büyükanne ile cümle
büyükanne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.Mijn grootouders stierven voordat ik groot was, en mijn moeder stierf toen ik in het buitenland was.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.Mis abuelos murieron antes de que creciera y mi madre estando yo fuera.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.Os meus avós morreram antes de eu crescer, E minha mãe morreu quando eu estava fora.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.Starih staršev se ne spomnim, mati je umrla, ko sem bil v tujini.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.Οι παππούδες μου πέθαναν πριν μεγαλώσω, και η μητέρα μου πέθανε ενώ βρισκόμουν στο εξωτερικό.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.Мои бабушка и дедушка умерли, когда я был маленьким, а когда умерла мама, я был за границей.
Büyükbabam ve büyükannem ben küçükken ölmüş... ...annem de ben yurt dışındayken hayatını kaybetti.جداي توفيا عندما كنت صغيرا و أمي توفيت عندما كنت خارج الوطن
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Ahora yo nunca realmente les pedí nada a mis abuelos.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Ich verlangte nie etwas von meinen Großeltern.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Ik heb mijn grootouders eigenlijk nooit om iets gevraagd.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Jag har aldrig direkt bett mina morföräldrar om någonting
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.저는 정말 조부모님께 어떤 것도 바라지 않았습니다.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Mais je n'ai jamais vraiment rien demandé à mes grands-parents.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Nem igazán kértem soha semmit a nagyszüleimtől.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Nigdy nie prosiłem o nic moich dziadków.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Non ho mai davvero chiesto qualcosa ai miei nonni.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim. Sadece iki şey:Nunca pedi nada aos meus avós, a não ser duas coisas:
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Tôi chưa bao giờ đòi hỏi ông bà mình bất cứ thứ j cả.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Ποτέ δεν ζήτησα κάτι απ' τον παππού και τη γιαγιά μου.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Я ніколи ні про що не просив бабусю і дідуся.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.Я почти никогда ничего не просил у дедушки и бабушки.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.אף פעם לא באמת ביקשתי מהסבים שלי שום דבר.
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.الآن لا أطلب جدي أي شيء أبداً
Büyükbabam ve büyükannemden hiçbir şey istemedim.実はふたつだけ... 偉大なるハムスターのラスティー
Büyük büyük büyükanne de okuyamazdı.Anche la bis-bisnonna non poteva leggerli.
Büyük büyük büyükanne de okuyamazdı.A nossa trisavó também não.
Büyük büyük büyükanne de okuyamazdı.제 선조 할머니도 그런 건 전혀 모르셨죠.
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.그래서 결국 그는 절 불러 "당신이 150명의 할머니를 훈련 시킬 수 있겠소?" 물었죠
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Alors il m'a appelé à l'aide et a dit, "Pouvez-vous me former 150 grands-mères?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Aşa că m-a chemat şi a zis, "Poţi să-mi instruieşti 150 de bunici?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Behívott tehát és azt mondta "Ki tudnál képezni 150 nagymamát?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.El presidente me llamó: "¿Puede enseñar a 150 abuelas?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Hän kutsui minut ja sanoi: "Voitko kouluttaa 150 isoäitiä?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Hij riep me bij zich en zei: 'Kunt je me 150 oma's opleiden?'
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Kemudian dia memanggil saya dan berkata, "Dapatkah Anda mengajari 150 nenek?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Nakonec předvolal mě a řekl, "Můžete mi vyškolit 150 babiček?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi."Pode treinar-me 150 avós?" Eu disse:
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Prezydent spytał, czy mogę wyuczyć mu 150 babć.
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Quindi mi ha chiamato e mi ha chiesto: "Mi puoi istruire 150 nonne?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Så tilkaldte han mig og sagde, "Kan du træne mig 150 bedstemødre?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.So liess er mich rufen und sagte, "Können Sie 150 Grossmütter für mich ausbilden?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Thế là ông ấy lệnh gọi tôi rồi hỏi "Ông có thể đào tạo cho tôi 150 cụ bà không?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Έτσι με φώναξε και μου είπε: "Μπορείς να εκπαιδεύσεις 150 γιαγιάδες;"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Він запросив мене і спитав: "Ти можеш підготувати для мене 150 бабусь?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.И така президентът ме повика и каза, "Можеш ли да обучиш 150 баби?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.Он вызвал меня к себе и спросил: "Можете вы обучить 150 бабушек?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.אז הוא זימן אותי אליו ושאל "אתה יכול להכשיר בשבילי 150 סבתות?"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.فا إستدعاني وقال: "هل تستطيع تدريب 150 جدة لي؟"
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.私は「自分にはできませんが
Daha sonra beni davet edip "Bana 150 büyükanne eğitebilir misin?" dedi.總統傳召咗我 問我可唔可以幫佢培訓 150 位阿婆
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Aber er lud mich ein, zu einer Zeremonie, die sie für ihre Großmutter an diesem Tag hatten.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Ale zaprosił mnie na ceremonię odbywającą się tego dnia na cześć ich babki.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Dar el m-a invitat la o ceremonie care avea loc în ziua respectivă, în amintirea bunicii ei.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.하지만 그는 할머니의 기일에 저를 불렀습니다.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Maar hij nodigde me uit om naar een ceremonie te komen die ze deze dag hadden voor de grootmoeder.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Mais il m'a invité à venir à une cérémonie qu'ils avaient ce jour-là pour sa grand-mère.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Ma lui mi invitò a venire ad una cerimonia che avrebbero tenuto quel giorno per la nonna della bambina.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Nhưng ông ta đã mời tôi đi dự một buổi lễ dành cho bà cụ trong ngày hôm đó.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Pero él me invitó a ir a una ceremonia que harían ese día en honor a la abuela.
Dayı beni bir törene davet etti, büyükanneyi anma törenine.Αλλά με κάλεσε σε μια τελετή που έκαναν εκείνη τη μέρα για τη γιαγιά.