büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hermione Ron'a karşı olan hisleri gittikçe büyümektedir.Kriemhilds Gefühle für Eric werden immer größer.
Acımasız dürüstlük, büyüme ve değişimle ilgili.Über Verletzlichkeit, Mut und Veränderung.
Bu büyümenin bir parçası.Diese Unsicherheit ist Teil des Wachsens.
Kıl dönmesi kılın deri içine doğru büyümesi halidir.Auf seinem Heimweg findet er den aus dem Zuchthaus entlassenen Hartig.
Kalp kasları küçülmüştü ve dalak ve safra kesesi kötü bir biçimde büyümüştü.Der Herzmuskel hatte sich zurückgebildet und Milz und Galle waren stark vergrößert.
Ailenin tek çocuğu olarak büyümüştür.Er wuchs als jüngstes Kind der Familie auf.
Patton Jackson, Mississippi'de doğmuş fakat Plano, Texas'ta büyümüştür.John Lomax wurde zwar in Mississippi geboren, wuchs jedoch in Texas auf.
Larvalar büyümelerini tamamladıklarında "prepupae" adı verilen bir evreye girerler.Mit zunehmendem Alter wird dieser Bettelruf zu einem „gigigi…“.
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.Die Bevölkerung des Distrikts wächst stark.
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.Er hilft mit, allfällige Fettnäpfchen zu vermeiden.
Kökün (radide) büyüme noktası, hipokotil kök ekseninin alt ucundan çıkar.Unleash The Untamed Faith Within) Aufstieg aus der Asche.
Ova yerleşme kolaylığı açısından şehirlerin büyümesi ile işgal edilmektedir.Die Stadt vergrößerte sich durch die Eingemeindung dieser Orte beträchtlich.
Sam ve Dean, nasıl öldüreceklerini öğrenerek büyümüştü.Sam und Max werden beauftragt, herauszufinden, was mit ihm passiert ist.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Seit 1950 erlebt Bergneustadt ein starkes industrielles Wachstum.
Altı aylıkken ailesinin Belçika'ya yerleşmesiyle birlikte, bu ülkenin Anvers şehrinde büyümüştür.Sie ist mit sechs Jahren zusammen mit ihrer Familie nach Belgien gezogen und wuchs in Antwerpen auf.
Bu olaydan sonra kendisini "daha büyümüş-olgunlaşmış" hissettiğini söylemiştir.Sie selbst sei, sagt sie, damals noch gewachsen.
Bu demektir ki küp içindeki top sayısı her bir çekişte büyümektedir.Die Anzahl der Kugeln in der Urne wächst dadurch mit jeder Ziehung um eins an.
Ailesiyle bir çiftlikte büyümüştür.Er wuchs dort mit seiner Familie auf einer Farm auf.
Pienaar, annesi ve üç kız kardeşi ile, Johannesburg'un Westbury yakınlarında büyümüştür.Curnen wuchs zusammen mit drei Brüdern in der Nähe von Boston auf.
Minyatür bir kamera en ufak büyümeleri bile görüntüleyecektir.Eine Miniaturkamera machte jedes Wachstum sichtbar.
Büyümeye başlama yaşı 10 ila 15 yaş aralığında değişebilir.Die Art kann zwischen 10 und 15 Jahre alt werden.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Wie belastete Kinder stark und gesund aufwachsen.
Buna bağlı olarak gerçekleşen büyüme, yetmişlere kadar yolunda gitti.Wenn das mit uns passiert, dann haben wir es soweit gepuscht, wie es geht.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Im Jahre 2008 konnte noch ein Wachstum von 6,2 % erzielt werden.
Ancak 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama %5'tir.1995 bis 2005 lag das jährliche Wirtschaftswachstum bei 3 %.
Kobi Ramat Gan'da doğmuş ve büyümüştür.Er wurde in Ramat Gan geboren und wuchs dort auf.
Daha sonra çevreden gelen başka aşiretlerin birbirleriyle kaynaşmasıyla büyümüştür.Zwischen den Erben kam es danach jedoch zu weiteren Fehden um die Erbteilung.
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.Die Quindio-Wachspalme hat ein sehr langsames Wachstum und kann mehrere hundert Jahre alt werden.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Die Arbeit wuchs ständig.
Saçın, büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm'dir.Das menschliche Kopfhaar hat eine Wachstumsgeschwindigkeit von etwa 0,3 mm pro Tag.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Das entspricht einem Wachstum von 2 Prozent gegenüber dem Vorjahr.
