büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.За стремительные темпы развития в 2005—2007 годах экономика получила звание «Балканского тигра».
Aktif büyüme dönemi ilkbahardır.Активный период роста приходится на весенне-летний период.
2006 yılının ilk çeyreğinde, Jamaika ekonomisi bir büyüme dönemi geçirmiştir.مر الاقتصاد الجامايكي منذ الربع الأول من عام 2006، بفترة من النمو الثابت.
Romanya'da komünizmin kurulmasının ardından, şehir büyümeye devam etti.بعد قيام النظام الشيوعي في رومانيا، أستمرت المدينة بالنمو.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.موسم النمو يستمر 202 يوما في الجزء الغربي من البلاد و 169 يوما في الجزء الشرقي.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.حافظ أبروتسو منذ الخمسينات على نمو اقتصادي مطرد.
Ekonomistler, ürün piyasalarındaki reformlarda çok fazla büyüme görüyorlar.يعزو العديد من الاقتصاديين النمو إلى الإصلاحات في أسواق المنتجات.
1950'lerde yaşanan önemli ekonomik büyüme otomobil üretiminin de önemli derecede artışını sağlar.وهذا النمو الاقتصادي الكبير عام 1950 وفّر زيادة كبيرة في إنتاج السيارات.
Yaldızlı Çağ, özellikle Kuzey ve Batı'da hızlı bir ekonomik büyüme dönemiydi.كان العصر المذهب حقبة نمو اقتصادي سريع، خصوصاً في شمال وغربي البلاد.
Çin gibi bazı Asya ülkelerinin büyümesi sonucu benzin kullanımını artırırken üretim düşecektir.ونتيجة لنمو بعض الدول الآسيوية مثل الصين فقد قل الإنتاج في حين زيادة استخدام البنزين.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.يجب الرئيس ان يكون مواطن فنلندي بالولادة.
Büyüme 1997'de %0.3, 1998'de %-2.3 ve 1999'da %-0.5'e düştü.انخفض النمو إلى 0.3٪ في عام 1997، -2.3٪ في عام 1998، و -0.5٪ في عام 1999.
Birçok diğer Avrupa ülkesi gibi Beyaz Rusya'nın eksi nüfus artışı ve doğal büyüme oranı vardır.مثلها كالعديد من البلدان الأوروبية الأخرى، تعاني بلاروسيا من معدل نمو سكاني سلبي ومعدل نمو طبيعي سلبي.
Hızlı büyüme ve yapısal gelişim Japonya'nın 1868'den beri, iki ekonomik gelişim dönemini karakterize ediyor.النمو السريع والتغير الهيكلي كان سبب تميز فترتين اليابان للتنمية الاقتصادية منذ عام 1868.
Maggie Q, dört kardeş ile büyümüştür.كبرت كيو مع أربعة أشقاء.
Kıl dönmesi kılın deri içine doğru büyümesi halidir.التصوف خُلُق، فمن زاد عليك في الخُلُق، زاد عليك في التصوف.
Ancak Çin'in tahmin ettiği bu tür büyümeyi hiç kimse muhafaza etmemişti.فلم يرتفع حجم التجارة مع الصين كما كانوا يتوقعون.
Tüccar sınıfının büyümemesi için çaba gösterilmiştir.مما يحفز إنشاء طبقة التجار.
Gerçekten de, ürünlerle ilgili olan kültürel bileşenin büyümesi, coğrafyaların kültürel canlılığına bağlıdır.ففي واقع الأمر، فإنّ تزايد أهمية البعد الثقافي المتعلق بالمنتجات يرتبط بالحيوية الثقافية للأقاليم.
Büyüme AB üyeliğinin ilk yıllarında devam etti.استمرار النمو في السنوات الأولى من عضوية الاتحاد الأوروبي.
Ancak 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama %5'tir.في الفترة من 1995 إلى 2005، سجلَت أفريقيا زيادة في معدلات النمو الاقتصادي، بمتوسط 5 ٪ في عام 2005.
Roma'da doğup, büyümüştür.ولدت ونشأت في روما.
Josh ve Kyla adlarında iki kardeşi vardır ve Güney Kaliforniya'da büyümüştür.لديه شقيقان جوش وكايل ، نشأ في جنوب كاليفورنيا.
Sömürge olan Yeni Zelanda'da büyümüş ve Katherine Mansfield kalem adı altında yazarlık yapmıştır.ولدت وترعرت في مستعمرة نيوزيلاندا، و اتخذت من كاثرين مانسفيلد اسم قلمي لها.
Kendiside burada yaşamış ve büyümüştür.نشأ وترعرع في.
Büyüme hücrelerini uyarır.تتحكم في نمو الخلية.
1999'dan bu yana ekonomi toparlandı ve son yıllarda büyüme %4-6 seviyelerine yükseldi.منذ عام 1999 بدأ الاقتصاد في التعافى وتسارع النمو إلى أكثر من 4٪ - 6٪ في السنوات الأخيرة.
Büyümeye yardımcı olmaz.لا ينمو نباتها.
2. Dünya Savaşı'nın ardından Avusturya ekonomisi güçlü büyüme rakamları elde etmiştir.وبعد الحرب العالمية الثانية تزايد عدد المسلمين ليبلغ أرقاما هائلة.
