち。
Büyüme hormonu eksikliği saptanırsa büyüme hormonu replasman tedavisi yapılabilir.低身長に対しては、成長ホルモン補充療法の適応となる。
Ilıman bölgelerde birçok ağaç kabuğu her yıl bir büyüme halkası yapar.敷地内にあるトチノキの巨木には毎年たくさんの実がなり落ちてくる。
Bir çocuğun kemik yaşı, büyümesinin ne kadar tamamlandığını ve bundan sonra ne kadar büyüyeceğini gösterir.遺伝説では、何歳のときに近視になり始め何歳までにどこまで進行するかが生まれつき決まっていると考える。
Teorik üretim ekolojisi, ürünlerin büyümesini nicel olarak incelemeye çalışır.理論生産生態学(英語版)は作物の成長の定量的な研究を試みる。
1973 Petrol Krizi İspanya ekonomisini derinden etkilemiş, büyümeyi durdurarak önemli bir krize sürüklemiştir.1973年のオイルショックは日本経済を直撃し、高度成長期は終焉した。
Turizm büyümektedir.観光業が発展している。
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.前年比では2.2%増。
Küçük bir kızın büyümesini konu almıştır.幼い彼女はひとつの成長をする――。
Kendisi Kanada'da doğmuş büyümüştür.祖母はカナダ生まれ。
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.膨張量は極めて小さく、典型的には1年に数ミリ秒以下に過ぎない。
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.ムカデ 大きくなるためのキノコを守っている。
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.歯は無根歯で、一生伸び続ける。
Örneğin, insan büyüme hormonunda ve birkaç sitokrom çeşidinde mevcuttur.例えばヒトの成長ホルモンや何種類かのシトクロムでも見られる。
"Moment 4 Life: iki çocuğun da aynı yerde büyümesi ile ilgili.双生児(そうせいじ)は同じ母親の胎内で同時期に発育して生まれた2人の子供である。
Nüfus artışı dururken, ekonomik büyüme yavaşladı.しかし、人口の増加がほとんどなかったので、経済は停滞した。
Büyümekle ilgili bir hikaye."テーマは「成長」。

İlgili Sayfalar