Kentin nüfusu buna dayanarak büyümeye başladı.In Folge des Bevölkerungszustroms begann die Stadt stark zu wachsen.
Böylece büyüme engellenir.So verortete sie im Zins einen Wachstumszwang.
Basit üstel büyüme olarak da bilinir.Sie sind nur am Grunde verwachsen.
2000li yıllarda bilgisayar mühendislerinin sorunları katlanarak büyümekteydi.Mitte der 2000er Jahre hielt die Computertechnik Einzug.
Şirket gelişme süreci içinde rakip şirketleri satın alma şeklinde daha da büyümüştür.Das Unternehmen wächst durch den Kauf von Unternehmen.
Hamileliğin 5 ayından itibaren büyüme hızı da artar.Etwa fünf Tage nach der Einnistung steigt die Konzentration an.
2007 mali krizinden sonra bile 1992'den beri kesintisiz olarak ekonomik bir büyümeye sahipti.Hinzu kam eine seit 1992 überproportional steigende Inflationsrate.
Bu da gösteriyor ki, büyüme oranı bölgedeki diğer ülkelere göre daha hızlıdır.Auch hier fällt das Wachstum höher aus als im Rest der Stadt.
Bunun sonucu olarak 2003'ün üçüncü çeyreğinde 8.8% büyümüştür.Dabei verdreifachte sich das Ergebnis von 2006 (8,6 %).
Ailesi iki kız çocuğu ile büyümekteydi.Er wuchs mit zwei Schwestern auf.
Libya'da doğmuş ve Kuzey California'da büyümüştür.Sie wurde in North Carolina geboren und wuchs in Kalifornien auf.
Loretto, Tennessee'de büyümüştür.Chesney wuchs in Tennessee auf.
Polonezköy'de büyümüştür.Er wuchs in Großpolen auf.
Arthrobacter agilis bitki büyümesini destekler.Ottó Herman warb aktiv für den Vogelschutz.
Yıllık büyüme miktarı yaklaşık %10 civarındadır.Das Wirtschaftswachstum liegt durchschnittlich bei rund zehn Prozent pro Jahr.
Messalina, büyük bir ihtimalle Roma'da doğmuş ve büyümüştür.Loretta Napoleoni ist in Rom geboren und aufgewachsen.
İlaçlar büyümeyi hızlandırdı.Les médicaments accéléraient la croissance.
Büyümekte olan enerjisi olmayan bir çocuğun belki de ilaçlara ihtiyacı vardır.Un enfant en pleine croissance qui n'a pas beaucoup d'énergie a peut-être besoin de soins médicaux.
Göden ya da arka bağırsak (rectum): Çok defa kaslı bir kese şeklinde büyümüştür.Par un tir direct ou par un tir vers le ciel qui revient sur la cible (trajectoires tendue et plongeante).
Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonya’nın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu.Des facteurs économiques et institutionnels complexes affectent la croissance d'après-guerre du Japon.
Maggie Q, dört kardeş ile büyümüştür.Maggie Q a grandi avec ses quatre frères et sœurs.
Fakat, 1992'de, Japonya’nın reel GSMH büyümesi %1.7 oranda yavaşlamıştır.En 1992 cependant, la croissance réelle du PNB japonais ralentit à 1,7 %.
Crispina, Roma ya da Volceii'de doğup büyümüştür.Crispina est née et a probablement grandi à Rome ou à Volceii.
1999 büyüme ve yeniden yapılanma yılı olmuştur.1999 a été une année de développement et de réorganisation.
1978'den 2013'e kadar benzeri görülmemiş bir büyüme gerçekleşti; ekonomi yılda% 9.5 arttı.De 1978 à 2014, une croissance sans précédent a lieu, l'économie enregistrant une croissance de 9,5 % par an.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Molde, hızlı bir büyüme yaşadı.Après la Seconde Guerre mondiale, Molde a eu une croissance très importante.
Josh ve Kyla adlarında iki kardeşi vardır ve Güney Kaliforniya'da büyümüştür.Il a deux frères et sœurs, Josh et Kyle, et a grandi en Californie du Sud.
Fransa doğumlu olmasına karşın Macaristan'da büyümüş ve 20 yaşında Macaristan şampiyonu olmuştur.Benko est né en France mais a grandi en Hongrie, il est le champion d'échecs de Hongrie à l'âge de 20 ans.
Dr. Keller, Chippewa Falls, Wisconsin'de doğmuş ve büyümüştür.Le Dr Keller est née et a grandi à Chippewa Falls (Wisconsin, États-Unis).