GSYİH büyümesi 2000 yılında ilk kez kaydedilmiş ve bu sekiz yıl boyunca devam etmiştir.وقد سجل نمو الناتج المحلي الإجمالي لأول مرة في عام 2000، واستمر لمدة ثماني سنوات.
Bu mülkiyet önemli bir pazarlama fenomeni olarak büyümüştür.ونمت الممتلكات باعتبارها ظاهرة تجارية رائدة.
1965 ile 1970 arasında üretim ve madenciliğin büyüme oranına eklenen değer ile yılda %17 büyüdüler.بسبب ذلك نمت القيمة المضافة للصناعة والتعدين بمعدل 17٪ سنويا بين عامي 1965 و 1970 .
Başlangıçta bu operasyon başarılı olduğunu düşündü, ancak tümörün büyümesi sadece yavaşlamıştı.في البداية كان يعتقد أن العملية كانت ناجحة، ولكن الورم كان قد أوقف نشاطه.
Bu maksimum büyümenin ötesindeki magnifikasyon bazen “boş magnifikasyon” olarak adlandırılır.وتسمى نفاذية الفراغ المغناطيسية أحيانا "ثابت المغناطيسية ".
Her pulda büyüme halkası görülür.كل منقطة يجب أن تطور.
Besteci Jean Sibelius Hämeenlinna'da doğup büyümüştür.ولد الملحن جان سيبيليوس ونشأ في هامينلينا.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.وبالتالي كان من المتوقع أن يصل النمو إلى نحو 6.5% في عام 2005.
Oyuncular şehir tasarımı ve büyümesinde kişisel amaçlarını takip eder.في تلك اللعبة يتبع اللاعبون تفضيلاتهم الخاصة في البناء والنمو بالمدن.
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.وتراجعت الأجور الحقيقية للعمال نحو 50 في المئة عما كانت عليه في عام 1913.
El bebek gül bebek büyümüştür.حبيبتي زهراء 2000 كان طفلاً..
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.تعداد سكانها في تزايد مستمر.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.لذا يجب أن يتلقى الأطفال الاهتمام والمودة لكي ينشئوا بطريقة صحية.
Başlangıçta büyüme üsteldir fakat daha sonra, doyma başladıkça, büyüme yavaşlar ve olgunluğa ulaşınca durur.إذا بدأ قبل سن البلوغ، فأن النمو يتأخر أو يقف.
İnternet günümüzde genel bir kabul ile her yıl yaklaşık olarak %9 oranında büyüme göstermektedir.نما اقتصاد مصر بمعدل 9 ٪ سنويا لمدة عقد تقريبا.
Büyümesi çabuktur.النمو السريع.
Büyüme hormonu iğneleri bu tanı dışında kesinlikle kullanılmamalıdır.سوف تكون ذرة الهيدروجين هي الوحيدة في الاعتبار هنا إلا في حالة الاستثناء .
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.وتنمو الشجرة ببطء ولها جذع قصير جدا.
Kendisi Kanada'da doğmuş büyümüştür.ولدت في كندا.
Büyüme hormonu eksikliği saptanırsa büyüme hormonu replasman tedavisi yapılabilir.وإذا حدث الاختلال في الغدد النخامية، فمن الممكن حدوث اضطرابات في النمو وسوف يتطلب الأمر علاج هرمون النمو.
Bu nedenle ABA bir büyüme inhibitörü olarak adlandırılır.وهو ما يمكن أن نطلق عليه مذبح Alter.
Bunun sonucu olarak 2003'ün üçüncü çeyreğinde 8.8% büyümüştür.كانت هذه زيادة من 8.4% عن العام السابق.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.عادة تعمل عوامل النمو إلى مايشير إلى الجزيئات بين الخلايا.
1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra dramatik bir büyüme yaşamıştır.وقد شهدت نموًا هائلاً بعد تأسيس جمهورية الصين الشعبية في عام 1949م.
Bu büyümenin bir parçası.هذا أثر على نموه.
Nüfusun artmasının ana sebepleri göç ve daha az oranda doğal büyümedir.يعود النمو السكاني الكندي للهجرة وإلى حد أقل إلى النمو الطبيعي.
Bankalar grubuna en son 1989 yılında Amerikalı bankaları da katılınca banka büyümüştür.ونتج عن ذلك أنه عندما رفع بنك إنجلترا أسعار الفائدة، اضطرت المصارف الكبرى في الولايات المتحدة لفعل الشيء نفسه.
Bu meristemin bulunduğu bölgelere "büyüme noktaları" veya "vegetasyon bölgeleri" adı verilmektedir.وسمى هذه المجالات مجالات الحياة أو "حقول إل".
Sanayi Üretimi Büyüme Hızı: %7.5 (2010 tahm.)وكان معدل نموّ الإنتاج الصناعي: 6.5%، طبقاً لتقديرات عام 2010.
Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonya’nın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu.Fatores econômicos e institucionais complexos afetaram o crescimento do Japão no período pós-guerra.
Şehrin yüksek ekonomik büyüme oranı çok sayıda yatırımcı çekmiştir.A alta taxa de crescimento econômico da cidade tem atraído inúmeros investidores.