Ana içeriğe geç
Sözlük

büyümüş ile cümle

büyümüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Je 10x větší než kdy býval Napster ve své nejlepší době, a pořád rosteme.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Jest 10 razy większy niż Napster za swojej świetności i ciągle rośnie.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.이는 Napster가 최고조에 달했을 때보다 10배 이상 크고, 또한 계속 커지고 있습니다.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Nó lớn hơn 10 lần so với Napster, và đó là đỉnh cao, nó vẫn tiếp tục phát triển.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Se on kymmenen kertaa suurempi kuin Napster huipussaan ja kasvu jatkuu edelleen. Suomennos:
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Tízszer nagyobb mint a Napster a legjobb napjaiban, és folyamatosan növekszik.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Είναι 10 φορές μεγαλύτερο από ό,τι ήταν το Napster στο ζενίθ του,
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Είναι 10 φορές μεγαλύτερο από ό,τι ήταν το Napster στο ζενίθ του, και συνεχίζει να αναπτύσσεται. Μετάφραση:
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor.Это в десять раз больше, чем Napster на его пике, и он продолжает расти.
Napster'ın en iyi zamanından 10 kat daha büyümüş durumda ve daha da büyüyor."إنه أكبر بعشر مرات من موقع "نابستر في ذروته،و مازال في طور النمو
- Ne kadar da büyümüşsün.Ai crescut aşa de mult.
- Ne kadar da büyümüşsün.- Estás muito crescida.
- Ne kadar da büyümüşsün. - Sizi görmek ne güzel. - Barselona'ya hoş geldiniz.Je bent zo gegroeid.
- Ne kadar da büyümüşsün.لقد كبرت مرحباً-
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.A ona uměla trochu Vietnamsky, jako dítě, co vyrostlo s vietnamskými přáteli.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.A ona vedela trochu po vietnamsky, keďže ako dieťa vyrastala medzi vietnamskými kamarátmi.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Ela falava um pouco de vietnamita, porque em criança crescera com amigos vietnamitas.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Ella hablaba algo de vietnamita, ya que de pequeña se crió con amigos vietnamitas.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Elle parlait un peu le vietnamien, ayant grandi avec des amis vietnamiens.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.És ő beszélt egy kicsit vietnámiul, mert gyermekként vietnámi barátokkal nőtt fel.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Lei parlava un po' di vietnamita, essendo cresciuta, da bambina, tra amici vietnamiti.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.May mắn là mẹ tôi biết chút ít tiếng Việt, bởi bà đã lớn lên cùng với đám bạn người Việt.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Mówiła trochę po wietnamsku, bo w dzieciństwie miała wietnamskich przyjaciół.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Og hun talte en del vietnamesisk, fordi hun var vokset op med vietnamesiske venner.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Sie konnte etwas Vietnamesisch, weil sie als Kind mit vietnamesischen Freunden aufgewachsen war.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Ze sprak een paar woorden Vietnamees, omdat ze opgegroeid was met Vietnamese vrienden.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Μιλούσε λίγα Βιετναμέζικα, καθώς είχε μεγαλώσει ως παιδί με Βιετναμέζους φίλους.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.А вона говорила трохи по-в'єтнамськи, оскільки в дитинстві в неї були в'єтнамські друзі.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.А она говорила немного по-вьетнамски, так как ребёнком росла с вьетнамскими друзьями.
O da bazı Vietnamlılar ile konuştu, Vietnamlı arkadaşları ile büyümüş bir çocuk olarak.Тя говореше малко виетнамски, като дете е расла с приятели виетнамци.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.10일 뒤에 쥐의 편도를 쟀더니 쥐의 뇌 속에 있는 유사한 부분이 자라났습니다.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.A tíz nap végén megint megmérték az amygdalájukat, és a patkányagy analóg része is megnőtt.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.Čez deset dni so jim izmerili amigdalo in točno ta analogni del podganjih možganov je zrasel.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.Danach wurde die Amygdala erneut gemessen und der entsprechende Hirnteil war gewachsen.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.Po 10 dniach zmierzyli ich ciała migdałowate, i u szczurów ta część mózgu powiększyła się.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.Po deseti dnech změřili jejich amygdalu a na rozdíl od našeho testu zjistili nárůst této části, amygdaly.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.Tras los 10 días, les midieron su amígdala y esta misma parte análoga del cerebro de la rata creció.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.ובסוף עשרת הימים ההם, הם מדדו את השקד שלהם , ובדיוק אותו האיזור המקביל של מוח עכברוש גדל.
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.كتعريضها لأشياء تخيفها مثلا ثم أعادوا القياس ورأوا زيادة في حجم الاميجدالا
On günün sonunda, amigdalalarını tekrar ölçmüşler ve farenin beynindeki bu bölgenin büyümüş olduğu görülmüş.ネズミの脳の扁桃体が 大きくなっていたのです ヒトでは扁桃体の灰白質濃度が減少し げっ歯類では扁桃体が大きくなったわけです
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.De har vant sig vid deras ansikten, de tycker de är speciella.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Elas habituaram-se aos seus rostos; acham-se especiais.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Ils se sont habitués à leur visage ; ils les trouvent spéciaux.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.아이들은 자기 얼굴에 익숙하게 성장합니다. 아이들은 스스로가 특별하다고 생각하죠.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Przyzwyczaili się do ich wyglądu; uważają, że są wyjątkowe.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.S-au obișnuit cu fețele lor; îi cred speciali.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Se han acostumbrado a su rostro y piensan que son especiales.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Sie haben sich an ihre Gesichter gewöhnt, sie halten sie für etwas Besonderes.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Sono abituati al loro viso; pensano che sono speciali.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Trẻ lớn lên và quen dần với khuôn mặt của mình; chúng nghĩ chúng rất đặc biệt.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Ze zijn gewend geraakt aan hun gezicht; ze denken dat ze speciaal zijn.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Zvykli si již na jejich obličej; myslí si, že jsou jedineční.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Діти звикають до свого обличчя і вважають його особливим.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Они привыкли к их лицу и считают их особенными.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Те са свикнали с вида на лицата им и ги възприемат като специални.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.הם התרגלו לפרצופים שלהם. הם חושבים שהם מיוחדים.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.سيكبرون متعودين على وجوههم ، يظنون انهم مميزون.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.事実 両親が病変の
O, oyuncaklar yerine aletlerle oynayarak büyümüş bir çocuktu.Cậu ấy chỉ là 1 đứa trẻ lớn lên chơi với những dụng cụ thay vì đồ chơi
O, oyuncaklar yerine aletlerle oynayarak büyümüş bir çocuktu.C'est juste un enfant qui a grandi en jouant avec des outils plutôt qu'avec des jouets.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod