büyüleyici ile cümle
büyüleyici kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Det er en glamorøs pink nuance." Så jeg spurgte dem, "Jamen, hvordan kan jeg kende dem fra hinanden?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"E o nuanţă încântătoare de roz " Şi atunci le-am întrebat "Păi, cum le deosebesc?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?Es ist eine glamouröse Nuance von pink." Und so fragte ich sie, "Nun, wie kann ich sie auseinander halten?"
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Es un tono de rosa glamoroso". Así que les pregunté: "Bueno, ¿cómo los distingo?"
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"E' una sfumatura di rosa affascinante." Quindi ho chiesto "Bene, come le distinguo?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Het is een glamoureus soort roze." En dus vroeg ik: "Hoe kan ik ze uit elkaar houden?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Itu jenis merah jambu yang glamor." Jadi saya tanya pada keduanya, "Lalu bagaimana membedakannya ?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Je to okouzlující odstín růžové." Tak jsem se zeptala obou: "A čím se liší?"
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Je to okúzľujúci odtieň ružovej." Tak som sa ich spýtala: "Nuž, ale ako ich mám rozlíšiť?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"매혹적인 핑크 색이죠." 그래서 그들에게, "음, 제가 어떻게 그것들을 구별할 수 있을까요?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Nó là tông màu hồng duyên dáng" Và tôi hỏi " Làm sao tôi phân biệt được?"
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Parece-se com o quê?" "É um tom rosa glamoroso." Então eu perguntei:
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Se on tyylikäs pinkin sävy." Joten kysyin heiltä: "Miten ne erottaa toisistaan?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"To taki wytworny odcień różu." Więc zapytałam: "Jak odróżniacie jeden od drugiego?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Είναι μια εντυπωσιακή απόχρωση του ροζ." Οπότε ρώτησα και τις δύο: "Και πώς τις ξεχωρίζει κανείς;
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Един много изящен цвят розово." И тогава ги попитах, "Добре, как да ги различа?"
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Це ефектний відтінок рожевого". Тоді я їх запитала: "А як мені відрізнити ці два відтінки?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"Это гламурный оттенок розового". И я спросила их: "А как я должна их различать?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?"זה גוון זוהר של ורוד." אז שאלתי אותם: "אז איך אני מבחינה ביניהם?
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?قالت انه يبدو لون مميز زهري ومن ثم سألت كيف يمكن التميز بين الاثنين
" Pembenin büyüleyici bir tonu. " sonlara onlara sordum, " Nasıl ayırt edeyim?今度は2人に尋ねました "2色の違いは何?"
Robicsek, bu kesinlikle büyüleyici bir koleksiyon.""Dehát doktor Robicsek, ez egyszerűen káprázatos."
Robicsek, bu kesinlikle büyüleyici bir koleksiyon.""Dr. Robicsek, isto é absolutamente deslumbrante."
Robicsek, bu kesinlikle büyüleyici bir koleksiyon." "Evet," dedi.「うむ」と博士 「ルーブル美術館も同じことを言った
Robicsek, bu kesinlikle büyüleyici bir koleksiyon."Robicsek, dit is absoluut beeldig."
Robicsek, bu kesinlikle büyüleyici bir koleksiyon."Robicsek, este absolut uimitor."
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.A vörösbegy volt, nyilván egy izgalmas, merész hangulatot.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Das Rotkehlchen war offenbar in eine faszinierende, fett Stimmung.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.El petirrojo estaba evidentemente en un estado de ánimo fascinante y audaz.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Het roodborstje was blijkbaar in een fascinerende, gedurfde stemming.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Il pettirosso era evidentemente in un affascinante, stato d'animo audace.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.로빈은 매혹적인, 대담한 분위기 분명히했다.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Le merle était évidemment dans un fascinant, d'humeur audacieuse.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.O robin era, evidentemente, em um modo fascinante em negrito.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin a fost evident într-o stare de spirit fascinant, bold.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin bol zrejme vo fascinujúcej, odvážne náladu.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin był ewidentnie w fascynujący, nastrój pogrubione.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin byl zřejmě ve fascinující, odvážné náladu.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin được rõ ràng trong một tâm trạng hấp dẫn, táo bạo.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin itu jelas dalam suasana hati, berani menarik.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin je bil očitno v fascinantno, krepko razpoloženje.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Robin oli ilmeisesti kiehtova, rohkea mieliala.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.The Robin var åbenbart i en fascinerende, fed stemning.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.The Robin var tydligen i en fascinerande, fet stämning.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Ο Robin ήταν προφανώς σε μια συναρπαστική, τολμηρή διάθεση.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Робин был, очевидно, в увлекательной, смелые настроения.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Робин е очевидно в очарователни, смели настроение.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.Робін був, очевидно, в захоплюючій, сміливі настрою.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.רובין היה כנראה במצב רוח, נועז ומרתק.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.كان روبن الواضح في المزاج ، ورائعة جريئة.
Robin büyüleyici, cesur bir ruh hali içinde belirgin oldu.彼が近づく飛び乗ったと、ますます愛想ベンWeatherstaffを見た。
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Acho que é extremamente fascinante e uma componente importante da saúde.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Cred că este incredibil de fascinant şi reprezintă o componentă a sănătăţii.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Credo che sia incredibilmente affascinante, ed è una componente importante della salute.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Creo que es increíblemente fascinante y un componente importante de la salud.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Het is ongelooflijk fascinerend en een belangrijke component van de gezondheid.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Ich finde sie unglaublich faszinierend und halte sie für einen wichtigen Teil der Gesundheit.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Je pense que c'est incroyablement fascinant et un composant important de la santé.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.저는 마취가 매우 흥미롭고 의료의 중요한 요소라고 생각합니다.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.Saya rasa hal ini sangat luar biasa dan komponen yang penting dari kesehatan.